8/10
·296 syf.··
2026 77. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 01:55
Selamlar. Asla listesinde ki kitaplarına uymayanlar burada mi? Hadi kabul edelim. Bir kitap severin en önemli sorunu okuyacağı kitabı seçememektir. Kitap odamda kitaplığımı düzenlemek daha kisa sürüyor. Neyse ki aklıma hep yeni çıkan #romcom kitapları olduğu için, seçim yapmak daha kolay oluyor. Çıktığı günden beri bayağıdır listemde olan bir kitapla geldim bugün. Kate bir yazardır. Lakin tıkanıklık yaşamıştır. Aracını tamir için götürdüğü Tire Depot onun yeni ilham perisiydi. Ehh daha çok bekleme salonu desek daha doğru olur. Miles ise burada çalışan bir tsmircidir. Bu kızıl saçlı afet dikkatini çekmiştir. Aralarında ki çekim kitabın dışına kadar taştı. Tek gecelik gibi görünen ama olmayacağını bildiği için uzak duran Miles ve ona her konuda gerkesiz yalanlar söyleyen Kate! Yani ne gerek var? Aşk elbet yolunu bulacak. Bu kadar dolambaçlı yollara girmeye ne gerek var? Ay sinirlendim! Miles gerçekten hepimizin aşık olacağı o kurgusal karakterdi. Kate ve yazarlık serüveni cok keyifliydi. Lakin daha detaylı olmasını isterdim. Eski erkek arkadaşı ile yaşaması da maalesef Bana saçma geldi. Dediğim gibi aralarında ki çekim ortalığı buram buram yaktı. Miles bence iyi dayandı. Ahh benim dev kelebeğim. Geçmiş ilişkisinde yaşadığı korku da bir adım attırmadı. Haksız mıydı? Belki biraz. Geçmişi unutmak elbette zor. Ancak kafaya takmak ayrı şey, ders çıkarmak ayrı diye düşünüyorum. Kate deli dolu hallerini sevsemde yalan mevzusunu bir türlü aşamadım. Mercedes hali ne kadar çılgınsa Kate hale bir o kadar pısırık bir tipti. Miles bir ara geçmişten kalma ruh haliyle maalesef bize zor zamanlar yaşattı. Burada Mercedes bir anda yatak arkadaşı olmasını ve yeni kurgusu için yardım etmesini istedi. O sayfaları kendinize gelin diye diye okudum. Tabii o kadar yalanın ortalığı
1000Kitap
Benimle BekleAmy Daws · Ren Kitap · 202674 okunma
Körburun hakkında...
8/10
·592 syf.··
2026 1. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 11:22
Hikmet Hükümenoğlu kaleminden okuduğum 2. kitap. Kitabı elinize alır almaz "ne okuyacağım ?" sorusu varsa aklınızda kapağı açıp ilk sayfada sizi bekleyen bu alıntıya kulak verin derim. "O âna dek bize bir harikalar harikası gibi görünen imparatorluğun, 'son'suz ve 'biçim'siz bir yıkıntı olduğunu, çürümüşlüğünün asamızın kurtaramayacağı kadar kangrenleştiğini, düşman krallara karşı kazanılmış zaferlerin bizi onların ağır, uzun yıkımlarının mirasçısı kıldığını keşfettiğimiz bir umarsızlık ânıdır bu. " oysa başka bir kalem ve başka bir yazarın alıntısıydı bu başlangıç "Italo Calvino & Görünmez Kentler" ancak "Hikmet Hükümenoğlu & körburun" söyleyecekleri de farksız. İstanbul'un hiç gitmediğiniz görmedğiniz bir adası olduğunu düşünün adı da "körburun" olan çünkü Hikmet Hükümenoğlu yine kurgusal olan bir mekanda gerçekçi konuları açıkçası bir dönemin 1960lı/1990lı yıllar arası sınırlaması yapmak istemiş olsada ( bence ) ve çok da değişmeyen günümüz ilavesini eklemek isterim. Aslında kurgusal olan mekan ve satırda anlatmak istediklerini özgürce anlatmanın keyfini çıkarmış yazar. Bence çok yerinde bir hamle. Peki burası nasıl bir yer ? Klasik bilinen ada gibi hem uzak hem yakın bir ada. Sapa içine kapalı ama bir o kadarda yakınındaki anakaranın uzantası. Ancak gelmek isterseniz şimdiden belirtmeliyim ki vapur seferleri sabah bir akşam bir olan 2 seferli kendi halinde bir yer. İyilerin her yerde iyi kötülerin de her yerde kötü olduğunu bilirsek camdan dısarı baktığımızda herkesin yaşadığı gibi bir yer hayalini kurmak zor olmasa gerek. satırlarda ne mi bekliyor ; Okurken bölümler arasındaki tarihlere konu başlıklarına aman dikkat! sonra bu kimdi?, bu nereden çıktı?, sorunu yaşamayın diye. sayfalar arasında ilerlerken kuşaklar arasında gelgitler benim çok keyifle okudugum bir yazı
Edebiyat
KörburunHikmet Hükümenoğlu · Can Yayınları · 20242,728 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2025 71. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 22:42
"Eğer ihtiyaç duyduğunuzda size yardım etmiyorsa bir devletin gerçekte ne değeri vardır?" (S.182) O kadar güzel bir kitap okudum ki...Kitabın sonunda şunu düşündüm:"Bu nasıl bir hayal gücü?". Oysa büyük ölçüde otobiyografik bir roman. Traven Almanya doğumlu bir aktör/yönetmenkende takma isim kullanmış, Meksika'ya kaçıp yazar olduktan sonra da takma isimle yazmış. Kim olduğu meçhul ama AEG'nin kurucusunun gayrı meşru oğlu olduğuna dair rivayetler var. Kitabın konusu da göç, yurttaşlık ve kimlik üzerine kurulu. Bir geminin çalışanı limanların birinde geri alınmadan gemi hareket edip gitmiş. Adamın kimliği, kağıdı, küreği gemiyle beraber gitmiş. Kitabın ilk 100 sayfası Avrupa ülkeleri arasında gelişi güzel deport edilmesini konu alıyor. Herkes kimliği meçhul bu adamı bir şekilde başka bir ülkeye gönderme derdinde. En son soluğu İspanya'da alıyor ve "Ölüm gemisi" dediği Yorikke adındaki eski gemiyle de burada tanışıyor. Bu gemide bir şekilde çalışmaya başlayınca gemideki diğer çalışanların öyküleri de kitaba konu oluyor. Gemiler,denizcilik vs gibi konulara ve terminolojiye dair daha fazla bilgim olsa kitaptan daha fazla zevk alırdım sanırım. Yine de yazarın pasaport, vizeler, sınırlar, kimlik arayışı konularına dair sistem eleştirisine bayıldım. Yer yer güldüren düşündürücü bir eserdi. Bu seneki favorilerim arasına girdi. Herkese tavsiyemdir. Keyifli okumalar dilerim.
Ölüm GemisiBerick Traven · Sel Yayıncılık · 202478 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
Paulo Freire'nin "Ezilenlerin Pedagojisi" Adlı Eseri Üzerine Bir İnceleme: Eğitimi Bir Özgürleşme Praksisi Olarak Yeniden Kavramsallaştırmak Özet Bu makale, 20. yüzyılın en etkili eğitim düşünürlerinden biri olan Paulo Freire'nin 1968 tarihli manifestosu "Ezilenlerin Pedagojisi" (Pedagogia do Oprimido) üzerine eleştirel bir analiz sunmaktadır. Çalışma, Freire'nin geleneksel eğitim sistemlerine yönelttiği radikal eleştirinin merkezinde yer alan "bankacı eğitim modeli" (banking model of education) kavramını irdelemektedir. Buna karşılık Freire'nin önerdiği "problem tanımlayıcı eğitim" (problem-posing education) modelinin felsefi temelleri olan "diyalog" (dialogue), "bilinçlenme" (conscientização) ve "praksis" (praxis) kavramları derinlemesine incelenmektedir. Makale, Freire'nin eğitimi asla tarafsız bir süreç olarak görmediğini; aksine, eğitimin ya mevcut baskı yapılarının sürdürülmesine hizmet eden bir "uyumlaştırma" aracı ya da ezilenlerin dünyayı eleştirel bir şekilde okuyarak onu dönüştürmelerini sağlayan bir "özgürleşme pratiği" olduğunu savunan temel tezini analiz etmektedir. Sonuç olarak, "Ezilenlerin Pedagojisi"nin, eğitim sosyolojisi, eleştirel pedagoji ve sosyal adalet hareketleri üzerindeki kalıcı etkisi vurgulanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Paulo Freire, Ezilenlerin Pedagojisi, Eleştirel Pedagoji, Bankacı Eğitim Modeli, Problem Tanımlayıcı Eğitim, Bilinçlenme, Praksis. 1. Giriş: Eleştirel Pedagojinin Doğuşu Paulo Freire'nin, Brezilya'daki köylü okuma-yazma kampanyalarındaki deneyimlerinden yola çıkarak yazdığı "Ezilenlerin Pedagojisi", yayınlandığı andan itibaren eğitim paradigmalarını sarsan bir metin olmuştur. Eser, eğitimin sadece teknik bir beceri aktarımı olmadığını, özünde politik bir eylem olduğunu iddia eder. Freire'ye göre eğitim, ya bireyleri
1000Kitap
Ezilenlerin PedagojisiPaulo Freire · Ayrıntı Yayınları · 20181,533 okunma
Puan vermedi
Əslində ilk eşitdiyimdə, “Doğum Günü Kızı”ndakı kimi bir əlaqə gözləmişdim. Lakin kitabı oxuduqdan sonra, o qədər də bəyənmədim və həmin havanı ala bilmədim. Bu kitabda qızımız sevgilisindən ayrılır, birlikdə yaşadıqları evi də tərk edəndən sonra evin depoziti zəmanət verən ataya gedir. Qızımız Charlie, öz hissəsini almaq üçün daha əvvəl heç tanımadığı sevgilisinin atasının iş yerinə gedir. Təbii ki, oraya çatanda, bir “yanlış anlaşılma” nəticəsində, Emerson qızın başqa məqsədlə gəldiyini düşünür, amma qısa müddətdə bu yanlış anlaşılma düzəlir. Charlie öz payını alır, amma baş verənlər onun ağlından çıxmır. Zaten bir neçə gün sonra Emerson tərəfindən, oğlu ilə arasında körpü rolunu oynaya bilməsi üçün sekreterlik təklifi alır. Başda sadəcə sekreterlik olaraq başlayan iş, qızımızın Emerson’ın işinə olan böyük marağı və diqqəti ilə fərqli bir hala gəlir. Açığı desəm, daha çox duygusal kitab gözleyirdim. Gözləntim qarşılanmadı. Oxumasam da bir şey itirməzdim. Mövzu mənə çox cazibədar gəlmədi. Yeganə müsbət cəhət isə kitaptakı hər şeyin razılığa əsaslanması idi. Birdə valideyn övlad münasibətinə toxunulması idi.
Aşk
PraiseSara Cate · Ephesus yayınları · 2023467 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2022 172. kitabı
George S. Clason 1874 yılında doğdu. 1926’da tutumluluk ve maddi başarı üzerine kitapçıklar kaleme aldı. Bu eserler banka ve sigorta şirketlerince dağıtıldı ve kısa sürede milyonlara ulaştı. Ancak 1929 yılında tüm dünyayı etkileyen büyük ekonomik kriz patlak verdi. Özellikle Amerika halkı bu süreçten ağır şekilde etkilendi; geçimlerini sağlamak adına kimi aileler çocuklarını dahi satışa çıkarmak zorunda kaldı. Bu tarihi arka planı bilerek okumak önemli. Çünkü o dönemde borçlanma, zengin olma hayalleri ve ekonomik güvence en çok ilgi çeken konular arasındaydı. Günümüzde de benzer konular insanların ilgisini çekmeye devam ediyor. Clason, kitabında bu ilgiyi artırmak için Babil’i merkeze almış. Fakat 1920’lerde Babil hakkında sahip olunan bilgiler sınırlıydı. Bir tarihçi gözüyle değerlendirildiğinde ise olay örgüsünün zayıf, kopuk ve kullanılan kavramların anakronizmle dolu olduğu görülüyor. “Faiz, fantastik, ekselansları, romantik, depozito, gaz lambası” gibi ifadeler döneme uygun değil. Babil’in 60 tabanlı sayı sistemi kullandığı bilinirken, eserde 100 kişilik bir sınıf kurgusu gerçekçi durmuyor. Yer isimlerinin seçiminde de hangi dönem ve şartların dikkate alındığı belirsiz. Karakterlerin konuşmaları çoğu zaman havada kalıyor; hatta Babil’den bahsedilmese günümüzde geçen sıradan bir sohbet izlenimi veriyor. Sonuç olarak, kitap tarihsel açıdan bir değer taşımıyor. Ekonomik yönden de beni etkilemedi. Yakın dönemde okuduğum en vasat eserlerden biri olduğunu söyleyebilirim.
Babil’in En Zengin AdamıGeorge S. Clason · Butik Yayınları · 20185,8bin okunma