Puan vermedi·95 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 17:39
KÖR BAYKUŞ-SÂDIK HİDÂYET,86 sayfa Yine canım ,tatlım,yol arkadaşım,sevgidaşım Sevilay ‘ımla okuduk,irdeledik,baş başa verdik ,bu zor okumanın da üstesinden geldik çok şükür. Sadık Hidayet zor okunan bir yazar ve ilk kez Kör Baykuş kitabı ile tanıştım. Daha sayfaların başında ben ne okumaya başladım dedim.Kitabın bir önsözü var çevirmen Behçet Necatigil tarafından yazılan, bir de son sözü…Onu da yine İran’ın en önemli yazarlarından Bozorg Alevi yazmış.Küçük bir ipucu ;bu sefer kitabı okurken önsözden değil son sözü okuyarak başlayın…Bozorg Alevi’nin yazdıklarını okuyunca yazarın nasıl bir kişilik ve ruh halinde olduğunu da anlıyorsunuz. “ Hayat hikayemde önemli bir şey yok, başımdan ilginç olaylar geçmedi. Ne yüksek bir mevki sahibiyim, ne de sağlam bir diplomam var. Okulda hiçbir zaman örnek bir öğrenci olamadım, başarısızlıklar her yerde buldu beni. Nerede çalışırsam çalışayım silik, unutulmuş bir memurdum; şefleri memnun edemedim. İstifa ettim mi seviniyorlardı…Bırak gitsin, yaramaz! Çevrem böyle görüyordu beni, haklıydılar belki de.” Bu sözler yazar Sadık Hidayet ‘e ait. Ölümünden birkaç yıl önce söylemiş.Paris’te bir apartman dairesinde hava gazı ile intihar eden yazarın hayatını okuduğumuzda ki sıradan bir kişi olmadığını görüyoruz.İran’ın saygın ailelerinden( eniştesi Başbakan),Tahran’da bir Fransız Koleji’nde okumuş, Paris’te öğrenimine devam etmiş,döndüğünde ailesinin nüfuzundan yararlanmadan hayatını sürdürmüş,katiplik yapmış,yazmış.Ana dili gibi Fransızca bilen yazar kitabını Farsça yazmış. Kör Baykuş kitabının ilk yayını Hindistan’da yapılmış.İran’da satışı yasaklanmış.İran’ın modern Yani Şah dönemi bile yasaklar ile geçmiş yazarlar için…O döneme göre yazdıkları çok modern ve ileri uçta olması o dönem Şah döneminde bile yadırganmış. ”Yaralar vardır
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,7bin okunma
10/10
·265 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 13:35
Bu kitap benim için o kadar şok ediciydi ki! Çünkü hiçbir beklentime uymadı. Öncelikle bu kitabın fantastik bir kitap olabileceğini düşünüyordum. Kapağından da tam bir çocuk kitabı gibi bir hissiyat vardı Ben de kafa dağıtmak için şirin bir hikaye okuyabileceğimi düşündüm. Ama hikaye beni öyle bir şaşırttı ki anlatamam. Bu kitabın bu kadar hüzünlü olacağını düşünmemiştim. Konu (Spoilersiz) Cullian adası Cüzam hastalığına sahip insanların zorla getirildiği bir adadır. Amihan'ın annesi de cüzam hastalığına sahip olduğu için yıllar önce bu adaya getirilmişti. Annesi Amihan'a titizlikle baktığı için yaşamını sağlıklı bir şekilde yaşadı. Bir gün adaya yabancı insanların gelmesiyle her şey mahvoldu. Hükümetin verdiği kararla lekeliler ve lekesizler kasabanın farklı yerinde yaşamak zorunda kalır. Ama 18 yaş altındaki çocuklar başka bir adaya götürülerek topluma kazandırılacaktır. Amihan annesinin yanında kalmak için dil dökse de yetkililer annesi ve onu ayırır. Fakat Amihan pes etmez. Annesine dönmenin bir yolunu bulmaya karar verir.
Her Şeyin Sonundaki AdaKiran Millwood Hargrave · Yabancı Yayınları · 201875 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·248 syf.··
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 18:00
KitabTopya Təhlil 19 yaşında cəmi 19 günə bu cür möhtəşəm bir kitab ərsəyə gətirmək asan deyil və Vüsal Kamil bunu yüksək səviyyədə bacarıb. Roman janrında olan kitabda həm detektivlik, həm də dram elementləri var və mənə görə, eyni zamanda maarifləndirici tərəfi də diqqət çəkir. Kitabın mövzusu həyatında hər şey yolunda gedən Ümmanın qəfil aldığı bəd xəbərlə — cüzam xəstəliyinə tutulması ilə başlayır. Təsəvvür edin, arzularınız, planlarınız, sevdiyiniz insanla qurmaq istədiyiniz gələcək var və bir anda hər şey yarımçıq qalır. Cəmiyyət tərəfindən təcrid olunaraq Umbakıda yerləşən Cüzam xəstəxanasına göndərilirsiniz. Hadisələr Bakı, Gəncə və Umbakı arasında cərəyan edir ki, bu da romana dinamiklik qatır. Kitab son dərəcə axıcı və maraqlıdır. Qatili tapa bilməyimə baxmayaraq, oxuma həvəsim heç azalmadı. Yazıçının dediyi “Mən qatili gizlədib oxucunu romanda saxlamaq istəmədim” fikrindən sonra bu nüans mənə daha məntiqli gəldi. Çünki bu romanda maraq təkcə qatilin kim olması deyil, hadisələrin özüdür. Zamanım olsaydı, bir günə rahatlıqla bitirərdim. Məni ən çox sarsıdan məqamlardan biri cüzam xəstələrinin cəmiyyətdən necə təcrid edildiyini görmək oldu. Kitabda bir qızı Umbakıya aparmazdan əvvəl ona qəbir qazırlar ki, camaat onun öldüyünü sansın. Öz qəbrini görmək, öz ehsanını yemək… bunun nə qədər ağır olduğunu təsəvvür etmək belə çətindir. Ümumilikdə kitab mənim üçün 5/5 oldu. Axtarış səhnələri, Umbakıda baş verən hadisələr, obrazların yaşadığı daxili ağrılar — hər səhifə maraqlı və təsirlidir. Bir xəstəliyin insanı sevdiklərindən, arzularından ayırması olduqca ağır bir hissdir və Umbakıya yerləşdirilən hər kəs səssizcə ölümünü gözləməyə məhkum edilir. Bu kitab mənim ən sevdiklərim siyahısına daxil olmağa tam layiqdir. Uğurlar @vusal.kamil
Soyuq cəhənnəmVüsal Kamil · Parlaq imzalar · 027 okunma
O altı harfli tatlı, hep boğazlarda kaldı.
10/10
·248 syf.··
2025 107. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2025 12:55
Yaralarınız var değil mi? İçinize işleyen, kabuk bağladı sandıkça kanayan, kanadıkça sızladığınız. Fark etmeden ruhunuzda taşıdığınız, hayatta başarılı, zengin, sevilen, tercih edilen biri olarak kapatmaya çalıştığınız yaralar. Hatta öyle zamanlar oluyor ki, o yaraları kapatmak için insanlara sığınıyor, kendinizi koşulsuz teslim ediyor, ancak zamanla yaralarınıza iyi gelmek yerine daha çok kanattıklarını fark ediyorsunuz. Ne yapsanız, ne etseniz, ne tutsanız olmuyor. “Herkese ben koşuyorum, kimseye yetemiyorum, kimseye de yaranamıyorum.” “Kes bütün iplerini. Sen kukla değilsin. Kaderinin hakkını veren müthiş bir oyuncusun.” Sonra fark ediyorsun ki, kendisine iyi gelmeyene kimse iyi gelmiyormuş, Sonra fark ediyorsun ki, kendi gözyaşını silmeyenin gözyaşını kimse silmiyormuş, Sonra fark ediyorsun ki, kendisini anlamayanı kimse anlamıyormuş, Ve sonra fark ediyorsun ki, hayatını kendisi için harcamayana kimse bir hayat vermiyormuş. Öyle geç gelen bir farkındalık ki: “Kimseyle yorulmak istemiyorum, yeterince yoruldum.” “Kimsesizin halinden kimsesiz anlar.” Bir haber okumuştum geçtiğimiz yıllarda, “Elazığ’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden 12 yaşındaki ağır zihinsel engelli kızın cenazesi, annesinin cenazeyi kabul etmemesi nedeniyle kimsesizler mezarlığına gömüldü.” Kimsesizler Mezarlığı… Kime diyoruz “kimsesiz” diye? Kimsesi ölene mi? Kimsesini içinde öldürene mi? Türk Dil Kurumu’nun bir tanımının canımı yakacağı aklıma gelmezdi: “Boş, ıssız, içinde kimse bulunmayan.” O iç, yüreğimizin ta içi olabilir mi? Oradaki kocaman boşluk… En derin ıssızlıklar insanların yüreklerindekiler değil midir? İki hayat, iki kayboluş, iki yara… Tüm yaralar bir şekilde geçiyor da aile yaralarını bir ömür sırtında taşıyor insan. “Ayakkabı vurduğunda ayağının arkasında bir
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
Beş Şehir Kitap Tahlili
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2025 09:47
Beş Şehir Ahmet Hamdi Tanpınar Tanpınar Beş Şehir adlı kitabında İstanbul'a madde ve mana olmak üzere iki yönden bakmıştır. MADDE: " Tarih, mimari,peyzaj, ticaret hayatı, yaşam,sanat, şehrin görünümü, İstanbul'dan insan manzaraları, semtlere bakış, eğlence hayatı v.b. " Tarih: Yazar, tarihi kullanarak İstanbul'daki değişimi, insanların değişimini hatta İstanbul ile başka şehirlerle arasında ilişki kurmada kullanmıştır. Örnek: " Birinci Dünya Harbi'nden sonraki Fransız nesrinde hemen on yıl önceki Paris'in hasreti belli başlı bir temadır. İstanbul böyle değişmedi, 1908 ile 1923 arasındaki on beş yıl o eski hüviyetinden tamamıyla çıktı. Meşrutiyet inkılâbı, üç büyük muharebe, birbiri üstüne bir yığın küçük, büyük yangın, malî buhranlar, imparatorluğun tasfiyesi, yüzyıldır eşiğinde başımızı kaşıyarak durdurduğumuz bir medeniyeti nihayet 1923'de olduğu gibi kabullenmemiz onun eski hüviyetini tamamıyla giderdi. " Mimari: İstanbul'un eski halini ve şimdiki halini karşılaştırırken eski mimari ile yeni mimari hakkında bilgi vermektedir. Mimarinin yanında kullanılan eşyalardan da bahsetmiştir. Örnek: " İstanbul'un asıl iç manzarasını şehnişinleri, cumba ve çıkmalarıyla, saçak ve sayvanlarıyla, bir kadife gibi yumuşak çizgileri ve süsleriyle çok renkli olan bu sivil mimari yapardı. " Örnek: " Çocukluğunda, İstanbul'un hemen her evinde, saat başlarında, ' Entarisi ala benziyor' u, yahut ' Üsküdar 'dan geçer iken' çalan masa saatleri vardı." İstanbul'dan İnsan Manzaraları: Yazar, İstanbul'daki sokaklarda insanların yaşamını incelemiştir. Örnek: " Satıcı sesleri bunlardan biriydi. Eski İstanbul mahallelerinde bu sesler bütün bir günü baştanbaşa idare eder, saatlerin rengini verirdi." Eğlence Hayatı: Eski İstanbul ile yaşadığı İstanbul'un eğlence anlayışını karşılaştırmıştır. Örnek: " Şehirde yeni
Beş ŞehirAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202414,3bin okunma
8/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2025 265. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2025 23:12
Ayşe Kulin 'in, Türkân Saylan 'ın gençken yazdığı özel mektuplarından yola çıkarak kurguladığı romanı. türkan saylan'ın yaptığı, yapmaya cesaret ettiği şeylere hayran olmamak elde değil. ey kendini yalnızlığa hapseden ve güzel insanları hep üzen ülkem :ne zaman kıymet bileceksin? her aydına,her aydınlığa gönül vermiş insana "dinsiz" yaftası vuran kendini bilmezler başta olmak üzere,kaçımız cüzam gibi bulaşıcı ve tehlikeli bir hastalığa yakalanmış bir insana yardım edebiliriz? kaçımız dokunabiliriz? kaçımız hayatlarını insan gibi sürebilmeleri için imkan sağlayabiliriz onlara?
1000Kitap
TürkanAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20186bin okunma