Puan vermedi·127 syf.··
2023 37. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2023 16:42
​Biliyorum, "feminist edebiyatın başyapıtı" dendiğinde bazen insanın gözü korkabiliyor; acaba çok mu didaktik, çok mu teorik bir kitapla karşılaşacağım diye düşünüyor insan. Ama Virginia Woolf, bu kitapta o kadar zarif, o kadar odanın içinden ve seninle karşılıklı çay içiyormuş gibi bir dil kuruyor ki, daha ilk sayfalardan seni nehir kenarında yaptığı o meşhur yürüyüşe ortak ediyormuş gibi hissediyorsun. ​Kitabın asıl meselesi aslında çok basit ama bir o kadar da derin bir teze dayanıyor: "Bir kadının kurmaca yazabilmesi için parası ve kendine ait bir odası olmalıdır." ​Woolf bunu söylerken sadece fiziksel bir dört duvardan bahsetmiyor aslında. O odanın kapısını kapattığında dışarıda bırakabileceğin o toplumsal baskılardan, "sen kadındır yapamazsın" ya da "önce ev işlerini bitir" diyen o görünmez seslerden özgürleşmeyi anlatıyor. Maddi bağımsızlık ile yaratıcılığın nasıl iç içe geçtiğini, tarih boyunca kadınların neden kalıcı eserler üretemediğini yeteneksizliklerine değil, tamamen hayatlarındaki o "kendilerine ait alan" eksikliğine bağlıyor.
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,3bin okunma
9/10
·136 syf.··
2026 5. kitabı
Okuduğum en zor ama en etkileyici romanlardan biriydi. Zihnimde mütemadiyen var olan kaosun son zamanlarda artmış vaziyette olmasından mı yoksa romanın ağırlığından mı bilmiyorum, çok yoruldum. Beni epey heyecanlandıran ve çoğu zaman "anladım mı bunu ya" diye düşündüren çokça pasaj oldu. Kadınlıkla ve annelikle ilgili yoğun analizlere yer verilen bu romanı okurken aynı zamanda sanata ve sanatçıya dair de ilgi çekici tespitlerle karşılaşacaksınız. Hafiften psikanalize göz kırpması da kitaba renk katmış. Belki de göz kırpmamıştır da birkaç defa açıp kapamıştır onu okuyucunun veri tabanı belirleyecek artık. Karakterler öyle güzel yaşatılmış ki okurken her biriyle özdeşim kurmak kaçınılmaz oluyor. Kitabı genel olarak derin, düşündürücü ve heyecan verici buldum diyebilirim.
Diğer EvRachel Cusk · Yapı Kredi Yayınları · 2022454 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·704 syf.··
2026 4. kitabı
Suç ve Ceza, insanın işlediği bir suçtan önce ve sonra kendi vicdanıyla verdiği savaşın romanıdır. Yoksulluk içinde yaşayan eski hukuk öğrencisi Raskolnikov, kendisini sıradan insanlardan farklı ve daha üstün görerek toplum için zararlı olduğuna inandığı bir tefeci kadını öldürür. Ancak planladığı cinayet, düşündüğü gibi onu özgürleştirmez; aksine korku, paranoya ve vicdan azabının içine sürükler. Dostoyevski, "İnsan her şeye alışır, alçak da olsa alışır." sözüyle insanın karanlık yönünü gösterirken, "Acı ve ıstırap büyük bir zekâ ve derin bir yürek için her zaman kaçınılmazdır." cümlesiyle de Raskolnikov'un ruh hâlini özetler.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,5bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Merhaba Bazı kitaplar sadece okunmaz, insanın ruhuna dokunur, hayata bakışını baştan aşağı değiştirir. Paul Kalanithi’nin 'Son Nefes Havaya Karışmadan' kitabı tam olarak böyle bir eser benim için... ​Başarılı bir beyin cerrahının, bir gün aniden kendi hastanesinde kanser hastası olarak uyanmasıyla başlayan bu süreç, ölümle yüzleşirken aslında 'yaşamı anlamlı kılan şeyin ne olduğunu' sorgulatıyor. Sayfaları çevirirken yazarın samimiyeti, kelimelerin içtenliği kalbime dokundu. Her anımızın, aldığımız her nefesin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. ​Eğer hayatın koşturmacası içinde durup derin bir nefes almak ve gerçekten ne için yaşadığımızı hatırlamak isterseniz, bu kitaba mutlaka kitaplığınızda yer açın. Kesinlikle başucu kitaplarımdan biri oldu. Kitapla ve Sevgiyle Kalın @altinkitaplar @dr._paul_kalanithi #sonnefeshavayakarışmadan #mertveduruileokumazamani #mertvedurununannesininkitaplari
Son Nefes Havaya KarışmadanPaul Kalanithi · Altın Kitaplar · 20162,651 okunma
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
Sakura’nın Ailesi’ni okurken uzun süre yanlış bir hikâye okuduğumu sandım. Yeni bir eve taşınan, hayata uyum sağlamaya çalışan, kendi küçük sorunlarıyla büyüyen bir ailenin hikâyesi gibi başlamıştı her şey. Karakterlerin yaşayacağı zorlukları tahmin etmeye çalışırken aklıma gelenler oldukça sıradandı: okul sorunları, arkadaşlık ilişkileri, dışlanmak, yeni bir çevreye alışmak… Oysa kitap beni hazırlıksız yakaladı ve bambaşka bir yere götürdü. Sayfalar ilerledikçe olaylardan çok, bir ailenin taşıyamadığı yükleri okumaya başladım. Bu kitapta beni en çok etkileyen şey, trajedinin yüksek sesle anlatılmaması oldu. Büyük acılar yaşanıyor ama kimse uzun uzun konuşmuyor. Kimse kendini açıklamıyor. Acı, karakterlerin bedenlerinde, davranışlarında ve sessizliklerinde görünür hale geliyor. Annenin yaşadığı değişim bunun en çarpıcı örneklerinden biriydi. Yaşadığı yükü anlatmak için kelimelere ihtiyaç duymuyordu. Bedeni onun yerine konuşuyordu. Babanın bir noktadan sonra ortadan kaybolması ise ilk başta öfke uyandırsa da, zamanla başka bir duyguya dönüşüyor. Çünkü kitap onu bir kötü karakter olarak değil, taşıdığı yükün altında ezilen bir insan olarak gösteriyor. En sarsıcı bölümlerden biri ise ağabeyin hikâyesiydi. Aynaya baktığı anı okurken içim düğümlendi. Çünkü orada yalnızca fiziksel bir kayıp yoktu. Hayatın, hayallerin ve insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin bir anda değişmesini görüyorduk. Kitabın başlarında hâlâ umutlu düşünüyordum. Yaşananların sevgiyle aşılacağını, ailece birbirlerine sarılacaklarını, her şeyin yoluna gireceğini sanıyordum. Belki de bu yüzden sonraki sayfalar bu kadar sert geldi. Çünkü kitap, okuru güvenli bir yere yerleştirdikten sonra yavaş yavaş o zemini çekiyor. Sakura’nın Ailesi bana bir kez daha bazı hikâyelerin hayaletlere, canavarlara ya da
Sakura'nın AilesiKanako Nishi · Beyaz Baykuş Yayınları · 202568 okunma
Bazı kitaplar okunmaz insanın içine yerleşir
Puan vermedi·83 syf.··
2026 8. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 20:50
Kum ve Köpük, olay örgüsüne yaslanan klasik bir eser değil; her cümlesiyle insanı kendi düşüncelerine davet eden, sindirilerek okunması gereken bir kitap. Halil Cibran, birkaç satırla sayfalarca anlatılabilecek duyguları dile getirirken aşkı, özgürlüğü, acıyı, insanın kibrini, yalnızlığını ve yaşamın anlamını derin ama yalın bir üslupla ele alıyor. Kitabı okurken sık sık durup düşündüm; çünkü bazı cümleler yalnızca okunmuyor, insanın zihninde uzun süre yankılanıyor. En etkileyici yanı ise her aforizmanın farklı bir zamanda, farklı bir ruh hâliyle bambaşka anlamlar kazanabilmesi. Bu yüzden Kum ve Köpük, tek seferde tüketilecek bir kitap değil; dönüp dönüp yeniden okunacak, her okuyuşta yeni bir pencere açacak eserlerden biri. Eğer sürükleyici bir hikâye arıyorsanız beklentinizi karşılamayabilir; fakat satır aralarında kendinizi bulmayı, altını çizeceğiniz cümleler biriktirmeyi ve okudukça içsel bir yolculuğa çıkmayı seviyorsanız, bu kitap sizi fazlasıyla tatmin edecektir. Bazen bir cümle, uzun bir romanın anlatamadığını anlatır; Kum ve Köpük de tam olarak bunu başarıyor. Benim için yalnızca okunan değil, üzerinde uzun süre düşünülen ve zaman geçtikçe değeri daha iyi anlaşılan kitaplardan biri oldu.
Kum ve KöpükHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202516,4bin okunma