Semerkand kitabının ilk iki bölümü, 1070'li yıllardaki İran'ı anlatıyor. Kitap kurgu ve gerçek karışık bir anlatıma sahip. Ömer Hayyam'ın dönemin kadısı olan Ebu Tahir ile tanışması ile olaylar gelişiyor. Ömer Hayyam, Hasan Sabbah ve Nizamülmülk arasındaki ilişkiyi anlatan, okuması gerçekten çok keyifli bir kitap. Sayfaların arasına Hayyam'ın şiirlerini de ekliyor yazar. Bence bu hikayeyi daha ilgi çekici hale getiriyor.
Diğer arkadaşların da yazmış olduğu gibi yanlı bir anlatım var. Selçuklu'yu biraz hafife ve alaya alma kesinlikle var. Ama bunlar bence küçük detaylar. O yüzden çok üstüne düşmedim.
Kitabın diğer bölümlerine gelirsek ise o kısmı okumadım. Çünkü bana sıkıcı geldi =)
Ben İran kültürünü araştırmayı çok seven birisi olarak kitabı büyük bir zevkle okudum. Genelde insanların Doğu toplumlarına karşı bir önyargısı oluyor. Bu konuda çok da haksız sayılmazlar aslında ama bi' araştırsanız çok ilginç hatta çok seveceğiniz şeylerle karşılaşacağınıza eminim. Mesela bugün bir İran filmi ile bu yolculuğa başlayabilirsiniz. Tabi ki birçok kült film var ama bence hem yakın tarihli hem de sizi konusuyla hemen içine alacak ve sizi sıkmayacak bir film olan Leyla'nın Kardeşleri'ni izleyebilirsiniz. Eğer izlerseniz yorumlar kısmında yorumunuzu görmek çok hoş olur. İyi günler, iyi akşamlar. Semerkant
Eskiden olsaydı mutfağa girerdim, bütün tabakları, hatta camları kırardım. Fakat şimdi de öfkeleniyorum ama taşamıyorum, öfkem içime akıyor, zehirleniyormuş gibi oluyorum.