Buz ve köz tarih oldu; bitti zaman ve mekân
Zaman biziz, mekân biz; imkânsıza yok imkân
Ömrün ne sonundayız, ne de henüz başında
Otuz üç yaşındayız, hep otuz üç yaşında
Genç bir adamla bir genç kız, ikisi de dilsiz, işaretlerle konuşuyorlar. Ne kadar mutlu görünüyorlar! Demek ki söz mutluluğun taşıyıcısı değil, olamaz da.
"Karanlıklar Efendisi'ne öyle dedim. Bir köylü masalından ibaret olduğunu düşünürse boynuz avından vazgeçer diye düşündüm ama onu eline geçirince, hiçbir şey onu durduramayacak."
Ellerimi öfkeyle açtım. "Onu ne yapmaktan durduramayacak?"
"Karanlıklar Diyarı'nı silah olarak kullanmaktan."
Bütün bağlılıkların da üstündeki bağı öğrendiğimde, razılığın ne anlama geldiğini öğrendim. Razılığın gelecek gibi geçmişe de yürüdüğü gün bütün düğümler çözüldü.