Bir dehşetli kumandan deha ve zekâvetiyle ordunun müsbet hasenelerini kendine alıp ve kendinin menfî seyyielerini o orduya vererek, o efrad adedince haseneleri, gazilikleri bire indir(mesi)
… deha hiç kuşkusuz güzellikten daha uzun ömürlüdür. Hepimizin, kendimizi aşırı derecede eğitmek uğruna bunca zahmete katlanmamız da bundandır ya. Şu çılgın, kıran kırana yaşam savaşında hepimiz dayanıklı bir şeylere sahip olmak isteriz, bu yüzden de yaşam kavgasındaki yerimizden olmamak için kafamızı süprüntülerle olgularla doldururuz.
En kusursuz diye yaşama monte edilen dünya düzeni veya görüşü adı altında ki kapitalizm ve dolaylı kendisi karşı alternatif olarak sunulan sosyalizm soslu komünizm ideolojileri toprak ağalığı sonrası para ağalığı ile yaşadığı sonu tekno dijital ağalığı feodalizmine taşıma niyeti bir kez daha Anadolu ahlakının ilke ve deha gücü Türk karşısında an zaman ve yeryüzünde her yerdeliği doğal tınlanım yasasına uygun titreşim ile iradesini yayan etik ahlak anlayışı karşısında tüm feodal sömürücü ideolojiler yeni bir sömürü ve soygun sayfası açamadan çöp oldular.
“Ya ideolojinin doğruluğu nereden kaynaklanır? Değişik yerlerden. Ancak, nihai meşruluk kaynağı ideolojinin mutlak doğru olduğuna inanılmasıdır. İdeoloji doğrudur, çünkü doğrudur. Onu geliştiren kişi veya kişilerin hata yapması düşünülemez.
Bu tavrın en tipik örneği Marksist Sosyalistlerin Marx'a ve sosyalizme bakışıdır. Onlara göre Marx beşerin kaderinin sırlarını çözmüş bir deha, hatta bir peygamberdi. Sosyalistler Marx'a ölçüsüz bağlılığı sosyalizmi bilimle özdeşleştirme tavrıyla bütünleştirdi. “Bilimsel sosyalizm” lafını ilk kullanan Marx değildi, C.Fourier’di, ama kavram bir şekilde Marx’a yapıştı, yahut Marx ona yapıştı. Bu yüzden naif sosyalistler sosyalizmi-Marksizmi bir bilim dalı olarak görmeye eğilimlidir.”