Beyaz Karanlık
Son günlerde sabahları tam uyanma esnasında bana bir bağırma isteği geliyor. Böyle çatılardan kuşlar havalanacak ama öyle bir bağırmaktan hatta çağlamaktan söz ediyorum. Sanki bir eşofman üstünü ters yüze der gibi Kendi içimden çıkacağım. Aslında bir makineye atsam kendimi uzun programda yıkasam bana öyle iyi gelecek ki. Çıkarıp güneşli bir balkona asarım. Bir avluda komşular konuşur. Onları dinleyerek kururum. Ütümü Perihan yapsın isterim. Jilet gibi katlanıp dolaba girerim. İnsanın yurdu yeni yıkanmış çamaşır kokusu değil midir? Oraya bağırmakla varabilirim. Âşık kediler, aç martılar yahut kayaları döven dalgalar gibi bağırmalıyım. Bir yardım iste yahut duyurmak ihtiyacı değil bağırmanın kendisinin amaç olduğu bir eylemden söz ediyorum. Gözlerim açılmazdan hemen önce günün ilk ışıklarıyla başlayan peyâpey-i mütezâyid bir haykırış... Başar Başaran
Sayfa 29
Kendimi bütün ruhumla unutmanın uykusuna bırakmak istiyordum unutmam mümkün olsaydı unutmak sürekli olsaydı gözlerim kapansa da azar azar uykunun ötesine mutlak hiçliğe gömüle bilseydim varlığımı artık hissedemez olacağım noktaya Varsaydım bir mürekkep damlasında bir musiki ahenginnde ya da renkli bir ışığında erir giderdim ve sonunda dalgalar ve şekiller öyle büyürlerdi ki hissedilmezsin içinde silinir yok olurlardı o zaman dileğimle kavuşurdum.
Sayfa 35 - YKY·Kitabı okuyor
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Hak Teâlâ hazreti, henüz hiçbir nesne yaratmamışken kendi nurundan bir cevher yarattı. O cevhere muhabbet nazarıyla baktı, cevher eridi ve su oldu. Sonra o sudan dalgalar çıktı dalgalardan dumanlar tüttü. O dumanlardan gökleri köpüklerden ise yerleri halk eyledi.
Alıntı
Bir dakika kadar orada konuşmadan durdular. Bir yabani ördek sapanla fırlatılmış gibi pırr diye geçti tepelerinden. Kireçli toprağı doymak bilmeksizin yalayan dalgalar kıyıyı dövüyordu. Öbür yakada, sel basmış ormanın içinde ak göğüslü dalgalar kabara kabara ilerliyordu. Rüzgâr, görkemli bir sel halinde aşağı yörelerine doğru ezercesine inen Don’un şifalı kokuları ve su serpintileriyle yüklüydü.
Dilek
Kendimi bütün ruhumla unutmanın uykusuna bırakmak istiyordum. Unutmam mümkün olsaydı, unutmak sürekli olsaydı, gözlerim kapansaydı da azar azar uykunun ötesine, mutlak hiçliğe gömülebilseydim, varlığımı artık hissedemez olacağım noktaya varsaydım, bir mürekkep damlasında, bir musiki ahenginde ya da renkli bir ışında erir giderdim ve sonunda dalgalar ve şekiller öyle büyürlerdi ki, hissedilmezin içinde silinir, yok olurlardı. O zaman dileğime kavuşurdum.
Sayfa 35 - Yapı Kredi·Kitabı okudu
Deniz ve İnsan!
Özgür insan, denizi seveceksin her zaman! Deniz aynandır senin; seyredersin ruhunu Dalgası yayılırken bir sonsuzluğa doğru, Farkı yoktur ruhunun acı bir uçurumdan. Keyif duyarsın kendi görüntüne dalmaktan; Gözlerin, kollarınla kucaklarsın sen onu, Kalbin unutmak için bir an uğultusunu Avunur bu seslerde, yola gelmez ve yaban. İkiniz de karanlık ve ağzı sıkısınız: İnsan, kimse inmedi senin uçurumuna, Deniz, herkes yabancı zengin kaynaklarına, Gizinizi korurken nasıl da kıskançsınız! Oysa birbirinizle, sayısız yüzyıllar var, Kalpsiz savaşırsınız hiç pişmanlık duymadan, Hoşlandığınız için ölümden ve vurkır' dan, Ey haşarı kardeşler, ey sonsuz kavgacılar!