6/10
·214 syf.··
2022 13. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2022 22:37
Bu kitabı özellikle Zarifoğlu’nu tanımak, nasıl bir anlayış içinde yaşadığını öğrenmek ve çevresinin nasıl bir portre çizdiğini öğrenmek isteyenler için bir giriş niteliğinde diyebiliriz. Kitap 2 bölümden oluşuyor. İlk bölümde; Zarifoğlu ile soru-cevap niteliğinde, ikinci bölümde; Zarifoğlu'nun arkadaşlarının onun hakkında anlattığı anıları ve eleştirilerine dair soru-cevap niteliğinde. Zarifoğlu 'na soru sorup bir cevap alabilmek çok zor. Sevmediği, gereksiz gördüğü bir soruya ya cevap vermiyor ya da lafı çeviriyor ve kendi anlamak istediği şekilde anlıyor. Mesela kitaptan bir kısım: FK -Bir yazar, "Bir şair için en dayanılmazı, en kırıcısı ona anlaşılmaz oldugunun söylenmesidir" diyor. Eğer bu söylenen doğruysa yıllardır nasıl dayandınız? CZ -Ben degil, anlaşılmaz bulanlar nasıl dayandılar? Bu soruyu asıl onlara sormak gerekli. :) Kitap şu iki unsur etrafında konuşluyor; Zarifoğlu'nun şiirlerinin anlaşılmaz oluşu (vermiş olduğum örnekte Zarifoğlu cevaplamıştı), ikinci unsur ise; Zarifoğlu'nun neden çocuk edebiyatına yöneldiği?.. Aslında Zarifoğlu çocuklara diye yazdığı kitaplar ebeveynlere ve yetişkinlere. "Çocuk kitaplarımı önce anne babalar okusun,sonra çocuklara okutulsun ve üstüne konuşulsun isterim ben bu niyetle yazdım" diyor Zarifoğlu. Mesleğim gereği bu aralar çocuk kitapları üzerine yoğunlaştım. Zarifoğlu'nun çocuklar adına yazmış olduğu bu kitaplar benim için önem taşıyor. Şimdi ikinci bölümden bahsedeyim: Zarifoğlu'nun hayata bakış açısı, kişiliği ve özgünlüğünü çok daha iyi anlıyoruz. Bu kitapta onu övebilecek arkadaşlarından değildim ama kendi çevreme onu en güzel övgüyle anlatıyorum. Sizde yedi güzel adamdan biri olan bu güzel şairi tanımak için ilk bu kitaptan başlayabilirsiniz.
Edebiyat
KonuşmalarCahit Zarifoğlu · Beyan Yayınları · 2019444 okunma
Dê bibe Zehmet lê ji kerema xwe re bixwînin :)
10/10
·354 syf.·
2022 31. kitabı
Merheba hevalno, îro ez ê perçeyek girîng a ji Kûllîyata Ehmedê Xanî bi navê Eqîdeya 'Îmanê (bi Tirkî inanç risalesi) analiz bikim û lêkolînim. Di serî de ez dixwazim di derbarê Ehmedê Xanî de hin agahiyan bidim we. Helbestvanê Kurd ê hêja Ehmedê xanî, ji bilî navê xwe, nasnavên “Mela”, “Pepûk” û “Kurdî” jî bi kar aniye.Bi navê “çalê” (bi Tirkî Çukur) tê zanîn niha jî "Çelê" (Çukurca ) û îro di nav sînorên Colemêrgê de xanek hatibû çêkirin. Bi demê re li vir gundek ava bûye û jê re dibêjin Xan. Ehmedê Xanî ku bi eslê xwe ji Bazîd bû û eşîra wî Xanî li vir bi cih bûne û li gel eşîrên Pinyanîşî û Ertûşiyan re dijîn.Ehmedê xanî li Bazîdê ku lê ji dayîk bûye dawî li jiyana xwe ji li vir anî.Ji bo ziman, edebiyat û dîroka kurdî gelek ked da. 4 berhemên Ehmedê Xanî hene ku em wan teqez dizanin. ji van ya herî girîng Mem û Zîn e. 1-Nûbehara Biçûkan 2-Eqîdeya Îmanê 3-Dîwan 4-Mem û Zîn Nûbehera Biçûkan ( Çocukların Yenibahar 'ı) wek ferhengekê ye û Ji berê ve li Iraqê di medreseyan de wek pirtûkek dersê ji zarokan re tê hînkirin. û dema ku ev pirtûkên wî werin lêkolînkirin, tê fêmkirin ku ew mezheba fikhî da şafiî, mezheba Îtikadî da Sûnnî- Eş'erî û ji nava Tarîkadan da jî Neqşbendî ye. Em werin ser naveroka pirtûkê. Pirtûk a Ehmedê Xanî ye lê analîz û şîrove ji aliyê Mamoste Kadri Yıldırım ve hatiye kirin .Eqîdeya Îmanê berhemeke helbestî ye ku ji 70 dubendiyan (beyit)pêk tê û li gor bîr û boçûna mezheba sunnî/eş'erî ku yek ji rêgezên baweriya îslamê ye hatiye nivîsandin.Di vê xebatê de ku di çarçoveya zanista Akaîd/kelamê de ye, li gorî metodolojiya vê zanistê prensîbên baweriyê (a îmanê ) di sê kategoriyan de hatine destgirtin. Teolojî (mijarên îlahî): Hebûn, Yekîtî û Taybetmendiyên Xwedê; çarenûs (qeder) û azadiya mirovan, têkiliya bawerî-çalakiyê; rewşa gunehkarê mezin
Kurdî
Eqîdeya îmanêEhmedê Xanî · Avesta Yayınları · 200835 okunma
Reklam
8/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2022 29. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2022 07:25
Əsər lirik və satirik şeirlər, poema və hekayəlırdən ibarət idi. Hekayələr arasında mənə ən çox təsir edən "Gülzar" və "Dilbər" oldu. Haqqlarında danışmayacağam. Mən sadəcə lirik şeirlərini oxudum. Ən sevdiklərim: ANA Əgər bütün bəşəriyyət ədüvvi-canım оla, Ürək süqut eləməz aldığı mətanətdən. Ricavü xəvfə məkan vermərəm gər alimlər, Min il vəz edələr dəhşəti-qiyamətdən. Pələnglər tuta dövrüm, çəkinmərəm haşa, Və ya ki, vəd edələr dövləti-cahanı mənə Ki, bir kəsə baş əyib əczimi bəyan eləyim,* Əyilmərəm nə ki, yer, versələr səmanı genə. Yanımda gər dura cəllad əlində şəmşiri, Ölüm gücilə mənə hökm edə оlum təslim, Əyilmərəm yenə haşa! Ölüm nədir ki, оnun Gücilə xalqa həqiranə eyləyim təzim? Cahanda yоx elə bir qüvvə baş əyim оna mən, Fəqət nə güclü, zəif bir vücud var, yahu, Ki, hazıram yıxılım xaki-payinə hər gün, Öpüm ayağını əcz ilə. Kimdir о? Nədir о? Ana! Ana!.. О adın qarşısında bir qultək Həmişə səcdədə оlmaq mənə fəxarətdir; Оnun əliylə bəla bəhrinə yuvarlansam, Genə xəyal edərəm bəzmi-istirahətdir. Əs, ey külək, bağır, ey bəhri-biaman, ləpələn! Atıl cahana sən, ey ildırım, alış, parla!
Əsərləri - I cildCafer Cabbarlı · Şərq-Qərb · 2005140 okunma
10/10
·229 syf.··
Beğendi
·
2019 3. kitabı
Romanı ve yazarı anlamak 2 noktayı çözmekten geçiyor. Bunlardan biri yazar nerden beslenmistir? İkincisi de Yazar bu romanı yazarken neyi dert etmiştir? Bu iki soru ile gerçek sizi romanın ete kemiğe bürünmesine anlam kazanmasına , önde anlatılanı değil romanın arka planını anlamak, yazılanın ötesine geçmemizi sağlar. Bunun bizdeki hazzı keyfi bambaşkadır. Kitap okurken bir diğer derdim de beni gerçeğe hakikate götürmesidir. Yoksa Tevrat yüklü eşeklere döneriz. İncelememi adım adım yapalım. Önce Lem hangi yıllarda yaşamış ve yazdığı romandaki gibi o dönemdeki Dünyadaki bilimsel çalışmaları incelediğimizde ; inanılmaz üzeri örtülemez bir gerçek ile karşılaştım. O tarihlerde Kutuplara yapılan seyahat ve keşif - Amiral Byrd tarafından yapılan keşif- Bryd ‘ın sorgulamaları- Birleşmiş Milletlerin Antartika için yaptığı anlaşma- Bryd’ın hikayesi vs.vs. Araştırdıkça okudum. Okudukça araştırdım. Kısacası ürperdim. Romandaki hikayenin gerçek olması ve bilgileri bulmak eşleştirmek bayağı heyecanlı idi. Evet Lem ‘in solarisi’ni anlamak emek ciddi bir çalışma istedi. Ve Lem örtülmez gerçeği yani çivisini Solaris romanı ile tarihe çakmıştır. Anlayana..:) Ve bir kez anladım ki ; Bir gerçeği o kitaba çakmadan o kitabın kült olma şansı yoktur. Roman bizi ipuçlarını vererek , yaşanmış gerçeğe götürürken bilimin kimin kontrolünde olduğunu bir kez daha sorgulatmıştır. Bazen Romanın başka adı ne olur du? Sorusunu sorarım. -Gerçeğin gittigi yere beni de götürme- Bilimin gittiği yere beni de götürme- .. hatta sakla ) Burası da ilginç; Bu romanın filmini Sovyetler ve ABD tarafından yapılıyor.. (yönetmenlerle ilgili kısım alıntıdır) Kendine özgü üslubuyla yoğun mistik göndermelerle dolu Tarkovky filmi için Lem:, bir “Suç ve Ceza” uyarlaması olarak yorumlar ve şöyle der:
SolarisStanislaw Lem · Kavram Yayınları · 19951,584 okunma
Bu kıymetli eserin bu son cildinde Kur'an daki 30.cûz tefsiri yer alıyor. Amme'den Nas süresine kadar olan süreler tefsir edilmiş. Merhum hocamız Bekir Topaloğlu'nun büyük katkıları ile başlayan projesinde katkısı olan tüm hocalarımıza teşekkürler, Allah hepsinden razı olsun. Baskısı ile ayrı güzel içeriği ile ayrı bir önemli bu Tefsirden gerek ilahiyat ve teoloji alanında gerekirse Kur'an ile ilgilenen herkesin fayda sağlayacağına şüphem yok. Hatta bir adım daha ileriye götürerek sonraki nesillerin daha iyi yetişmesine katkıda bulunacağını düşünüyorum.
Din
Te'vilatü'l Kur'an Tercümesi 17Ebu Mansur El Matüridi · Ensar Neşriyat · 201919 okunma
10/10
·112 syf.·
2017 34. kitabı
Hani bazı insanlar vardır. Varlıkları ile bulundukları ortama renk katar. Yokluklarında da eksikliklerini hissetmeyiz de, bazen var olsalar da olur, var olmasalar da olur dediklerimiz vardır ya, işte Rameau'da o insanlardan biridir. Eserde, Denis Diderot bu tip insanlardan hoşlanmadığına atıfta bulunsa da, yaşamın olağan seyrine renk kattıkları için, yılda en fazla bir kere olmak üzere karşılaşmaktan keyif aldığını vurgular. Hatta daha da ileri giderek, eserinde bu insanların çılgınlıklarına gülen diğer insanların, günümüz üç maymunu oynayan insanların aksine, " Sağduyu sahibi insan görür, duyar, düşünür ve çevresinde olup bitenlerin iç yüzünü kavrar. " diye de, vurgulamaktan geri durmaz. Günümüz yaşam koşullarında bile, budalaca ve ahmakça davranışlar sergileyenler, faziletli ve erdemli davranışlar sergileyenlerden daha çok sevilmiyor mu? Vakur bir tavırla hakikatlere değinenler, toplum tarafından nedense sevilmez ve dışlanır. Ama aynı meseleyi soytarılık ve dalkavukluk ederek ele alıp, topluma mal edenler hep el üstünde tutulur. İlginç bir tezahür fakat doğruluğu kanıtlanmış bir hakikat. Kim aksini iddia edebilir ki! Bazı insanlar soytarılık anlarında öyle tumturaklı bir nükte dile getirirler ki, ortamda bulunan diğer insanlar, anlatıcıya gülmekten konunun vehametini kavrayamazlar bile! Anlatıcı çevresindeki insanları aşağılamış mı, yoksa göğe mi çıkarmış, kimin umurunda. Herkes anı yaşamak derdinde. Denis Diderot'u " Rahibe " isimli eseriyle tanıdım ve hayran kaldım. Ben ki, o kadar çok eser okumuş olmama rağmen, böyle coşkun bir anlatım diline çok nadir rastladım. Benim bakış açıma göre de, bir elin beş parmağını geçmez, eserlerinde coşkun bir anlatım dili kullanan yazarlar. Denis Diderot eser de, filozofça tavırlar sergilerken, Rameau'nun dilinden de
Felsefe
Rameau'nun YeğeniDenis Diderot · İş Bankası Kültür Yayınları · 2013292 okunma
Reklam