Tezatlar konusunda bana katılmıyorsanız öğrencilerime sorduğum bu soruyu buyrun siz çözün: SORU: Aşağıda Bedir Savaşı ile ilgili olan iki ayete göre, kafirler müminleri nasıl görmüştür? Enfal/44: O, karşılaştığınız sırada da sizin gözünüzde onları az gösteriyordu, onların gözünde de sizi az gösteriyordu ki, Allah olmasını murat ettiği şeyi gerçekleştirsin; zaten bütün işler Allah'a döner. Âl-i İmrân/13: (Bedir'de) karşı karşıya gelen şu iki grupta sizin için büyük bir ibret vardır: Biri Allah yolunda çarpışan (mümin) grup, diğeri ise gözleriyle bunları kendilerinin iki misli imiş gibi gören kâfir grup. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Elbette bunda basiret sahipleri için büyük bir ibret vardır. A) Sayıca az görmüşlerdir. B) Kendilerinin iki katı olarak görmüşlerdir. C) Kendilerini müminlerin iki katı olarak görmüşlerdir. D) Müminleri kalabalık görmüşlerdir.
Sayfa 108 - Alter Yayınları, 2026
Mustafa Kemal'in adı bir darbı mesel olmuştur. Bu ad, yalnız Türkçe'ye değil Arap diline de iyice yerleşmiş durumdadır. Kuzey Afrika'daki toprakları aracılığıyla Batı Afrika uygarlıklarıyla kurdukları ilişkilerde Fransızlar, merhum Mustafa Kemal'in ismini sözlüklerinde ölümsüz kılmışlardır. Ortadoğu'da "Herkül'ün zorlu çabasından" bahsederken "C'est un travail d'Atatürk" deyişini kullanmaktadırlar. Ancak bu kısa girişten sonradır ki, Mustafa Kemal'in yapıtını kendi tarihsel bağlarını içinde incelemek, ve bunu diğer çağlardaki ve dünyanın diğer yerlerindeki büyük reform hareketleriyle karşılaştırmak mümkün olacaktır. Çağımızın ünlü tarihçisi Arnold Toynbee şu sıralarda Rusya'nın Büyük Petro'su ve Japonya'nın Meiji Restorasyonu ile Atatürk'ün yapıtı arasında bir karşılaştırma çalışması yapmaya girişmiştir. Rusya'nın reformist Çar'ı da muazzam bir transformasyon hareketi başlatarak halkının gözlerini batıya çevirmelerini sağlamaya çalışmıştı. Bununla birlikte, ne o ne de haletleri bu hareketi tamamlamayı başaramadılar. Aslında geniş reform hareketlerinin uygulanmasında Rusya'nın Türkiye'ye göre büyük avantajları vardı. Nüfusu, batı uygarlığının yuvasında, Avrupa'da yoğunlaşmıştı. Türkiye ise doğudaydı. Rusya, doğal kaynaklar açısından zengin olduğundan böyle bir denemeyi mali olarak karşılayabilecek güce sahipti. Rus köylüsünün devrim öncesi uyuşukluğu da, Türkler'in yaygın kaderciliğine göre daha az köklüydü. On dokuzuncu yüzyılın altmışlı yıllarının Japonya'sındaki Meiji Restorasyonu'na gelince; bu hareket durağan bir feodal sistemi dinamik bir sanayi ekonomisine dönüştürmüştü. Ne ki, Türkiye ve Japonya arasındaki farklılıklar da çok fazlaydı. Büyük restorasyon hareketi başladığında, Japonya yıkılmaya yüz tutmuş bir ülke değildi. Beri yandan, Osmanlı İmparatorluğu
ön söz XX·Kitabı okuyor
Mustafa Kemal Atatürk
Reklam
Bir banka çöküp derin nefesler alarak kendimi toparlamaya çalıştım. Sorun yok. Başka bir iş bulacağım. D aha çok fırsatla her şey daha iyi olacak. Her bir olumlamamla birlikte omuzlarım biraz daha çöktü. Kimi kandırıyorum?
Huzur ve Emniyet
İslam, insanı her türlü zulüm, haksızlık ve şekāvetten selamete çıkarır. İslâm âlimleri, dînin gâyesinin "zarûrât-ı diniyye" denilen şu beş temel esası yerleştirmek ve muhafaza etmek olduğunu ifade ederler: a) Dinin muhafazası, b) Canın muhafazası, c) Aklın muhafazası, d) Nâmus ve haysiyetin, dolayısıyla neslin muhafazası, e) Malın muhafazası. Bu beş esas muhafaza edildiğinde, insan tam bir huzur ve emniyete kavuşur.
Sayfa 21 - Erkam Yayınları, İstanbul 1434 / 2012·Kitabı okuyor
Bunun yolu da 12 Eylül faşist cuntasıyla açılacaktı…
Türkiye'nin ekonomik ve siyasi yapısını kökten değiştirmek, denetimini tümüyle emperyalist ülkelerin denetimine vermek için 5 Ocak 79 Guadeloupe Zirvesi'nde alınan kararlar neydi? Anımsayalım: a) Türkiye'de uygulanan karma ekonomi anlayışının tamamen terk edilmesi, b) kamunun ekonomiden tamamamen çekilmesi, c) KiT'lerin özelleştirilmesi, d) tüm sübvansiyonların, devlet desteklerinin kaldırılması, e) sermayenin tamamen özgürleştirilmesi, f) kapitalist piyasa ekonomisinin önündeki tüm engellerin kaldırılması. Bütün bunlar, emperyalizmin "globalleşme", "neoliberalizm" dediği, başına "yeni" sözcüğü ekleyerek "yeniden" piyasaya sürdüğü, ama eskisinden çok daha fazla "emek sömürüsüne" dayanan, "emeğe kölelik", "sermayeye sınırsız özgürlük" getirmeyi hedefleyen uygulamalardı.
Sayfa 384 - İmge
Tarih
“İnsanların en büyük yanılgılarından biri, dinsizliğin ahlaksızlık olduğu şeklindeki inançtır.”
Alıntı
Reklam
Reklam