Yurt dışında geçirdiğim uzun yıllardan sonra, içimi saran sıla duygusu, sanmıştım ki, yurdumun insanına, havasına, güneşine, denizine, kentlerine, köylerine, sokaklarına duyduğum özlemdir.
Yurda döndüğümden birkaç gün sonra gerçeği anladım: Özlemim, tüm bunları içeren anadilime olan, birikmiş, yıllanmış özlemden başka bir şey değilmiş. O gün, bugün, kendi sesimi (kendi dilimi) ararken, yapıtımı gerçekleştirirken, anadilimin kaynaklarından, halkımın dil yeteneklerinden yararlanmaya, onu geliştirmeye, yenilemeye çalışıyorum.
Başta da söyledim, duygularım, düşüncelerim, sezgilerim, tek bir sözcükle sanatım, dilden başka bir şey değildir. Ben de bir dil işçisinden başka bir şey değilim.