·
Okunma
·
Beğeni
·
3.914
Gösterim
Adı:
Meksikalı
Baskı tarihi:
Temmuz 2016
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750732669
Orijinal adı:
Selected Stories
Çeviri:
Şemsa Yeğin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Meksikalı
Meksikalı
Meksikalı Devrimci
Meksikalı
Meksikalı Devrimci
Meksikalı Devrimci
Jack London her ne kadar daha çok romanlarıyla tanınsa da onun asıl ustalığını sergilediği edebî tür hikâyedir. Yaşamı boyunca iki yüze yakın hikâye kaleme alan London, yaşadığı dönemin toplumsal karmaşalarına duyarsız kalmamış ve tıpkı romanları gibi hikâyelerinde de bu meselelere eğilmiştir. Kapitalist sistemin acımasızca palazlandığı 20. yüzyıl başlarında, benimsediği sosyalist görüş doğrultusunda, bireyin sınıfsal kavgasını, toplumsal olayları ve insan-sistem çelişkisini anlattığı hikâyelerinde trajik ama bir yandan da destansı bir ton tutturmuştur. 12 hikâyesinin yer aldığı Meksikalı’da bu tarz hikâyeleri öne çıkmaktadır.

Seçkide yer alan hikâyelerin bir kısmı da insan-doğa çekişmesini ve Jack London’ın birçok başka eserinde izini sürdüğümüz deniz tutkusunu çıkarıyor karşımıza. Her biri öykü sanatının seçkin örneklerinden kabul edilen ve Şemsa Yeğin’in yetkin Türkçesiyle okurla buluşan öykülerin üçü dilimize ilk kez çevrildi.
148 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Kitap, 5 küçük hikayeden; kıssadan hisse diyebileceğimiz, basit olaylardan büyük dersler çıkarabileceğimiz türden bir kitap. İşin açıkçası beni üzen, bu kitabın "London"ın diğer kitaplarının gölgesinde kalıp da onlar kadar değer görmemesi.

Bundan önce "Vahşetin Çağrısı" ve "Adem'den Önce" kitaplarını okumuştum.
#41196890

Ancak bu kitap hakkında biraz daha fazla konuşmak istiyorum. Çünkü bana her satırında çok şeyler düşündürdü ve bu kadar basit anlatımla bu kadar güzel anlatılabildiğine göre gölgede kalan bir kitap olmasına gönlüm el vermeyecek.
Üstelik günümüz dünyasında da değinilen sorunlar var ve biraz farkedip üzerinde düşünmemiz gerekmez mi?

Zaten kısacık olan öykülere şöyle bir değinmeye çalışalım bakalım:

1. Öykü Meksikalı

Kitaba adını da veren bu hikaye Felipe Rivera adında 18 yaşında bir gencin öyküsüdür. Rivera, Junta'nın (bkz:cunta=Devlet yönetimini zorla ele geçiren, genellikle ordu kökenli ve destekli birkaç kişilik yönetici,baskıcı grup.) gerçekleştireceği devrim(!) için çalışır. Junta'nın ayak işlerini yaparken bir yandan da sürekli ortadan kaybolan bu küçük çocuktan hiç kimse günlerce, haftalarca ve hatta belkide aylarca haber alamaz. Ancak çocuk her defasında ihtiyaç duyulan maddi kaynağı sağlamaktadır. Junta, sıfırı tükettiği ve de artık devrimin gerçekleşmesi gereken vakitte Rivera'ya ihtiyaç duyduğunu açıkça belirtir. Bundan sonrasında bütün iş Rivera'dadır.

2.Öykü Alınteri

Bu hikayemizin kahramanı ise 14 yaşındaki Johnny'dir. Johnny annesinin çalıştığı fabrikada doğmuştur ve bütün yaşamı da oradan ibarettir. Kısacası bir çocuk işçidir. Hayatın acı gerçeklerinin yüzümüze çarptırıldığı bu öyküde aslında karakterin yaşının çok da bir önemi yok.

#45213169

3.Öykü Bir Kalem Pirzola

Çok sevgili "London" BKP'de Tom King ile bir kere daha çarpıyor yüzümüze tokadı.

#45216007
#45230449
#45231128

Yaş farklılıklarına dem vurduğu bu öykünün kahramanı emekli bir boksör. Bir maça çıkmak zorunda kalıyor Tom King. Bu maçı öyle bir anlatmış ki yazarımız, bana tekrar "Rocky" izlemem gerektiğini hatırlattı doğrusu.
Ve benim de çok sevdiğim söz olan "I know what it is to be young; but you don't know what it is to be old" temasını içeriyor. Doğru özet bu olabilir bu hikaye için.

4.Öykü Arabacı ile Doğramacı

Yaşları 58-65 olan iki yaşlı amcanın Londra sokaklarında yaşamak zorunda olduklarının acıklı bir hikayesi. Nasıl bu duruma geldiklerini, neden sokaklarda olduklarını anlatırken; insana yaşamı, sağlığı, kıymet verilmesi gereken şeylerin neler olduğunu sorgulatıyor.

5.Öykü Enseleniş

Kendisinin 1894 yılında Kanada'da bulunan Niyagara Cezaevine nasıl düştüğünü ve kendisinde bıraktığı izleri anlatır.
Araştırmalarım sonucunda "Yol" adlı kitabında da bundan bahsettiğine rastladım fakat daha mı detaylı anlatıyor yoksa aynı hikayenin biraz daha genişletilmiş hali mi orasını bilemiyorum. En kısa zamanda onu da edinebilirim umarım diyerekten konuyu daha fazla uzatmayayım.

//Keyifli Okumalar
184 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
İlk önce çevirmenin çok iyi iş çıkardığını düşündüm. Sonra araştırınca hem çevirmenin iyi çeviri yaptığını hem de Meksikalı' nın iyi bir anlatımla yazıldığının ayırtına vardım. Aradan çıkarılacak bir kitap...
NOT: Yayınevi: İlya/çeviri: Ceyda Kılınç
İyi okumalar...
148 syf.
·3 günde·9/10
Merhabalar değerli 1K okuyucuları!
Klasikler dünyasının dahi çocuğu, Kapitalizm karşıtı, sosyalist ve yaşam prangalarına karşı her zaman isyan etmiş realist bir devrimci yazar olan Jack London’un okuduğum 3. kitabı ile sizlerleyim..


Peki kimdir bu Jack London?
Az da olsa birkaç bir şeyler söylemek istiyorum yazarımızın hayatı hakkında. @Ahdevefa_45’un incelemesini(#83026072) okuduğum ilk anda beni bir merak sardı nedense.. Yazar hakkında araştırmalar yapmaya sevk etti beni..Çünkü daha önce adını hiç duymamıştım..
Üstelik 1929 yılında Masses isimli dergi tarafından Amerika’nın ilk ve tek proleter(işçi, emekçi) yazarı olarak tanımlanıyor.
Ve ayrıca Vahşetin Çağrısı, Martin Eden, Demir Ökçe, Beyaz Diş olmak üzere elliden fazla kitabın yazarı olan Jack London, Dünya ticari dergi romanının öncüsü ve yazarlıktan yüksek gelir elde etme başarısını amaçlayan ilk Amerikalılardandır.

Jack London
1876 yılında San Francisco’da doğmuştur yazarımız. Çocukluğu yoksulluk içinde geçen yazar, ailesinin maddi durumu nedeniyle iş hayatına küçük yaşlarda atılıyor. Ekmek kavgasına çok küçük yaşlarda başlamış, ilerleyen yıllarda geçmişi hakkında “ben çocukluk nedir bilmedim” sözlerini kullanıyor. Çıraklık, gazetecilik, pansiyonerlik gibi çeşitli işler yapan Jack London’un eğitim hayatı da bu nedenle kopuk kopuk ilerliyor.
İlerleyen dönemlerde eline geçen KARL MARX, CHARLES DARWİN, NİETZCHE kitaplarını okuyor ve bu yazarların fikirleriyle dünya görüşünü yavaş yavaş oluşturuyor. Ve kendini “Sosyalist” olarak tanımlıyor.

Meksikalı
Gelelim kitabımıza :) Meksikalı, 5 ayrı hikâyeden, basit olaylardan büyük dersler çıkarabileceğimiz türden bir öykü kitabı. Ve okurken çok zevk aldım..
Beni üzen, London’un diğer kitaplarının gölgesinde kalıp da onlar kadar değer görmemesi..
Bundan önce “Beyaz Diş” ve “Vahşetin Çağrısı” kitaplarını okudum. Ve bu kitaplarda Alaskanın soğuklarını iliklerimize kadar hissettiriyor yazar, ikisi de birbirinden güzel kitaplar.. Tavsiye ederim gönül rahatlığıyla :)

Kitabın içindeki öyküler, 5 tanedir.
Bunlar: -Meksikalı
-Alın Teri
-Bir kalem pirzola
-Arabacı ile Doğramacı
-Enseleniş

Bu hikâyelerde insanlığın doğasını, karşılaştığı güçlükleri, ki özellikle yoksulluğu yazarımız akıcı bir şekilde anlatıyor.
*Bizlerin burun kıvırdığı bir dilim ekmek, bir fincan çay bu kitaptaki insanlar için bulunmaz bir nimet...
O yüzden elimizdeki her şeyin kıymetini bilelim...


Meksikalı hikâyesinde yazarın da savunduğu siyasi görüşler bulunuyor ve kitaba adını veren hikâye olmayı hak ediyor bence, en sevdiğim ve beğendiğim iki hikâyeden biri oldu, diğeri de emekli bir boksörün maçını anlattığı hikâye idi.
Hikâyeleri ayrı ayrı ayrıntılı anlatıp, daha fazla uzatmak istemiyorum.. Okuyunca sizler de çok seveceksiniz.. :)

Bu kitapta kelimeler adeta su gibi akıp gidiyor. Keza yazarın diğer kitaplarında da öyle.
Diğer kitaplarını da muhakkak okumak istiyorum, öncelikle böyle bir yazar ile tanışmamı sağlayıp araştırmama vesile olan @Ahdevefa_45’a teşekkür ediyorum.

Umarım yazarla ilgili olsun, dünya görüşü ile olsun, kitapları ile ilgili olsun. Kafanızda az da olsa bir şekil oluşmuştur :) Böyle bir yazar ile tanışmanıza vesile olmayı çok isterim.

Sağlıcakla kalın...
184 syf.
·Beğendi·8/10
Bu qısa hekayə hələ 1911-ci ildə Meksika inqilabı zamanı, Cek London Texasda olarkən yazılmışdır. Əsərin baş qəhrəmanının prototipi "Joe Rivers" ləqəbli meksikalı boksçudur ki, o, boks döyüşlərindəki qalibiyyətləri ilə mühacirətdə olan inqilabçılar qrupunu maliyyələşdirərək, inqilaba əhəmiyyətli dərəcədə təsir etmişdir.
184 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Jack London, klasikler dünyasının dahi çocuğu,yaşam prangalarına karşı her zaman isyan etmiş realist bir devrimci...

London okumak beni hep farklı atmosferlere götürüyor.Onun dünyasına ayak bastığımda ruhumda hep bir acizlik,şımarıklıkla baş başa kalıyorum.Bu Midas'ın Muritleri'nde de ,Suikast Bürosu'nda da,Demir Ökçe'de de,Martin Eden'de de oldu.Şimdi de Meksikalı...

Birbirinden farklı suratınıza şamar niyetine inen on farklı hikayeyle karşı karşıyasınız öncelikle.

Mesela küçük sıska Johnny;Johnny'nin hayatına dahil oldukça günde iki öğün yemek yemenin şımarıklığını yaşıyorum bünyemde aslında farkında olmadan ne kadar küstah hayatların içinde olduğumu anlıyorum.Ya da ne bileyim Rivera nam-ı diğer Meksikalı...Onun suskunluğundaki isyana baktıkça içimdeki korkaklığı buram buram hissediyorum.Birșeyleri eyleme dökememenin korkaklığını.

Veya meltemle gelen Nam-Bok ile içimdeki isyanları etrafımdakilere aktaramamanın acizliğini,küçük görülmeyi,gerçeğin aslında yalanla bir tutulduğu Dünyadaki yalnızlığı yaşıyorum.

Frederick A.Drummond'la ise içimdeki çelişkilere şahit oluyorum.Onlarla savaşmayı deniyorum ama her seferinde mağlubiyetle çıkıyorum bu savaşlardan.

Her hikaye ayrı bir Ben çıkarıyor Bana...Bunu London'un isyanlarına borçluyum.Onun için klasikler dünyasında her zaman benim açımdan saltanatı daim.

Eğer yaşam ile ölüm arasındaki ince çizgiyi doğanın kanununa göre görmek istiyorsanız okuyun bu eseri! Ve görün insan denilen varlığın ne kadar yabani,ne kadar menfaatçi ve ne kadar aciz olduğunu...

Tabi bir de Umut kırıntılarının yaşatıldığı sıska bedenleri ama devrilmez ruhları tıpkı Meksikalı gibi...


Sağlıkla Kalın...
184 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Jack London un okuduğum romanlarını çok sevmişken hikayeciliğine de bayıldım bu kitapla... 10 kısa hikayeden oluşan kölelik, işçi sorunları, modern zamanların sancılarına değinen kitap akıcı bir dile sahip.
23 yaşındayım, 3 yılı hatırlamadığımı varsayarsak, yaklaşık 20 yıldır azmimin, cesaretimin, vaz geçmeyişimin hiçbir eksik tarafını, olumsuzluğunu görmedim. En basit örneklerinden birisi bu güzel blogum oldu iyiki oldu, sizler gibi güzel kalpli, iyi insanlar tanıdım, şahane yazarlarla tanıştım, okuya okuya bu özel kitabı buldum.
Kendimden biraz bilgiler vermemin sebebi de bu kitap oldu. Jack London 'la ilk tanışmamız Martin Eden' le başladı . Sonra Meksikalı ve Beyaz Diş'le devam etti. Meksikalıda kısa kısa öykülerden oluşan, yine otobiyografik bir kişilik analizine çıktım. Neler çekmiş bu adam, neler yaşamış diye diye okudum. Bir ara ciddi söylüyorum içimden bir şeyler koptu, hatta yandı, bitti.
Yazar olmak için, kaliteli yazmak için açlıktan kemiklerinin sayıldığı bir öykü var.
Hem çalışıp, hem kardeşlerine yetmeye çalışıp, hemde hayatta var olabilmek için kıyasıya mücadelesi.
İyiki o kadar mücadele etmiş ki o kadar fakirlikten sonra, dünyaca ünlü bir yazar olmuş, farklı dillere en çok çevrilen yazar olmuş ve çok paralar kazanmış
Ama sonu malesef mutlu sonla bitmiyor, çünkü fakirken de ben aynı bendim, Neden zengin olunca değer gördüm cümlesi hemen hemen birçok sayfasında var.
Paranın, sevdirmesini malesef ki hazmedemiyor.
Diyerek kitaplığınızdaki o güzel köşeye yerleşmesini diliyorum
Çok öptüm
148 syf.
·4 günde·8/10
Gerçekten var olan ve yaşanan olaylar gayet açık bir dil ile anlatılmış. Büyük hayranlık duyulan “batı” nın aslında hayran olunası bir yanı olmadığını açık açık gösteriyor.
148 syf.
·3 günde·Puan vermedi
5 kısa öyküden oluşan kitap, gerçekçi ve sağlam bir anlatıma, akıcı, yalın bir dile sahip. Sosyalist görüş çerçevesinde sınıfsal ve toplumsal çatışmanın insanın çinde bulunduğu sistemin bireyin iç dünyasını nasıl etkilediğini ve içine düştükleri çelişkiyi apaçık anlatmaktadır yazar. Kitapta adalet duygusunu, güçlü, güçsüz, gençlik ve yaşlılık kavramlarını, kapitalizm kavramını, mücadeleyi, hırsı iliklerimize kadar hissediyoruz. Böylece hem çevremize, hem kendimize hem de insanlara karşı ihtiyat ve dikkatle hareket etmemizi sağlıyor fikrimce. Kitabın okunmasını tavsiye ederim.
150 syf.
·1 günde
Yazarın Meksikalı kitabı birbirinden güzel öykülerden oluşuyor ve kitaba adına veren öykü Meksikalı öyküsüdür. Jack London bu öyküyü Meksika devrimini rapor ederken bir sınır kasabasında yazar ve ABD basını tarafından hakkında bir takım karalama haberleri çıkar. Bir ordusu olmayan London devrimi yazılarıyla desteklemiş ve bu öyküyü kaleme almıştır.

Jack London sosyalizm için mücadele ettiği gibi öyküde de Meksikalı genç bir boksör devrim için mücadele verir. Bokstan kazandığı parayı devrim için harcar. London’ın yaşam mücadelesinin kırıntılarını bu gençte görmek mümkün. Her ikisi de olağanüstü bir gözlem yeteneğine sahip. Boksörün rakibini ve seyircileri gözlemlemesi ve London’ın bunları tasvir etmesi müthiş gerçekten. Jack London hayatında boks yaptı mı bilmiyorum ama bunları yazabilmek için ya bir boksör olmanız ya da bir Jack London olmanız gerekiyor. Bir boks maçında bile adaletin olmadığı, kuralların ve kapitalizmin hep güçlüden yana olduğunu, parası olanın her zaman galip geldiği görebiliyoruz. London adalet tutkusunu, mücadele hırsını, halkın kanını emenlere karşı duyduğu nefreti, kapitalizm öfkesini ringe taşıyor ve tüm bunlar Meksikalının yumruklarında kendini gösteriyor. Vur Meksikalı, bir yumruk da benim için vur!
"Öyle mutlu olunmaz. Artık paydos. Şimdi artık oturacağım hep. Oturup dinleneceğim, dinlenip oturacağım, sonra biraz durup biraz daha dinleneceğim."
Artık paydos şimdi artık oturacağım hep oturup dinleneceğim dinlenip oturacığım sonra biraz durup biraz daha dinleneceğim

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Meksikalı
Baskı tarihi:
Temmuz 2016
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750732669
Orijinal adı:
Selected Stories
Çeviri:
Şemsa Yeğin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Meksikalı
Meksikalı
Meksikalı Devrimci
Meksikalı
Meksikalı Devrimci
Meksikalı Devrimci
Jack London her ne kadar daha çok romanlarıyla tanınsa da onun asıl ustalığını sergilediği edebî tür hikâyedir. Yaşamı boyunca iki yüze yakın hikâye kaleme alan London, yaşadığı dönemin toplumsal karmaşalarına duyarsız kalmamış ve tıpkı romanları gibi hikâyelerinde de bu meselelere eğilmiştir. Kapitalist sistemin acımasızca palazlandığı 20. yüzyıl başlarında, benimsediği sosyalist görüş doğrultusunda, bireyin sınıfsal kavgasını, toplumsal olayları ve insan-sistem çelişkisini anlattığı hikâyelerinde trajik ama bir yandan da destansı bir ton tutturmuştur. 12 hikâyesinin yer aldığı Meksikalı’da bu tarz hikâyeleri öne çıkmaktadır.

Seçkide yer alan hikâyelerin bir kısmı da insan-doğa çekişmesini ve Jack London’ın birçok başka eserinde izini sürdüğümüz deniz tutkusunu çıkarıyor karşımıza. Her biri öykü sanatının seçkin örneklerinden kabul edilen ve Şemsa Yeğin’in yetkin Türkçesiyle okurla buluşan öykülerin üçü dilimize ilk kez çevrildi.

Kitabı okuyanlar 515 okur

  • Aysel Bayramova
  • Günel Şamilova
  • İlker Eyüboğlu
  • Mücahit Tuna
  • Adem
  • Ayşenur Bulut Katıksız
  • Ayça Hande
  • RAGNAROK
  • İrem Ekşi
  • Fungatz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%0
13-17 Yaş
%5.9
18-24 Yaş
%23.5
25-34 Yaş
%38.2
35-44 Yaş
%20.6
45-54 Yaş
%8.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%39.1
Erkek
%60.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13 (19)
9
%9.6 (14)
8
%22.6 (33)
7
%11.6 (17)
6
%6.8 (10)
5
%0.7 (1)
4
%0.7 (1)
3
%1.4 (2)
2
%0.7 (1)
1
%0.7 (1)