Bulgar yaşamında kişisel günlük, mektup-roman ve benzer türlere ait güçlü bir gelenek olmamıştır, ne geçen yüzyılda ne de bir öncekinde. Bu da bizim kişisel meseleler konusundaki içsel suskunluğumuzun bir parçasıdır. O daima iyi saklanmış bir sırdır, hatta mahzendeki şarap fıçısından ya da vergi ödemeden gizlice damıtılmış rakiyadan bile daha iyi korunur. Ama bak, defter tutma ya da kitapların kenar boşluklarına not alma gibi tuhaf bir gelenek keşfedilebilir. Büyük dedem, babamın en sevdiği dedesi, tam böyle küçük bir defter bırakmış, ki oradaki notların çoğu ne kadar zeytin ve peynir aldığı, kaç para harcadığı, ne kadar borcunun olduğu, aynı şekilde ona olan borcun ne kadar olduğu, kime ve kaç koyun sattığı, ineğin ne zaman buzağıladığı gibi şeylere, yani genel olarak küçük özel işletmesinin ekonomisine dair notlar. Özel işletmeler ortadan kalkınca ve ailenin tüm inekleri, atları ve koyunları ellerinden alınınca, dedemin yazacak bir şeyi kalmamış. Bu yüzden de defter tutmamış.
Sayfa 113 - Metis Yayınları
Şutka
Uçurumları izlerken her gün zehirli atıklar akıyor ağdalı dudaklarımın gerisinden… ŞUTKA Sökün tüm ağaçları üzerimden Eşkıyalar rahat rahat çiğnesin göğsümü Yeni ırmaklar doğurmayacağım size Başıma kurmayın şehirlerinizi İsterseniz ölürüm Yaşamak ağır zaten kaderime Tanrı’nın hükmüne yemin olsun Bundan kolay bir şey yok Sabahları buz tutsun çölde sularım Ve tüm iyi niyetlerimden cerihalar aksın İçime dökülsün ağzının kenarından Her yüzüme baktığında Düşmanlarımın savurduğu Yırtmacı bol keskin diller Suya anlatılırmış önce rüyalar Tüm kötülükler böyle başladı İblis Gökyüzünün karanlığını verdi yüreğime Gözlerime, herkese yetecek kadar hüzün Misket üzümü toplayın bağımdan Son kez Erkenden kalkmış işçiler Düşük şömizye yakalı kızlar
Sayfa 100 - Klaros Yayınları
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Dedem, bir beni severdi, bir de çarpık bacaklı Skoda kamyonetini. Beni yanına atar, Biga'nın, Çanakkale'nin, Ezine'nin, Bayramiç'in, Çan'ın panayırlarına, yağlı güreşlerine, hayvan pazarlarına götürürdü. Küçücük canımla, arkadaşıymış gibi yanında dolaştırırdı beni, kocaman insanmışım gibi konuşur, anlatırdı.
Sayfa 11
Dedem hep derdi ki "Hayat şaşırtıcı derecede kısa." Şimdi dönüp geriye baktığımda, hayat o kadar kısa görünüyor ki bana, genç bir insanın bir şehirden diğerine giderken -yol üzerinde başına gelebilecek çeşitli kazalar bir yana- ömrünün bu yolculuğa yetip yetmeyeceğini düşünmeden ve bundan hiç korkmadan nasıl yola çıktığını hiç anlayamıyorum.
Alıntı
Dedem Yezid, doğduğu şehri bırakıp Allah'ın emir ve nehyini talim için başka memlekete giderken önüne bir deniz çıktı ve yolunu kesti; balıklar ayaklarının altında sımsıkı toplandılar ve ona sırtlarının üzerinden bir köprü kurarak öbür kıyıya geçmesini temin ettiler. Bu yardımdan dolayı balıkların kutsiyeti vardır.
Sayfa 67 - İnkılâp kitabevi·Kitabı okudu
Kendisi öleli uzun zaman oldu ama o ev bana dedem hep oradaymış hissi veriyordu.