Şu hayatta en büyük özgürlük;bir yaprağın bile kendisinden izinsiz yere düşmeyeceği o büyük iradeye teslim olup "emrolunduğun gibi dosdoğru ol!" ilahi prensibi gereği düz,sade,hesapsız ve cesurca yaşamaktır! Çünkü evhamla,korkaklıkla ve dengecilikle hedefe ulaşan görülmemiştir.
Sayfa 23
"Her gün, yok olan çevremiz, gittikçe artan nükleer tehdit gelecek olan pandemiler, soykırım ve dünyanın bitmek bilmeyen vahşetlerini bize hatırlatan medya yayınlarına maruz kalıyoruz. Tüm bunlar beynin terör yönetimi stratejisinin geri planda düşük bir seviyede çalışmasına neden oluyor, savaş ya da kaç modunda değil ama en kötüsüne hazırlıklı olarak. Dünyamız daha ürkütücü bir hale geldikçe bilinçaltımız bizi ölüme daha çok hazırlıyor." Katherine, "Korku bizi bencilleştiriyor,' dedi. "Ölümden ne kadar cok korkuyorsak kendimize, eşyalarımıza, güvenli alanlarımıza... bizim için tanıdık olan şeylere o kadar çok tutunuyoruz. Yoğun milliyetçilik, ırkçılık ve dini hoşgörüsüzlük sergiliyoruz. Otoriteyi reddediyoruz, toplumsal ahlaki değerleri umursamıyoruz, kendimiz için başkalarından çalıyoruz ve daha materyalist bir hale geliyoruz. Gezegenin kaybedilmiş bir dava olduğunu ve hepimizin zaten sonunun geldiğini düşünerek çevremize karşı sorumluluk duygumuzu kaybediyoruz." "Ve sizin teorinize göre, bu endişe verici döngü insanların ölüm korkusundan kaynaklanıyor? "Evet... Her şey bir illüzyona dönüşüyor. İşler ne kadar kötüleşirse biz de o kadar kötüleşiyoruz." ... Araştırmanın en önemli noktası, ölümden korkmayanların daha iyiliksever, saygılı, yardımsever ve çevrevi önemseyen davranışlar sergilemeye yatkın olduklarını ortaya koyması.
Sayfa 629
Reklam
Dava
Adalet olduğu yerde durmalı,yoksa terazi sallanır ve adil bir hüküm vermek mümkün olmaz.
Franz Kafka
Altıncı Fasıl
İş ve Faaliyet 57 - Umumi İdare Heyeti, Cemiyet gâye ve dâvalarının devamlı bir vecd, heyecan ve hayatiyet plânında ruhları kavraması, eşsiz bir dinamizma belirtmesi ve asla donmuş kalıplar halinde sürüncemeye geçmemesi, her ân bir ibdâ ve icat zekâsile çalışmak borcu altındadır. Bu çalışmalara, Cemiyet menfaatine tertip edilecek ve cemiyete maddî ve manevî her kıymeti getirecek ebedî ve ahlâkî müsamereler bilhassa dahildir. Cemiyetin rehber unsurlarile yakın ve uzak âzaları arasında maddî ve ruhî temasın bütün vasıtalarla, en hararetli ve şahsiyetli mikyasta, her ân yenilik ve canlılığını muhafaza etmesi en hassas noktadır. Cemiyet merkezi en uzak yerdeki âzasına kadar faaliyetini, kararlarını, telkinlerini, buluşlarını, fikirlerini, aynı zamanda Türk Umumî vicdanına aksettirecek tarzda, maliyeti bahasına veya parasız broşürler ve tamimlerle bildirecektir. 58 - Büyük Doğucuların dâva zaferi bakımından ifadesile mükellef oldukları şahsiyetli birlik ve bütünlük manzarasında, kılıklardan, şahsî itiyatlardan, hususî zevklerden, muaşeret edeplerine ve en kalın fikir kıstasından en ince bedî ölçüsüne kadar keskin bir hususîlik tecelli edecektir. Bütün Büyük Doğucuların tek bir mâna ve madde teknesinde hamur haline gelmeleri ve tek lezzet belirtmeleri de başta Umumi Reis bulunmak üzere hamurkârlar mevkiindeki Umumi İdare Heyeti âzasının ve ileride şube reisleriyle idare heyetlerinin işidir. İç ve dış tecelli çerçevelerinde şahsiyet ve asliyet, Büyük Doğucuların ilk fârikasıdır. Büyük Doğu Cemiyeti, Ana Nizamnamesinin her noktasından sezileceği gibi, ölü kalıplara bağlı alelâde bir cemiyet şeklinde değil, bütün bir ruh mimarîsi işini üzerine almış bir ocak mahiyetinde kurulmaktadır.
Sayfa 32 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Ölümü göze alan bir muhabbetti onun ki..
İşte; Resûlullah (ﷺ)'in Hz. Ali gibi cesur ve herşeyleriyle komutanlarına teslim olan sahabelerinin fedakârlıklarıyla kuruldu İslâm devleti... Kurban olunmayan davalar, dava olmadıkları gibi; kendilerini davalarına kurban etmesini bilmeyenler de, dava adamı değillerdir.
Sayfa 60 - Beyan yayınları·Kitabı okuyor
Din
Bilmez misiniz
El ele vermiş de gelen güzeller Bir Tanrı selâmın vermez misiniz Mevlâm sizi süs için mi yaratmış Gel deyince bir yol gelmez misiniz Gurbete gidenler azığın alır Kimisi döner geri kimin kalır Kimi sevap için Kâbe'ye varır Kâbe kapımızda bilmez misiniz Karadır kaşımız yaydan inc'olur Bugün dünyâ yarın ahret nic'olur Bir gönül yapması yüzbin hac olur Siz gönül yapmasın bilmez misiniz Sümmânî'yem ben bu derdi niderim Başım alıp diyar diyâr giderim Yarın mahşer günü dava ederim Siz mahşer yerine gelmez misiniz
Sayfa 108·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam