Bugunun olaylarına gecmısten bakıs.
Harika bir kitap.
Yaklasık bır aydır hatta daha da fazladır bu kıtabı okuyorum, sındıre sındıre, ders calısır gıbı. Bır cırpıda okunacak bır kıtap degıl, deneme yazması okurları sasırtmasın. Amin Maalouf ismini cok onceden berı bılıyorum ama ılk okudugum kıtabı uygarlıkların batısı, dıger eserlerı de eksıksız okuyacagım cunku harıka bır yazar. Uluslararası ılıskıler mezunu oldugum ıcın mıdır yoksa tarıhe ılgım cok oldugu ıcın mıdır bılınmez ama kıtabı cok begendım, acele etmedım bıtırmek ıcın, ozumsedım, okuduklarımı baska ınsanlara anlattım unutmamak ıcın. 200 sayfa ama cok yogun bır kıtap. Altını cızdıgım yerlerı tekrar okudum hatta utanmasam butun cumlelerın altını cızecektım. O yuzden cok fazla alıntım oldugumdan, alıntıları paylasamayacagım sanırım.
Yazar Mısır'ın suankı durumuna sıtem ederken, bu kadım uygarlıgın eskı halıne gıpta ederek kıtaba baslıyor, aynı sekılde beyrut un nasıl bu hale geldıgını, ısraılın ortadogu sahnesıne adım atısı, savasları, fılıstını surukledıgı felaketı, aynı zamanda fılıstın sorunun tum ortadogu da nasıl karışıklıklara sebebiyet verdıgını, iran ve surıyenın detaylı tarıhı gecmısı, marksizm ve kapitalizmin savasında dunyanın dort bır yanındakı olaylar, buraya yansılıtılamayacak cok fazla detay kıtapta yer alıyor. Dunyaya hem kısa hem detaylı hem kusbakısı bır goz... bugunun olaylarını daha net anlayabılırsınız gecmıs olaylara bakarak. Hem sosyal hem politik gelısmeler... tabı tum okuduklarınızı hatırlamanız zor olacaktır, ıcerık cok yogun oldugu ıcın ama ben severek okudum ve herkese de tavsıye ederım
Seray Şahiner’in 2015 yılında çıkan bu kitabı kurgu dışı metinlerinden oluşuyor. Romanları ve öykülerini severek okuduğum yazarın deneme türünde diyebileceğimiz yazılarını okumak güzel bir deneyim oldu. Kentsel dönüşüm, gecekondular, şehirleşme, Avm’lerin hayatımıza girişi o dönemin siyasi olayları kitaptaki yazıların konularını oluşturuyor. Yine İstanbul sokaklarında geçiyor yazılar. Yazar İstanbul’da gerçek anlamda yaşayan bir yazar. Yazar Van’a söyleşi ve imza günü için geldiğinde aldığım bir kitaptı.
Kitabın giriş bölümü beni epey heyecanlandırmıştı. Zira İslami hükümlerin arkasındaki hikmetlerin bilinip bilinemeyeceği, buna göre hükümlerin yorumlanıp değiştirilmelerinin imkanı üzerine yapılan tartışmalarla alakalı akademik bir eser okuyacağımı düşünmüştüm. Kitabı alırkenki hedefim de buydu. Lakin kitap akademik olmaktan ziyade bir düşünce/deneme kitabı gibiydi. Kötü bir kitaptı, tavsiye etmiyorum demiyorum ama beklentilerimi karşılamadı. İlahiyat alanında ileri düzey bir okuma/araştırma yapmak için değil de sadece bu konulara meraklı kişiler için okunabilir bir kitap gibi geldi bana.
Gece Yarısı Kütüphanesi, hayatında verdiği kararlardan pişmanlık duyan ve intiharın eşiğine gelen Nora Seed'in, yaşam ile ölüm arasında büyülü bir kütüphanede uyanmasını anlatıyor. Matt Haig, Nora'nın alternatif hayatları deneme şansı bulduğu bu süreç üzerinden, pişmanlıkların anlamsızlığını ve yaşamı her şeye rağmen değerli kılan şeyin ne olduğunu sorguluyor.
Bir başka deyişle güzellik ruh ve mantık birlikteliğinden doğar. Novalis'in dediği gibi, "Bir sanat yapıtında, düzenin peçesi ardına gizlenmiş karmaşanın hafif ışıltısını görebilmeli insan".
Mimari ve felsefe hakkında deneme yazsak ve nasıl olur desek, sanırım Alain de Botton'un yazdığı gibi olur. Okuyucuyu mimari terimlere maruz bırakmadan kolay bir dille yazılmış bir metin Mutluluğun Mimarisi. Kısacası herkes kolayca anlayabilir. Avrupa'da mimaride kullanılan stillerden bahseden Botton, bu stillerin insan psikolojisine etkilerini anlatıyor. Duygu durumumuzdaki değişimleri, hayattan beklentilerimizi mimari ile özdeşlestiriyor. İçimizdeki kusursuzluk ve mutluluk arayışının mimariye yansımasını Avrupa tarihinden örnekler vererek anlatıyor. Özellikle Japon mimarisinin anlatıldığı kısmı sevdim. Eski ve yeni Japon mimarisinin geçirdiği süreçler, bununla birlikte Avrupa kentlerinin taklitlerinin Japonya'da olduğunu anlattığı bölümler ilgi çekici. Yazarın burada taklit etmeye yönelik eleştirisi de var. Yazara göre taklitler ruhdan yoksun. Paris şehrinin yeniden inşa edildiğini anlattığı bölümler de ilginç detaylar içeriyor Sokaklarında hastalığın kol gezdiği Paris şehrinin nasıl planlı ve görkemli hale geldiğine değiniyor yazar. Kitabı sevdim ilgilisine iyi okumalar. dilerim
Çok beğenerek okumadım. Beni cezbetmedi .Kırk Hadisi Şerif üzerinden deneme tarzında yazılmış...Daha güzel hadis derlemeleri mevcut başka kaynaklardan okunabilir....