Puan vermedi·160 syf.··
2026 32. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 23:35
“İnsanlar bazen gider ama bize bıraktıkları sevgiler yaşamaya devam eder. “ Bu kitap bana çocukluğun ne kadar kırılgan ama aynı zamanda ne kadar saf bir yer olduğunu hatırlattı… Tonino’nun dedesiyle olan bağı o kadar gerçek yazılmış ki okurken bir hikâye değil de bir anıyı dinliyormuş gibi hissettim. Özellikle dedesinin kiraz ağacına duyduğu sevgi çok etkileyiciydi çünkü zamanla anlıyorsunuz ki mesele sadece bir ağaç değil. O ağaç; geçmiş, anılar, emek ve kaybetmek istemediğimiz insanlar aslında. Şehirde yaşayan büyükannesiyle köyde yaşayan dedesi arasındaki fark da çok güzel işlenmişti.Bir taraf daha soğuk, düzenli ve mesafeli;diğer taraf ise doğayla iç içe, sıcak ve huzurlu…Tonino’nun da zamanla hangi tarafa ait hissettiğini görmek çok güzeldi. Kitap ilerledikçe o yumuşak atmosferin altında çok ağır duygular birikmeye başlıyor. Özellikle büyükannesinin hastalığı ve dedesinin yalnızlığı beni en çok etkileyen kısımlardı. Ama yazar bunu öyle bağırarak anlatmıyor;sessizce insanın içine işliyor. Bence kitabın en güçlü yanı da bu zaten. Finaline geldiğimde gerçekten boğazım düğümlendi. Çünkü bazı insanlar öldüğünde sadece onları değil, onlarla birlikte bir dönemi,bir hissi bir güven duygusunu da kaybediyoruz.Tonino’nun yaşadığı şey tam olarak buydu bence. Kısacık bir kitap ama verdiği duygu birçok kalın kitaptan daha gerçekti. Bitirdikten sonra içimde hem sıcak bir huzur hem de tarif edemediğim bir hüzün kaldı. ” Kitabı öğrencilerimle beraber okuduk ama bence yetişkinlerin de çıkaracağı çok ders var o yüzden herkese tavsiye ediyor,keyifli okumalar diliyorum
Dedem Bir Kiraz AğacıAngela Nanetti · Günışığı Kitaplığı · 20111,265 okunma
9/10
·208 syf.·
2026 40. kitabı
Okurken ya da yıllar sonrasında kitapların ne anlattığından çok ne hissettirdiği kalıyor bizde, yani benim için öyle. 'Bahçıvan ve Ölüm' bende bıraktığı hissi hiç kaybetmeyecek olanlardan. 'Herkesin yası kendine' kitabı bu -ya da Gospodinov'un kirapta dediği gibi "Kıyamet herkes için aynı anda kopmaz." kitabı- ve ben yas üzerine okumanın tetikleyici olabileceği kadar sağaltıcı olduğuna da inanıyorum ve hatta daha çok sağaltıcı. Şöyle yazıyor ilk sayfada Gospodinov: "Nereden başlayacağımı bilmiyorum. ... Hemen söyleyeyim, bu kitabın sonunda başkahraman ölüyor. Hatta sonunda bile değil, daha ortasında, ama vefatının öncesini ve sonrasını anlatan tüm hikâyelerde o yine hayata dönecek. Çünkü, Gaustin'in dediği gibi, geçmişte zaman tek yönlü akmaz." Babasının ölümü üzerine, belleğinde ve yüreğinde kalanları yazdığı bir anlatı Bahçıvan ve Ölüm. Gospodinov kitabı anı-roman olarak adlandırıyor. Kronolojik olmayan bir şekilde, belleğinde canlanan anıları/anları kaleme alıyor Georgi Gospodinov; babası henüz hayattayken, hastalık süreci, ölümü ve yas süreci. Ve sanki neredeyse anımsadığı her anı bende de bir anıyı geri getirdi, dedem ve ananemle olan -daha çok dedem. Bu kitabın yaptığı en iyi şey bu, yası ajite etmeden olduğu gibi anlatıyor; karmaşık cümleler yok, kurmaca için çabalanmamış. Bu çabasız güzellik ve pek tabi içtenlik, okuru yakın kılıyor anlatılanlara ve kitabın en başında söylediğini hatırlatıyo: "Bir hikâye, yaşanmış ve kişisel olsa bile, bir kez dilden geçince, kelimelere bürününce artık bize ait olmaktan çıkar, o artık gerçeklik kadar kurmacanın da düzenine aittir." Gospodinov'un hikâyesiyle başlayıp kendi hikâyemizle kapatıyoruz kitabı -ya da kendi hikâyemizi bu kitapla açıyoruz. Bahçıvan ve bahçe bağlantısını ölüm ve yaşam döngüsüyle -ve yine çabasızca-
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hepimiz deli doğarız. Bazılarımız deli kalırız. Samuel Beckett
8/10
·720 syf.·
2026 42. kitabı
Sevgili Dedem, Mesajı Aldık Ama Biraz Yorulmadık mı? Sistemi deliler üzerinden sallamak dâhice bir fikir, evet... Ama aynı fikrin etrafında yüzlerce sayfa dönüp durmak? İşte orada biraz duracağız. Hüseyin Rahmi Gürpınar benim edebiyattaki en sevdiğim yol arkadaşlarımdan biridir; adeta dertleştiğim bir dedem gibidir. Ancak en sevdiklerimize karşı her zaman en dürüst olmak zorundayız. Ben Deli miyim?, yazarın o bildiğimiz riyakar ahlak anlayışını, unvanları ve toplumsal maskeleri delilik-akıllılık paradoksuyla yerden yere vurduğu, teoride muazzam bir sistem eleştirisi. Ama pratikte? İlk kez bir Hüseyin Rahmi kitabını okurken saatin ne kadar yavaş ilerlediğini fark ettim. Hüseyin Rahmi, deliler üzerinden harika bir sistem eleştirisi inşa ediyor, toplumsal unvanların ve normların arkasındaki ikiyüzlülüğü çok doğru bir yerden yakalıyor. Fakat bu felsefi altyapı, hikayeyi bir süre sonra öyle bir kısırlığa hapsediyor ki, konu bir adım bile ileri gitmiyor. Roman, muazzam diyaloglarla süslenmiş ama kendi kuyruğunu kovalayan bir döngüden ibaret kalıyor. O tekinsiz, sisli insan doğasını ve unvanların sahteliğini izlemek keyifli olsa da, konunun durağanlığı bir noktadan sonra "İlk kez bir Hüseyin Rahmi kitabında sıkılıyorum galiba" dedirtiyor. Usta yazarın o bildiğimiz, insanı peşinden sürükleyen dinamik olay örgüsü, bu kez fikrin ve konunun ağırlığı altında biraz ezilmiş. Ben Deli miyim?, Hüseyin Rahmi’nin o hayran olduğum diyalog yazma becerisiyle ayakta duran, diliyle büyüleyen ama konusuyla sınıfta kalan, dâhice başlayıp tekrara düşen bir başkaldırı romanı. Yine de bu okuma deneyiminin elini güçlendiren çok özel bir yanı vardı. Koç Üniversitesi Yayınları'nın "Tuhaf Etki" serisinden çıkan bu baskı, hem sadeleştirilmiş metni hem de Latin
Ben Deli miyim?Hüseyin Rahmi Gürpınar · Koç Üniversitesi Yayınları · 20181,023 okunma
Puan vermedi·202 syf.··
2026 92. kitabı
Fahrenheit 451: Kitap kağıdının tutuşup yanma sıcaklığı... Son zamanlarda okuduğum en güzel kitap oldu. Hayatımızda kitaplar olmasaydı düşüncesi bile korkutucu. Kitapsız bir dünyada yaşamak mı? Asla️! □Montag bir keresinde, metro girişinde, "Neden seni yıllardır tanıyormuşum gibi hissediyorum?" diye sordu. "Çünkü senden hoşlanıyorum ve senden bir şey istemiyorum," dedi Clarisse. "Ve çünkü birbirimizi tanıyoruz." □Kitaplarda bir şey olmalı...hayal edemeyeceğimiz bir şeyler; orada bir şeyler olmalı. □ "Okul saatleri kısaltıldı; disiplin gevşetildi; felsefe, tarih ve dil dersleri iptal edildi; İngilizce ve imla dersleri giderek ihmal edildi, sonunda da neredeyse tamamen boşlandı. Hayat şimdide, iş öneme sahip, mesai sonrası her yerde hazza ulaşabilirsin. İnsan nedenin düğmelere basmak, elektrik anahtarlarını çekmek, somun ve cıvata takmak dışında bir şey öğrensin ki?" □Belki kitaplar bizi mağaradan biraz çıkarabilir. Belki hep aynı, lanet olası, çılgınca hataları yapmaktan alıkoyabilirler bizi! Kitaplar unutmaktan korktuğumuz bir sürü şeyi depolandığımız kapıların bir türüydü yalnızca. Hiç sihirli bir tarafları yok. Sihir sadece kitapların söylediklerinde, evrenin parçalarını nasıl dikerek bizim için giysi haline getirdiklerinde. □Çoğumuz ortalıkta koşturup herkesle konuşamayız, dünyanın bütün şehirlerini tanıyamayız; zamanımız, paramız veya o kadar çok arkadaşımız yoktur. Senin aradığın şeyler dünyada Montag, ama sıradan insan onların yüzde doksan dokuzunu ancak bir kitapta görebilir. □Hata yapmaktan korkuyorsun. Korkma. Hatalardan fayda sağlanabilir. □"En büyük aptallar biraz akıllı olanlardır." □Hepimizde fotoğrafik hafıza var ama gerçekten orada olan şeyleri açığa çıkarmayı öğrenmemiz bir ömür sürdü. □"Herkes ölünce ardında bir şeyler bırakmalı, derdi dedem. Bir
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
10/10
·48 syf.··
2026 22. kitabı
"İlk kar yenmezmiş, dedem öyle söyledi." Merhaba gönül heybemin güzel dostları. Çevre dostu, geri dönüşüm mucidi Mina'nın maceralarına ortak olmaya devam ediyoruz. Kimler kış mevsimini seviyor? Biz tüm mevsimleri çok severiz. Mina ile birlikte kışı daha da çok sevdik. Bizler çocukken kızak yerine naylon poşetler, tepsiler ve kırık leğenler kullanırdık. Kayması da çok eğlenceli olurdu. (Laf aramızda, hâlâ karda kaymayı çok severim. ) Bu sefer Mina karın yağmasını heyecanla bekliyor. Kar yağınca da macera başlıyor. Kuzenleriyle hem eğleniyor hem de geri dönüştürülebilecek her şeyi kendilerine bir eğlence aracına dönüştürüyorlar. Sizce bozuk bir elektrik süpürgesi çiçek açar mı? Hadi hep birlikte Mina ve kuzenlerinin macerasına katılalım. Kuşları da aç bırakmayalım, onlara bir kuş yemliği yapalım. Nasıl mı? Bunun cevabı kitabımızın sayfalarında gizli.
Yeşil Kalkan: Dönüşüm OperasyonuTuğba Soydan · Çınaraltı Yayıncılık · 202610 okunma
10/10
·255 syf.··
2026 11. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 09:29
Bilim insanı değilim, bu kitabı inceleyebilecek kalibrede hiç değilim, o yüzden tek bir cümle yazacağım ve benim için yeterli olacak: Canım Stephen Hawking’im, canım dedem, olağanüstü insan; bana öğrettiklerin için sana çok teşekkür ederim, gerçekten.
Bilim
Zamanın Kısa TarihiStephen W. Hawking · Alfa Bilim · 202511,2bin okunma