Adı:
Meksikalı Devrimci
Baskı tarihi:
Mayıs 1998
Sayfa sayısı:
166
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757354659
Çeviri:
Metin İlkin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Berfin Yayınları
Baskılar:
Meksikalı
Meksikalı Devrimci
Jack London, kendisine sahip çıkan, sorunlarına sahip çıkan insanların yaşamlarını konu edinerek okurun gönlünde yatana yaklaşabilmiştir. Jack London'da sık sık rastladığımız çetin sorunlar karşısında insanın kendi yeteneklerine olan inancı sağlıklı okurların şapka çıkardığı ruhsal bir sağlamlıktadır. Çağdaş insan ne denli yapma, yaratma, başarma heyecanı içindeyse Jack London bunun düşünü, imgesini, örneğini bir adım ileri götürmüştür hep. Başka bir deyişle Jack London yazını olumlu, üretken bir yaşamın ufkunu genişletir önümüzde.

... Çağımızın insanı artık dikbaşlıdır. Gücünü ve yeteneklerini her durumda kullanmak istemektedir. Çağımızın insanı tarihin gelişme doğrultusunda ilerlemektedir. Bunun için, yazarların, ruhça yol arkadaşlığı yapabileceğiğ başkişilerini okumak istiyorlar. Çağımızın insanına Jack London ve onun tavrından yazarların yapıtlarındaki sözcükler ileri adımların ayak sesleri gibi geliyor.

Jack London, elbette, insanlık sarmal gelişme çağına erene değin tutkuyla okunacak.
-Metin İlkin-
İlk önce çevirmenin çok iyi iş çıkardığını düşündüm. Sonra araştırınca hem çevirmenin iyi çeviri yaptığını hem de Meksikalı' nın iyi bir anlatımla yazıldığının ayırtına vardım. Aradan çıkarılacak bir kitap...
NOT: Yayınevi: İlya/çeviri: Ceyda Kılınç
İyi okumalar...
Jack London, klasikler dünyasının dahi çocuğu,yaşam prangalarına karşı her zaman isyan etmiş realist bir devrimci...

London okumak beni hep farklı atmosferlere götürüyor.Onun dünyasına ayak bastığımda ruhumda hep bir acizlik,şımarıklıkla baş başa kalıyorum.Bu Midas'ın Muritleri'nde de ,Suikast Bürosu'nda da,Demir Ökçe'de de,Martin Eden'de de oldu.Şimdi de Meksikalı...

Birbirinden farklı suratınıza şamar niyetine inen on farklı hikayeyle karşı karşıyasınız öncelikle.

Mesela küçük sıska Johnny;Johnny'nin hayatına dahil oldukça günde iki öğün yemek yemenin şımarıklığını yaşıyorum bünyemde aslında farkında olmadan ne kadar küstah hayatların içinde olduğumu anlıyorum.Ya da ne bileyim Rivera nam-ı diğer Meksikalı...Onun suskunluğundaki isyana baktıkça içimdeki korkaklığı buram buram hissediyorum.Birșeyleri eyleme dökememenin korkaklığını.

Veya meltemle gelen Nam-Bok ile içimdeki isyanları etrafımdakilere aktaramamanın acizliğini,küçük görülmeyi,gerçeğin aslında yalanla bir tutulduğu Dünyadaki yalnızlığı yaşıyorum.

Frederick A.Drummond'la ise içimdeki çelişkilere şahit oluyorum.Onlarla savaşmayı deniyorum ama her seferinde mağlubiyetle çıkıyorum bu savaşlardan.

Her hikaye ayrı bir Ben çıkarıyor Bana...Bunu London'un isyanlarına borçluyum.Onun için klasikler dünyasında her zaman benim açımdan saltanatı daim.

Eğer yaşam ile ölüm arasındaki ince çizgiyi doğanın kanununa göre görmek istiyorsanız okuyun bu eseri! Ve görün insan denilen varlığın ne kadar yabani,ne kadar menfaatçi ve ne kadar aciz olduğunu...

Tabi bir de Umut kırıntılarının yaşatıldığı sıska bedenleri ama devrilmez ruhları tıpkı Meksikalı gibi...


Sağlıkla Kalın...
Yazarın Meksikalı kitabı birbirinden güzel öykülerden oluşuyor ve kitaba adına veren öykü Meksikalı öyküsüdür. Jack London bu öyküyü Meksika devrimini rapor ederken bir sınır kasabasında yazar ve ABD basını tarafından hakkında bir takım karalama haberleri çıkar. Bir ordusu olmayan London devrimi yazılarıyla desteklemiş ve bu öyküyü kaleme almıştır.

Jack London sosyalizm için mücadele ettiği gibi öyküde de Meksikalı genç bir boksör devrim için mücadele verir. Bokstan kazandığı parayı devrim için harcar. London’ın yaşam mücadelesinin kırıntılarını bu gençte görmek mümkün. Her ikisi de olağanüstü bir gözlem yeteneğine sahip. Boksörün rakibini ve seyircileri gözlemlemesi ve London’ın bunları tasvir etmesi müthiş gerçekten. Jack London hayatında boks yaptı mı bilmiyorum ama bunları yazabilmek için ya bir boksör olmanız ya da bir Jack London olmanız gerekiyor. Bir boks maçında bile adaletin olmadığı, kuralların ve kapitalizmin hep güçlüden yana olduğunu, parası olanın her zaman galip geldiği görebiliyoruz. London adalet tutkusunu, mücadele hırsını, halkın kanını emenlere karşı duyduğu nefreti, kapitalizm öfkesini ringe taşıyor ve tüm bunlar Meksikalının yumruklarında kendini gösteriyor. Vur Meksikalı, bir yumruk da benim için vur!
Toplum içerisinde yaşanılan olumsuzklari, eksiklikleri hikayeştirerek çok güzel ifade eden bi kitap. Jack London 'u beyaz diş ile zaten çok sevmiştim, pek kişi tarafından az bilinen "meksikalı" kitabıyla daha da çok sevdim jack london'u :)
Boks maçlarını izlemeyi sevmem ama Sayın london'un anlatımıyla nefessiz okudum. İzlemek herşeyi görmeye yetmiyor aynı basketbol maçı gibi izlersin ama çoğu şeyi kaçırırsın. London okurken öyle hissettirmiyor her saniyesini yaşıyorsun. Anlatımın akıcılığı 1.30 saatlik yolu bir anlık yapabiliyor. Toplu taşımada rahatlıkla okunabilecek, kafa yormayan ama başka dünyalara sürükleyen bir kitap. Okuduğuma ve jack london u tanıdığıma mutluyum.
Kitabımız; Meksikalı Devrimci, Yaşamak Hırsı, Tarihten Bir Yaprak, Yalancı Nam-Bok, Lit-Lit'in Evlenmesi, Hayatın Yasası, Dönek, Çinli ve Krala Bir Burun isimleriyle 9 bölümden oluşuyor.
Felipe Rivera, devrim adına girdiği mücadelede grubunun kendisine güvenmemesine rağmen gerek yaptıkları gerek boks mücadelesi ve olay örgüsüyle beni kendine hayran bırakan ilk hikayeydi.
Yaşamak Hırsı adlı hikayede ise bir durgunluk ve aceleci bir final görüyoruz. Final oldukça komikti ama kalan hikayenin işleyişi o kadar can sıkıcıydı ki "neredeyse" beğenmedim.
Roger Vanderwater. Kölelikten yükselen ve şimdi kölelere eziyet eden Vandereater ailesinin son halkası. Bunu anlatan da bir hikaye anlatıcısı ve uyuyan köleleri uyandırmaya çalışıyor. Tabi benim aklımda hala ilk bölümdeki Boks hikayesi çok güzeldi neden bu kadar kısa sürdü sorusu var.
Yalancı Nam-Bok gerçekten de çok çaresiz bir kardeşimiz. Geminin demirden yapıldığını söylüyor. Bıçak suda battığından gemi de batar deniliyor ve kendisi yalancı durumuna düşürülüyor ama açık olmak gerekirse oldukça sıkıcı hikayeydi.
Lit-Lit'in Evlenmesi bölümünde de enişte beyi arıyoruz. Tabi buluyoruz da enişte, enişte değil Azerice İş Adamı dersek makbul. Tabi sadece bu sorunları taşıyan enişte değil; bizim kızın babası Snettishane de Tilkiler Kralı. Sevdim bu hikayeyi.
Hayatın Yasası bölümünde konuğumuz İhtiyar Koskoosh! Tabi hikayemiz oldukça soluk ve sarmadı beni. Neyse.
Bir sonraki hikayemiz Dönek. Johnny, dostumuz. Kendisi elektrik işleriyle uğraşan bir çocuk işçi vs devam etse de yazar burada ağır işlerde kullanılan çocuk işçileri, hükümet önlemlerini ve patronların bunu umursamadığını anlatıyor aslında.
Sonlara gelirken Çinli adlı bölümümüze giriş yapıyoruz. Bu sefer karakterimiz Cho. Fransada geçen bu hikayede işçilerden biri olan Cho'nun yakınlarından biri öldürülür. Bunun intikamı da cinayeti işleyen taraf nedeniyle bu cinayeti kanıtlayamayan görevlileri yermeye yöneliktir. Yazarın buradaki akıl oyunu da oldukça hoş.
Son bölüm Krala Bir Burun. Yi Chin Ho ve gene bir ölüm mahkumunun hikayesi. Fena değildi.
Böylece kitabımızın sonuna geldik ve oldukça hoş bir kitap diyemesem de beğendiğim hikayelerle iyi bir kitap diyeceğim..
5 tane farklı öyküden oluşan güzel bir eser.Akıcı ve sade bir dil; sizi hiç zorlamayan bir anlatım.
Her öyküde yoksulluğun, açlığın, çaresizliğin ve bu çaresizliği kabullenişin farklı bir yorumu var.
Realizm ve Amerikan Natüralizm ile tanıdığımız Jack London'ın 10 hikayeden oluşan ve kendi tarzıyla bezenmiş olan toplama hikaye kitabı. Eserde ki hikayeler asıl ustalık sergilediği alanın bu edebi tür olduğunu gösteriyor.
Jack London'ın romanlarında gördüğümüz gibi yine içerisinde işlenen konular; denizcilik, Amerikan yerli Kızılderili halkı, işçi sınıfının mücadelesi ve emek-değer çatışması göze çarpıyor. Kitaba ismini veren "Meksikalı" isimli hikaye bence en çarpıcı öykülerin başında geliyor. Buna ek olarak "Tarihten Bir Yaprak" ve "Çizgi'nin Güney Tarafı" adlı hikayeler tarihte yaşanmış olayları anlatmaktadır. Özellikle bu son iki hikaye, başlı başına roman olacak cinsten bir örgüye sahip.

Kitapta denizcilik, Amerikan yerlilerin hayatları vb. konular işlense de özellikle işçi, köylü sınıfının toplumda yaşadığı sorunlar; Sanayi Devrimi'nin yaratmış olduğu kayan band sisteminde çalışan işçilerin işlerine nasıl yabancılaştığı ve adeta onları bir makine haline getirdiği. Sömürgeci ülkelerin ucuz iş gücünü kullanarak kazanç elde etme çabaları ve bu işçilerin hayatlarını hiçe saymaları, toplumun zengin ve üst kesiminin işçi sınıfının bilinçlenmesini engellemek için okuma, yazma ve kitapları yasaklatması gibi toplumsal uyanışı öngören olaylar, sendika ve hükümet arasında ki emek-rant çatışması gibi konular haliyle baskın bir durumda.

Jack London severlerin severek okuyacağı, Jack London ile tanışmak isteyenlerin ise iyi bir başlangıç yapabileceğini düşündüğüm bir kitap.
Kitap adını ilk hikayesinden almış, 4 ayrı hikayeden oluşuyor,hikayelerin ortak yönü kahramanlarının boksör olması,ben kitabı elime aldığımda Meksika'lı bir devrimcinin hikayesini okuyacağımı sanmıştım,ama hikayeler fena değil,bir günde okunup bitirilecek bir kitap.
Birbirinden bağımsız ama hepsi boksla ilgili 4 hikaye.Spor üzerine oynanan bahislerin ve kirli oyunların anlatıldığı,kahramanlarının alt sınıflardan geldiği hüzünlü hikayeler.Özellikle Yumruk adlı hikaye çok etkileyici.
Kişilerin hayat mücadelelerini anlatan, verilen bu mücadelelerde kimin nerede, hangi çelişkilerle neye ne kadar sahip çıktığını anlatan okunası hikayelerden oluşan bir kitap.
Kısa hikayelerden oluşan Jack London Sosyalist yanlarının vurgulandığı bir eser. Keşke hikayeleri kalın ciltler halinde ayrı kitaplarda aktarsa da okusak diye bilirsiniz tabi Jack London kitaplarını seviyorsanız eğer...
"Rolünü inanarak oynayan bir aktör gibiydi, yaşamda dikiş tutturabilmek için dostluğun yabana atılmaz bir araç olduğunu öğrenmişti."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Meksikalı Devrimci
Baskı tarihi:
Mayıs 1998
Sayfa sayısı:
166
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757354659
Çeviri:
Metin İlkin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Berfin Yayınları
Baskılar:
Meksikalı
Meksikalı Devrimci
Jack London, kendisine sahip çıkan, sorunlarına sahip çıkan insanların yaşamlarını konu edinerek okurun gönlünde yatana yaklaşabilmiştir. Jack London'da sık sık rastladığımız çetin sorunlar karşısında insanın kendi yeteneklerine olan inancı sağlıklı okurların şapka çıkardığı ruhsal bir sağlamlıktadır. Çağdaş insan ne denli yapma, yaratma, başarma heyecanı içindeyse Jack London bunun düşünü, imgesini, örneğini bir adım ileri götürmüştür hep. Başka bir deyişle Jack London yazını olumlu, üretken bir yaşamın ufkunu genişletir önümüzde.

... Çağımızın insanı artık dikbaşlıdır. Gücünü ve yeteneklerini her durumda kullanmak istemektedir. Çağımızın insanı tarihin gelişme doğrultusunda ilerlemektedir. Bunun için, yazarların, ruhça yol arkadaşlığı yapabileceğiğ başkişilerini okumak istiyorlar. Çağımızın insanına Jack London ve onun tavrından yazarların yapıtlarındaki sözcükler ileri adımların ayak sesleri gibi geliyor.

Jack London, elbette, insanlık sarmal gelişme çağına erene değin tutkuyla okunacak.
-Metin İlkin-

Kitabı okuyanlar 146 okur

  • Hüzünlü Palyaço
  • Dursun Yener
  • Ufuk
  • Sadık Kocak
  • Züleyha
  • Elif Doğan
  • Betül Şahin
  • Fırat Özbey
  • Şükran Doğan
  • Barış Ateş

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.4 (1)
9
%4.9 (2)
8
%0
7
%0
6
%4.9 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0