Şimdi Wendy'ye baktığınızda saçlarına aklar düştüğünü, bedeninin küçücük kaldığını görebilirsiniz, çünkü bu anlattıklarım çok eskiden oldu. Jane artık sıradan bir yetişkin, Margaret adında bir kızı var ve Peter her bahar temizliği zamanı, tabii unutmazsa, gelip Margaret'i alarak onu Hiçbiryer'e götürüyor, burada kıza kendi hikâyelerini anlatıyor, o da heyecanla dinliyor. Margaret büyüdüğünde onun da bir kızı olacak, bu sefer Peter'in annesi olma sırası ona gelecek; çocuklar neşeli, masum ve kalpsiz oldukları sürece bu böyle sonsuza dek devam edecek.
"Zavallı budalalar! Bilmiyorlardı ki devrimleri yaratanlar onların hamurundan değildir ve kısa bir süre sonra ölüp toprak olduklarında, Popüler Düşkünler Yurdu'na gitmek üzere Mile End Road boyunca yürüyen ve balgamlı, sümüklü kaldırımlardaki süprüntüleri gövdeye indiren başka zavallılar da kanlı devrimlerden dem vuracaklardı."
"Kim kimi anlamış my darling? Her roman güzel bitmez ki.
Bu da bir nevi "happy end." Wstmister sarayında kanlı bir yazı varmış:
baltaya dokunmayınız! Sen baltayla tırnaklarını kesmeye kalktın. Bu da
bir nevi "happy end." Seni öldürmedim. İntihar etmek niyetinde de
değilim. Baki sen sağ kalasın sevdiceğim, ben de selamet."
Bir yanımız çöl bir yanımız deniz..."
"Zaman döngüseldir ve farklı seçimler yapsan da aynı hayatı yaşarsın. Sana verilmiş bir ömür vardır. Bu dünyadaki zamanın bellidir. Ve her şey bir denge içindedir. Biz... Daha doğrusu ben, o dengeyi bozdum..."
Pangloss, kimi zaman Candide'e:
- Olabilecek dünyaların en iyisinde, birbirine bağlanmıştır bütün olaylar; çünkü, Matmazel Cunégonde'un aşkı için güzel bir şatodan kıçınıza tekme yiyip kovulmamış olsaydınız, Engizisyon zulmüne uğramamış olsaydınız, yaya olarak Amerika'yı dolaşmamış olsaydınız, Baron Hazretlerine bir kılıç darbesi indirmemiş olsaydınız, güzel Eldorado ülkesinden aldığınız bütün koyunları yitirmemiş olsaydınız, burada turunç reçeliyle fıstık yiyemezdiniz, diyordu.
Candide de, şöyle yanıtlıyordu onu:
- Bunlar güzel sözler, ama bahçemize bakmamız gerek.
THE END