Yaradan’ın varlık, birlik, teklik delâili
Yaradan’ın varlığına delil olan kâinattaki harika ve bedî nizam ve ahengi
Sayfa 111·Kitabı okuyor
Din
Reklam
İkinci Bölüm
MEVLÄNADA ULÜHİYYET DÜŞÜNCESİ ISBÁT-I VÂCİB VE MEVLĂNA'NIN BU KONUDAKİ DELİLLERİ " 'Yerlesmek: yerinde ve devamlı olmak: doğruluğu ortaya çıkmış bulunmak' mânalarındaki sübût masdarından ifal kalabında tūremiş olup bir şeyin doğruluğunu ortaya koymak kanıtlamak' demek olan isbât ile 'varlğa kendinden olan' (vâcibül-vucûd) anlamındaki vacib kelimelerinden teşekkül eden bir terkiptir, 'Allah'in hem varlığıni hem de birliğini ispat eden birçok delil vardır. Bunların içinde en çok dile getirilenleri alemin (semâvât, arz ve bunların arasındakiler) sonradan yaratılmış oluşu, düzenlı işleyişi ve insanın selim fıtratından kaynaklanan delillerdir. Ayrıca Hz. İbrahim örneğinde görüldüğu üzere akıl yürütme yoluyla Allah'ın varlığına ve birliğine ulaşma örneklerine de yer verilir. Hadislerde de benzer yaklaşımlarla karşılaşmak mümkündür. Hz. Peygamber'in Allah'ın gökleri ve yeri yaratmasındaki ibret ve işaretlere dikkat çeken ayetleri okuyup göğe baktığı ve bu duygu ile ibadet ettiği rivayet edilmektedir. Mevlânâ'ya göre Allah'ın vâcip olduğunu ispat etmek için üretilen delillerin, Allah'tan uzaklaştırmaya ve hatta inkâra sebep olabileceği ihtimalini göz ardı etmemeliyiz. Mevlânâ ile Konevî arasında olan bir muhaverede; İbn-i Arabî ekolünün temsilcisi olan Konevî, Mevlânâ'ya sorar:Akıl yürütme yoluyla Allah'ın varlığına ve birliğine ulaşma örneklerine de yer verilir. Hadislerde de benzer yaklaşımlarla karşılaşmak mümkündür. Hz. Peygamber'in Allah'ın gökleri ve yeri yaratmasındaki ibret ve işaretlere dikkat çeken ayetleri okuyup göğe baktığı ve bu duygu ile ibadet ettiği rivayet edilmektedir. Mevlânâ'ya göre Allah'ın vâcip olduğunu ispat etmek için üretilen delillerin, Allah'tan uzaklaştırmaya ve hatta inkâra sebep olabileceği ihtimalini göz ardı etmemeliyiz. Mevlânâ ile Konevî
Sayfa 91 - Kabalcı Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap
daha satın almadan yeni müşteri olmaya işaret eden işlerden
kesin delil ile sabit olan bir şeyin, hak ve hakikat olan dine uygun olmadığına ihtimal veren ve uygun düşmeme korkusu taşıyan adamın, başka değil, beyninde bir sofestaî gizlenip kafasını karıştırmaktadır veya kalbini delerek içine bir vesveseci saklanıp ihtilâl vermektedir veyahut bu kişi yeniden dine müşteri olmuştur da tenkit ile almak istemektedir
Sayfa 106·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
Daveti ibadet görmeli ve vahyin belirlediği usule göre davet yapmalıyız. Dileyen delil üzere hayat bulur, dileyen delil üzere helak olur. Yüce Allah onları azgınlıklarından hesaba Gekecek, bizleri de davetimizde İslami öğretilere uyup uymadığımızdan.....
Tevhid basım
Kur'an ya bir Arap tarafından, ya Arap olmayan biri tarafından, ya Hz. Muhammed tarafından veya Tanrı tarafından 'yazılmıştır. Argümanı şöyle özetleyebiliriz: 1. Kur'an edebî ve dilsel nitelikleriyle insanlığa meydan okur. 2. 7. asır Arapları, Kur'an'ın edebî nitelikleriyle yarışabilecek en kabiliyetli insanlardı. 3. 7. asır Arapları, Kur'an'ın hitabını aşan bir eser ortaya koymakta başarılı olamadılar 4. Alimler ve uzmanlar Kur'an'ın taklit edilemez bir 'kitap' olduğuna tanıklık ettiler. 5. İlmi/bilimsel olmayan tanıklıklar makul değildir, çünkü tesis edilmiş arka plan bilgisini reddetmişlerdir. 6. Dolayısıyla (1'den 5'e kadar olan maddelerden çıkarı-yoruz ki), Kur'an taklit edilemez, eşsizdir. 7. Kur'an'ın taklit edilemezliği; bir Arap tarafından, Arap olmayan biri tarafından, Hz. Muhammed Tanrı tarafından yazılmış olmasıyla açıklanabilir. veya 8. Bir Arap tarafından, Arap olmayan biri tarafından veya Hz. Muhammed tarafından yazılmış olamaz. Bunlara göre, en iyi açıklama Kur'an'ın Tanrı'dan gelmiş olmasıdır. (2. Maddenin açıklaması)Alim Taki Osmani , "belâgat ve hitabet onlar için bir can damarı idi" Şairlerin hayatlarını yazan ve 9. asırda yaşamış olan el-Cumâhi, "Şiir, Arapların bütün bilgilerinin birikimi ve sahip oldukları ilim ve irfanın en büyük pusulası idi; işlerine şiirle başlar ve şiirle bitirirlerdi. (... Arap kabi-lelerinden birinde bir şair yetiştiğinde, diğer kabileler tebrik etmek için gelirlerdi, şenlikler hazırlanır, kadınlar çalgıların etrafında düğünlerdeki gibi bir araya gelir, yaşlı ve genç erkekler de bu güzel haberin keyfini çıkarırlardı. Araplar iki halde bir-birlerini tebrik ederlerdi; iri bir çocuğun doğumunda, diğeri ise aralarından bir şair yetiştiğinde. 9. asır alimlerinden İbn Kuteybe, Arapların gözünden şiiri şöyle tarif
Sayfa 319·Kitabı okudu
Reklam
Reklam