Puan vermedi·410 syf.··
2026 135. kitabı
Afganistan'ın küçük bir köyünde yüreğimi burkan bir ayrılıkla başlayan ve nesiller boyu farklı ülkelere uzanan muazzam bir aile dramı okudum. Khaled Hosseini, bir abi ve kız kardeşin kopan bağları üzerinden sevginin, fedakarlığın ve alınan kararların hayatlarımızı nasıl şekillendirdiğini çok güçlü bir dille anlatmış. Karakterlerin buruk hikayeleri ve aralarındaki o görünmez bağ, kitabın kapağını kapattıktan sonra bile uzun süre zihnimde yankılanmaya devam etti.
Ve Dağlar YankılandıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 202242bin okunma
Atinalı Timon
Puan vermedi·152 syf.··
2026 40. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 22:46
Timon’un derdi parayla ya da iflasla değil; o, sınır çizemediği saflığının bedelini tüm insanlıktan tiksinerek ödeyen biri aslında. Flavius’un arkasından kurduğu o cümle her şeyi tek nefeste özetliyor zaten: “Kendi yüreğin yıktı yere seni, kendi iyiliğine kurban gittin. Ne garip, ne olmayacak bir kader bu... Fazla iyi olmak en büyük günahın oldu.” ​Dünyanın en eski, en değişmez kuralı bu sahnede yüzümüze çarpıyor: Hak etmeyene gösterilen her aşırılılık, günün sonunda sahibini vuracak bir silaha dönüşür. Timon etrafındaki dalkavukları beslerken aslında kendi sonunu ilmek ilmek ördü. Güvendiği o dağlar ardı ardına yıkıldığında, masaya fırlattığı sıcak su ve taşlar aslında kaybettiği servete değil, insanların iğrenç iki yüzlülüğüne duyduğu kusma hissiydi. Ormana kaçışı bir delilik veya inziva değil; insanın çiğ, menfaatçi kokusundan uzaklaşıp toprağın dürüstlüğüne sığınma ihtiyacıydı. Shakespeare bu metinle kenarda köşede kalmış çok ağır bir gerçeği bizlere hatırlatıyor: Bu dünyada kötülükten ziyade, haddinden fazla ve körü körüne yapılan iyilik insanı paramparça eder. Herkese iyi okumalar dilerim..
Alıntı
Atinalı TimonWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20242,308 okunma
Reklam
Dağa taşa sinmiş hikayeler var
Puan vermedi·136 syf.··
2026 14. kitabı
Halikarnas Balıkçısı Anadolu’yu, dünyada düzenli bir anlatışa hiç gelmeyen bir yer olarak tanımlıyor. Öykülerin fışkırdığı bu kadim toprakları, İzmir’den Çanakkale’ye, Çanakkale’den Bozkır’a uzanan yolculukta çeşitli mitlerin eşliğinde diyar diyar geziyoruz. Öyle hikayeler, karakterler, manzaralar çıkıyor ki insanın karşısına, bu topraklarda anlatılan efsanelere insan şaşırıp kalıyor. Irmaklar, gür ormanlar, dağlar, ovalar, denizler ve içinde bizlere göz kırpan peri kızları, tanrıçalar, krallar… Okurken, yaşadığımız topraklarda geçen her bir hikayenin adeta taşa toprağa sindiğini hissediyor insan. Philemon ile Baukis’in hikayesi ve Klity efsanesini gözlerim dolarak okudum
Anadolu EfsaneleriHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 2018982 okunma
Öyle güzelsin ki ''Yağmur''
Puan vermedi·224 syf.··
2026 167. kitabı
İncelemem Yağmur dan çok ''Yağmur'' şiiri üzerine. Nurullah Genç müthiş bir şair. İnsanın gönlüne dokunan çok güzel şiirleri var. Ama bir şair olsaydı ki; ''yağmur'' naatını yazmış onun dışında kalemi eline almamış, iki satır dahi karalamamış. ''Yağmur'' u ayak sesi sayar has şairlerin arasına yazardım yine de adını. ''Yağmur'' şiiri o kadar güzel… Bu şiiri yazana imrenmemek elde değil. Asıl imrendiğim şiiri yazmaktan ziyade o şiiri yazabilecek ruh haline ve tefekküre ulaşmak galiba. Nurullah Genç bir röportajında: ''Yağmur u yazana kadar 3 ay duvarlarla konuştum.'' diyor. Biz o halde değiliz; ama Yağmur u sık sık okuyalım ki; Çağlar öncesinden aldığımız rafa kaldırdığımız mektubu açıp okumamıza vesile olur belki. Kaybettiğimiz hazinenin son parçalarını da yitirmeden olur da uyanırız. Kim bilir güvendiğimiz dağlar değişir, yollarımız aydınlanır, insanlık bahçemize bahar gelir. Koparılan baş olmaya ne gücümüz yeter, ne nefsimiz elverir; ama yedi başlı ejderhanın bir başını koparmak gelir belki içimizden. Ayağa kaldırdığımız batıla, vurulacak hak kılıcının kabzasında gümüş olmaya niyet etsek de olur. Özümüze yansıtamadıklarımızı, özleyen olsak da… Kirlenen, taşlaşan kalbimize sunarız damla damla yağmuru da, kıymetini bilemedik; ama en azından yağmurda ıslanmayı, temizlenmeyi bildik diye avuturuz kendimizi. İyi ki varsın Nurullah Genç
Şiir
YağmurNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20193,498 okunma
9/10
·224 syf.··
2026 69. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 08:16
At ve Çocuk, Narnia Günlükleri içerisinde belki de en az konuşulan kitaplardan biri. Oysa serinin en insani, en duygusal ve en dokunaklı hikâyelerinden birini anlatıyor. Bu kez ne bir gardırop var. Ne başka bir dünyaya açılan gizemli bir kapı. Ne de büyük bir kehanetin merkezindeki kahramanlar... Bu kez karşımızda yalnızca kim olduğunu bilmeyen bir çocuk var. Shasta. Kendisini değersiz sanarak büyümüş, hayatı boyunca ait olduğu yeri aramış bir çocuk... Ve bir gün kaçmaya karar veriyor. Fakat çıktığı yolculuk onu yalnızca özgürlüğe değil, kaderine götürüyor. Çöller aşılır. Dağlar geçilir. Krallıklar arasında savaş rüzgârları eser. Ama hikâyenin merkezinde her zaman aynı soru kalır: "İnsan gerçekten kim olduğunu nasıl öğrenir?" Lewis bu kitapta maceranın içine öyle güçlü duygular yerleştiriyor ki bir süre sonra savaşları, entrikaları ve yolculuğu unutup karakterlerin yalnızlığına odaklanıyorsunuz.
Edebiyat
At ve ÇocukC. S. Lewis · Doğan Egmont Yayıncılık · 20122,067 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 75. kitabı
Kafamı dağıtacak, beni yormayacak, tam anlamıyla Freida McFadden tarzı akıcı bir psikolojik gerilim okuma beklentisiyle "All Her Lies" kitabına başladım. Gerçekten de ilk sayfalardan itibaren yazarın niyetini anladım ve adeta "Hizmetçi" kitabındaki Millie’nin hikayesini yeniden okur gibi oldum. Ancak ne yazık ki bu benzerlik bir süre sonra tatlı bir esinlenmenin ötesine geçip bariz bir taklit hissiyatı verdi ve bir noktadan sonra beni fena halde baymaya başladı. ​Kitabın ana karakteri Brie’nin durumu zaten tam bir Millie klasiği olarak tasarlanmış. Paraya sıkışmış, arabada kalıyor ve önüne çıkan bu çiftlik işine adeta bir can simidi gibi sarılıyor. Tek farkı, Millie hapisten çıkmıştı, Brie ise takıntılı eski sevgilisinden kaçıyor. Fakat aralarında dağlar kadar zeka farkı var; Millie en azından akıllı ve ne yaptığını bilen bir karakterdi, Brie ise kelimenin tam anlamıyla saflık derecesinde salak. Daha ilk günden Bradley ve Grace çiftinin lüks evinin yanında, kendisine elektriği olmayan, camları tahtalarla kapatılmış döküntü bir kulübe verilmesini zerre yadırgamıyor, bu işin içinde bir iş var demiyor. Üstelik eski erkek arkadaşından kaçan, travmalı bir kadının erkeklere karşı temkinli olmasını beklersiniz değil mi? Hayır, bizimki eve adım atar atmaz hemen "Millie 2" moduna bağlayıp Bradley ile yakınlaşmaya başlıyor. Adam evliymiş, karısı Grace varmış hiç umrunda bile değil. İçten içe "Bradley kesin bana aşık oldu, karısını boşayıp benimle evlenecek" kafasında takılarak, adım adım kurulan o büyük tuzağın içine kendi rızasıyla ve adeta güle oynaya yürüyor. (En tuhafıma giden de bizim kızın başta bu eve gelince işinin ne olduğunu anlamamam oldu. Çünkü Bradley ile yatak aktiviteleri dışında bir icraatı yoktu. Dedim heralde sadece bu iş için geldi. Meğerse bahçe düzenlemesi
All Her LiesMatt McGregor · Inkubator Books · 20262 okunma
Reklam
Reklam