Puan vermedi·264 syf.··
2026 9. kitabı
Özellikle kırılgan, çabucak sıkılıp vazgeçen,en ufak bir sıkıntıda pes edip dağılan çocuklara ilham verecek bir gerçek yaşam öyküsü "Rüzgârı Dizginleyen Çocuk" Azmin, bilginin gücünün, imkansız gibi görünen şeylerin başarılabileceğinin kanıtı 14 yaşında ki William Kamkwamba. 1987 yılında Afrika Malavi de doğan William, yedi çocuğu olan yoksul bir ailenin ikinci çocuğuydu.Evin tek erkek çocuğu olan William’ın 6 kız kardeşi vardı.Yaşadığı bölgedeki kıtlık artık dayanılmaz olmuştu.Etrafındaki insanlar teker teker ölüyordu.Buna bir son vermeli,en azından denemeliyim diyerek yola çıktı William.Çevresinde ki insanların, hatta ailesinin bile ona deli gözüyle bakmasını hiç umursamadan sadece amacına odaklandı. Ve başardı! Maddi imkansızlıklardan okuluna devam edemeyen William' ın hayatını köylerine kurulan kütüphanedeki bir Fen bilgisi kitabı değiştirdi.Kitaptan ilham alarak hiçbir eğitimi,deneyimi veya herhangi bir desteği olmadan kendi çabası ve çalışmaları ile 14 yaşında evinin enerji ihtiyacını karşılamak için bir rüzgar gülü kurup bundan elektrik üretmeyi başardı. Bu sayede kendisine ve ülkesine parlak bir geleceğin kapısını açmış oldu William. Bazen bir kitap tüm hayatınızı değiştirebilir. Rüzgarı dizginleyemezsin belki ama onunla nasıl dans edeceğini öğrenebilirsin. Zorluklar rüzgar gibidir; ya savurur ya yükseltir. Seçim senin.
Rüzgarı Dizginleyen ÇocukWilliam Kamkwamba · Beyaz Balina Yayınları · 20244,969 okunma
Altıncı Koğuş, Anton Çehov
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
Anton Çehov Altıncı Koğuş, yalnızca bir akıl hastanesini anlatan bir roman değil; insanın vicdanını, toplumun duyarsızlığını ve "normal" dediğimiz kavramı sorgulayan güçlü bir klasik. Çehov, okuru rahatsız eden ama bir o kadar da düşündüren sorularla baş başa bırakıyor: Delilik gerçekten aklın bir hastalığı mı, yoksa bazen adaletsiz bir dünyaya verilen en insani tepki mi? Roman boyunca beni en çok düşündüren şey, kötülüğün her zaman kötü niyetle ortaya çıkmadığıydı. Bazen haksızlıkları görüp sessiz kalmak da en az onları yapmak kadar yıkıcı olabiliyor. Çehov'un eleştirisi yalnızca bir döneme değil, bugün hâlâ geçerliliğini koruyan insan hâllerine yöneliyor. Kitabı kapattığımda aklımda tek bir soru kaldı: İnsanı gerçekten deli eden şey zihni mi, yoksa yaşadığı dünya mı? Sanırım bu sorunun cevabını herkes kendi hayatına bakarak verecek. İşte bu yüzden Altıncı Koğuş, yıllar geçse de değerini kaybetmeyen eserlerden biri.
1000Kitap
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yerde yetişen yıldızlar
9/10
·192 syf.··
2026 51. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 11:10
Kitabı gerçekten beğendim. Dili tam bir Anadolu insanı dili. Öyle ki bazen o kadar çok kapılıyorsunuz ki kitaba zamanın nasıl geçtiğini farketmiyorsunuz. İçeriği de baya hoş. Parça parça hikayeler ve bir çoğunda süpriz sonlar sizi kitaba daha çok bağlıyor. Sade ve sürükleyici. Tek takıldığım nokta sevmediğim bazı deyimlerin kullanılmış olmasıydı (-tövbe- "Allah'ın görmediği yer " vb.) Bu benim görüşüm kitabı çok sevdim
Deli TarlaŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20258,6bin okunma
Kara Keşiş|Anton Çehov
7/10
·43 syf.·
2026 140. kitabı
Anton Çehov’un 1890’lı yılların başında, rüyasında tarlaların üzerinde uçan uğursuz bir kara keşiş görmesi ile başlayan bu öykü bilim insanı Kovrin tarafından şekilleniyor. Kovrin kendisini Tanrı’nın seçilmiş bir dâhisi olarak görür, fakat sadece delirmeye başlamıştır. Kara keşiş ile yaptığı konuşmalar eşi Tanya ve Tanya’nın babası ile olan ilişkilerinin nasıl şekillendiğini anlatıyor. Tanya ve babası Kovrin’i iyileştirmeye çalışır, iyileştirir de fakat neden, neden iyileştirdiniz beni diyerek yakınır. Deliriyordum, fakat neşeli, zinde ve hatta mutluydum, ilginç ve orijinal biriydim. Şimdi ise herkes gibiyim der. Belki de herkesi düzeltmeye çalışmak yerine deli de olsa, olduğu gibi kabul etmemiz gerekiyordur . Çehov bu öyküsünde dâhilik ve delilik arasındaki ilişkiyi anlatıyor.Gerçekten de,her dâhi biraz deli midir?Yoksa kendini dâhi sananlar mı deliriyordur? Kısa, tek oturuşta bitirebileceğiniz bir öykü. Ama anlatılmak istenen zihnimizde uzun süre yer edebilir . Herkese keyifli okumalar ..
İnceleme
Kara KeşişAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 20229,6bin okunma
6/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 09:04
“Anlıyor musun, kıskanıyorum. Bir deli gibi, bir çılgın gibi kıskanıyorum. Bu gözleri, beni deli eden, çıldırtan bu güzel gözleri, bu siyah gözleri kıskanıyorum… Onlarda bir başka hissin, bir başka hayalin gölgelerini görmek istemem. Onlarda yalnız ben yaşamak, yalnız ben ölmek isterim…” 1911 yılında yayımlanan Siyah Gözler, genç yaşta dul kalmış ve bu sebeple toplumun baskıcı ahlak duvarları arasında sıkışıp kalmış bir kadının gözünden yazılmış. Hem olay örgüsünü, hem türü hem de dönemini düşününce böyle bir kitapta olayların kadın bakış açısından yazılmış olması ve özellikle de kadın karakterin yaşanan aşk için daha etkin, daha baskın tarafta olması bana çok ilginç geldi. Kitap boyunca, kendisinden daha genç olan bir erkeğin aşkına dair şüpheleri, toplumun bu ilişkiye yapacağını düşündüğü yorumlar, sonrasında yaşayabileceği yıkım ve mahvoluş gibi ihtimallerin düşüncesiyle savaş veren ve bu sebeple asıl yıkıma uğrayan bir kadını takip ediyoruz. Olaylar ve durumların arasında çok hızlı geçişler olmuş ama önemli olan yaşananlardan ziyade ana karakterimizin toplumsal baskıyı içselleştirmiş oluşuyla birlikte yaşadığı krizleri, suçluluk duygusu ve paranoyaları olduğu için o geçişlere çok takılmadım. Kitap o kadar iyiydi ki Siyah Gözler ve Cemil Süleyman Alyanakoğlu hakkında hiçbir şey duymamış olduğuma çok şaşkınım.
Siyah GözlerCemil Süleyman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20264,059 okunma
Ben bir gerizekalıysam, sen bir geri kalplisin...
10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 00:13
İlk defa dünyayı sınırları olmayan bir delinin veya dahinin gözlerinden görüyorsunuz. Kitabı okuyan herkesin "Asil bir deli mi, dahi mi?" diye sorduğuna eminim. Bence Asil insanların ciğerini bilen, gelgitleri ola bir deli. Düşünceleri, deneyleri, milletvekiline yaptırdığı açıklamalar sonucu aldıkları, gördükleri dahiceydi fakat bunları yapmaya ancak bir deli cesaret edebilirdi. Bu konuda fikrimi söylesem de bir gözünün mavi, ötekinin yeşil olmasının sebebi sanırım hem deli hem dahi olduğunu gösteren bir işaretti. (Aynı yüzde bulunan iki ayrı renk, iki ayrı dünya ve belki iki ayrı bilinç .. ) * Biraz zaman geçtikten sonra gözlerinden biri kahverengiye dönüşüyordu ama yine de iki ayrı renkti.* Bazı insanlar delilerin çok düşünmekten o hale geldiğini söyler ya, bu kitabı okuyana kadar bu düşünceye katılmıyordum ama okuduktan sonra bir şüphe kaldı diyebilirim. Tam anlamıyla katılamıyorum çünkü her şey bir mektupla başlıyor ve annesi Asil'in doğuştan bir zihinsel gelişim bozukluğu olduğunu söylüyordu. Şuana kadar okuduğum yabancı kitaplarda bile bu kadar geniş ve farklı bir dünyaya açılmamıştım, Asil benim hem sempati duyduğum hem de çekindiğim bir karakter oldu. Onu çevresindeki normal insanlar anlamadı hatta en güçlü iletişimini Yahya adında bir çocukla kurdu. Çünkü çocukların dünyası yetişkinlerinki kadar sığ değildir bence bu da atlanmaması gereken bir detaydı. Asil ölürken Yahya'nın bir gözünün mavi, bir gözünün yeşile dönüşmesi de kapattıktan sonra düşünmeye yöneltti. Kitabın sonunda Azil'in anlamına yer verilmesi de hoşuma gitti çünkü bu bilgi kitabın başında verilseydi bu kadar etkili olmazdı. Üzerine söylenecek çok cümle var ama ne yazık ki düşüncelerim ve hislerim anlatmaya yetmiyor... Azil Azil Hakan Günday
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma