Bugün, bizim günümüzde kolektivizm, ikinci elcinin, ikinci derecedeki adamın, o eski canavarın kuramı, tasmasını koparmış, başıboş koşturmaktadır. İnsanları daha önce görülmemiş bir zihinsel ahlaksızlık düzeyine düşürmektedir. Emsaline rastlanmamış bir dehşet olayı haline gelmektedir. Her zihni zehirlemiştir. Avrupa'nın çoğunu yutmuştur. Bizim ülkemizi de kuşatmaktadır. Ben mimarım. Bunların dayalı olduğu ilkelerden ortaya neler çıkacağını biliyorum. Kendime yaşama izni veremeyeceğim bir dünyaya doğru yaklaşıyoruz.
Sayfa 974 - Pegasus Yayınları 1.baskı·Kitabı okudu
Alıntı
Kolektifin, yani bir ırkın, bir sınıfın, bir devletin, ortak çıkarı, insanları baskı altına alan her türlü zorbalık rejiminin altında yatan şeydir. Tarihteki her dehşet verici olay, bir hayır uğruna yapılmış gibi görünür. Bencil hareketlerin herhangi biri, hayırseverin döktüğü kanla ölçülebilecek bir zarar vermiş midir? Bunun suçu insanoğlunun ikiyüzlülüğünde mi yatmaktadır, yoksa ilkenin yapısında mı? En korkunç kasaplar, genellikle en samimi, en içten inanmış olanlardır. Giyotinle ya da idam mangasıyla, kusursuz bir topluma ulaşacaklarına gerçekten inanmışlardır. Hiç kimse onların öldürme hakkını sorgulamamıştır çünkü besbelli hayırsever bir amaç uğruna öldürüyorlardır. İnsanların başka insanlar uğruna feda edilmesi doğal kabul edilmiştir. Aktörler değişmekte ama trajedinin akışı aynı kalmaktadır. Bir hümanist çıkar, insanlara ne kadar sevgi duyduğunu söyleyerek yola koyulur, sonunda bir kan denizine varır. İnsanlar bir şeyin iyi olabilmesi için bencillikten uzak olması gerektiğine inandığı sürece, bu böyle devam etmektedir ve edecektir. Bu durum, hayırseverin eylemine izin vermekte, kurbanları da buna dayanmak zorunda bırakmaktadır. Kolektivist hareketin liderleri kendileri için hiçbir şey istememektedirler ama bir de ortadaki sonuçlara bakın.
Sayfa 973 - Pegasus Yayınları 1.baskı·Kitabı okudu
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Azriel, “Feyre hâlâ bilmiyor mu?” diye sordu. “Hayır. Doğumun zor olacağını biliyor, ancak ona henüz ha­yatına mal olabileceğini açıkça söylemedim.” Rhys, yüksek sesle söyleyemezmiş gibi, akıllarına konuştu, şimdi beni uykumdan eden kâbusların artık geçmişten değil, gelecekten olduğunu ona söylemedim. Cassian, Rhys’in omzunu sıktı. “Neden ona söylemiyorsun?” Rhys’in boğazı hareket etti. “Çünkü ona bu korkuyu yaşatamam. Karnına her el attığında gözlerindeki neşenin bir parçasını alamam.” Sesi titredi. “Bu dehşet beni diri diri yiyor. Kendimi meşgul ediyorum, ama... onun hayatı için pazarlık edecek kimse yok, onu kurtarmak için yapabileceğim hiçbir şey yok.”
Alıntı
Auschwitz ismi,tek başına dehşet verici olan her şey demekti.
Konuşuyor. Davanın İslâmî hareket iddia-sındaki bir parti tarafından harcanışının ıstırabını, bir yangın ortasında kalmışçasına yaşamış olarak, -dedik ya; bilgi, bilene var-, dehşet verici çığlıklardan sonra daha da ötesi olmayan bir du-rakta tevekkülle bekler gibi, konuşuyor. Edası, şu "noktalama"sında belirttiği çerçeve içinde: -"Ey genç adam, yolumu adım adım bilirsin! Erken gel, beni evde bulamayabilirsin!"
Sayfa 29·Kitabı okuyor
Bitki haline geleceğini hiç ummadığımız tohumlardan ormanlar bitmiş olduğunu, dehşet ve haşyetle gördük.
Sayfa 247·Kitabı okudu
Alıntı