Sondan başlayalım ve diyelim ki: "Belki Roger Graudy, Avrupa'da yetişmiş bir Hans'ta bazı taşları yerinden edebilir; ama Anadolu'nun suyundan içmiş Rauf'a değemez."
Bu kitabın iddiası şudur: Batı'lı kültür/bilim yazıcılığı sakattır; dünyayı kendi merkezli tariflerinde emperyalizm/kapitalizm etkisi vardır. Bu bakış açısı yanlıştır. Bu yanlışlığı ispat için ufak derlemelerle "potpori" hazırlamış Graudy, dünyanın çeşitli coğrafyalarından verilerle. Hindistan, Çin/Japonya, İran, Afrika, Amerika vs... Bu derlemeler şu an günümüzde vikipedi'nin ilk paragrafı okunduğunda elde edilebilecek bilgilerden fazlasına sahip değildir, ne yazık ki! Ayrıca Graudy'inin Avrupa merkezli kültür ve bilim reddini açıklamak adına yeterince incelenmiş ya da tartışılmış durumda da değildir.
Bu bilgileri serptikten sonra da kısa bir son bölüm ile Graudy'i der ki; yaşamak için medeniyetlerin kaynaşması gerekmektedir. Neden sorusunun cevabı ise bana "kapalı" kalmıştır. Örneğin sormak lazım Graudy'ye neden en iyisini tespit edipte onun istikameti üzerinden ilerlemiyoruz da; hepsini bir potada eritmeye çalışıyoruz! Ak koyunu kara koyunu neden belirlemiyoruz ki!
Eğer Batı medeniyeti (ki gerçek anlamda bir medeniyet sahibidirler mi, tartışmak lazım) doğru yol üzerinde değil ise; neden ondan istifade etme gayesi.
***
Rönesans- kapitalizm ilişkisi hakkında alıntı
Rönesans, bir kültür hadisesi olmaktan daha çok, kapitalizmle sömürgeciliğin eş zamanda doğmaları hadisesidir. Kapitalizmle sömürgecilik iç içe ve sarmaş dolaş hâldedir. İkisi de kültür plânında, git gide Allah'a karşı kayıtsız bir tavır takınan ferdin güç gösterisinin övülüp yüceltilmesini esas alır. İkisi de hikmetten (bilgelikten) koparılan bilimi, tabiat ve insanlar üzerinde hâkimiyet kurma ihtirasının kölesi yapar.
İşte o zaman
Tolstoy’un öykülerinden derlemeler olan kitap çoğunlukla Hristiyanlık propagandası yapar nitelikte hikayeler barındırıyor. Bizdeki menkıbeler gibi düşünülebilir. Evde duruyordu, okumak istedim ancak beni bu tür gerçeklikten uzak masallar sıkıyor. Zaten son 40 sayfaya okumadan sadece göz attım. Çocukların hayal dünyasını geliştirebilir ama ben tavsiye etmem.
Rahmetli Uğur Mumcu'nun 1977, 1978 ve 1979 yıllarında kaleme aldığı yazılarından derlemeler. Üzerinden yaklaşık 50 yıl geçmesine rağmen güncel bir şey okuyormuşsunuz gibi... Namuslu ve cesur kalemin ülkemizdeki bayrak isimlerinden olan Mumcu, dönemin politik ve toplumsal olaylarının muhatabı olan siyasilere orantısız zeka uyguluyor. Öldürülen isimlerle alakalı peşpeşe yazıların geldiği kısım, insani duygularını kaybetmemiş olan herkesin içini paramparça eder sanıyorum. Hele Uğur Mumcu'nun da daha sonra o alçak cinayetlerden birine kurban gittiğini düşününce.. Dönemin siyasetçilerini tanımak için de güzel bir kitap. Ecevit'in, Demirel'in basiretsizliğini mesela. Türkeş'in içten pazarlıklılığını mesela.. Uğur Mumcu'nun ruhu şad olsun.
Tüfek İcat Oldu...Uğur Mumcu · Uğur Mumcu Vakfı Yayınları · 1999344 okunma
Gazete köşe yazılarından derlemeler içeren bu kitabı, adını ilginç bulduğum için aldım ve okudum. Bence kitap olarak basılmasına gerek yokmuş, kütüphanede yeri olmayacak bir kitap
Zeplin Kitap'ın yazarlardan derlemeler serisinin bu kitabında Dostoyevski'nin eserlerinden derlenmiş seçkiler bulunuyor. Dostoyevski'den alıntılar 96 sayfaya sığamaz ve zaten sığmamış da. Bu seçkiler içine alınmamış pek çok güzel tespitleri de var Dostoyevski'nin. Ayrıca, yazarın bir özelliği de aforizmalarının kısa sözlerle ifadesinden ziyade bağlam içinde anlam kazanan sözlerle ifade edilmesi. Bu nedenle, kitabın sonlarına doğru paragraf şeklinde verilen ve birkaç cümleden oluşan bölümlerde anlatılanlar daha anlaşılır ve güçlü fikirler içeriyor.
Deneme okumayı severler buraya ? Murat beyi Medcezir dizisini izleyen herkes tanıyordur. İlk defa karşılaştım kalemi ile. Kendisinin ilk denemesi olmasına rağmen çok başarılı buldum. Bazen öylesine oturursun ve ilham gelir yazarsın tam da böyle hissettirdi her sayfası. Kitabın içinde geçtiği gibi bazı kitaplar bir şey öğretmez bir şey hatırlatır.
Size günlük hayatınızdan parça parça anıları, anları yansıtıyor. Okurken bu kesinlikle ben diyorsunuz. Bunu bende yaşamıştım diyorsunuz. Beni en çok çocuk olmak bölümü etkiledi, anne olduğum için mi bilmiyorum ama günümüzde çocuk olmakta anne olmakta çok zor. Yazarımız her şeyi dizelere dökmüş. Aşk, ayrılık, acı, anne/baba olmak, çocuk olmak günlük yaşantıya dair anlara ait denemelerle ışık olmuş. Okumuyorsunuz kitabı yaşıyorsunuz kısacası.
Bu yoğunluğumun üzerine o kadar güzel geldi ki. Beni sıkmadan bir çırpıda bitti. Kısa kısa derlemeler olduğu için hatırlamak zorunda kalmıyorsunuz. Canınız sıkıldığında bir sayfayı açıp okusanız bize size biraz mola sağlıyor. Tavsiyen için teşekkürler canım Semra
—————————
“ İnsan, kendi içinden geçenleri dışarıda biri dinlemeye başladığında iyileşmez. Asıl iyileşme, kendi içindeki gölgen seni ciddiye almaya başladığında başlar. Çünkü hep sustuğun, ertelediğin, görmezden geldiğin her şey oradadır. Ve sen nihayet onlarla yüzleşmeye razı olduğunda... O gölge büyür, genişler...“
murataygen
@destekyayinlari
Semra
#engelsizokurlaokuyoruz
#sestenazönce
Sesten Az ÖnceMurat Aygen · Destek Yayınları · 202632 okunma