Gölge'nin var olma çabasına tanık oluyoruz
Puan vermedi·128 syf.··
2026 11. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 12:19
Kitabın Sonunda #1 Bu kitabı bitirdim ama gölgeyi geride bırakamadım. Kitabın ortasında ona böyle seslenmeye başlamıştım. Görünmek isteyen ama nasıl görüneceğini bilmeyen, annesinin yörüngesinde yaşamaktan yorulmuş bir gölge... Kitabı kapattığımda içimde kalan ilk düşünce şu oldu: Böyle bir sonu hak etmedi. David'in ölümüyle birlikte sanki elindeki son tutunma dalı da kırıldı. Sonrasında yaşanan savrulma, yeniden düzen kurma çabası ve yalnızlık hissi beni uzun süre düşündürdü. Belki bu yüzden kitabın sonu benim için biraz askıda kaldı. Çünkü ben gölgenin ödülünü almasını istedim. Onca arayışın, kaybın ve çabanın ardından kendi hayatının merkezine geçtiğini görmeyi istedim. Ama hayat bazen romanlarda da cömert davranmıyor. Yine de kitabı kapattıktan sonra aklımda kalan soru şu oldu: Eğer başına gelecek her şeyi bilseydi, yine o yolun peşinden gider miydi? Ben sanırım giderdi diye düşünüyorum. Çünkü bazen insan sonunu bildiği için değil, ilk kez kendi seçtiği yol olduğu için yola çıkar.
Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp GötürmeyecekRichard Brautigan · Epona Kitap · 2026194 okunma
İnsan Kalabilmenin Sınavı
Puan vermedi·336 syf.·
2026 3. kitabı
İlk Jose Saramago kitabını Körlük'le okumuş oldum. Daha önce adını sıkça duyduğum ve içeriğini merak ettiğim bir kitaptı doğrusu. Lakin sürekli popüler olup önümüze çıkan kitaplardan bazıları beni hayal kırıklığına uğrattığı için bu kitabı geç okumuş oldum. Kitap insanın kendi ile yüzleşmesini sağlayan sarsıcı bir içeriğe sahip. Yeri geldiğinde üzüldüğün, acıdığın, korktuğun ve yeri geldiğinde öfkelendiğin, iğrendiğin yerleri var. İnsana bir çok duyguyu tattıran ve hissettiren bir kugusu var. Herhalde okuyup da kendini körlerin yerine koymayan onlardan biri gibi hissetmeyen çok az kişi vardır. İnsanlığın o durumda bile ne kadar vahşileşebileceğini kitapta görmüş oluyoruz. Kitap ve körlük biraz daha devam etse yamyama da dönüşebilirdi insanlık. Bence gerçek hayatla örtüşen çok noktası vardı. Önemli olanda insana hisleri ve duyguları ne kadar aktarabildiği bence ve bu kitapta Saramago bunu çok iyi yapmış. Kitabı bitirdikten sonra bile geçmedi içimdeki iğrenti durumu. Sonuç olarak ne olursa olsun insanlığını yitirenlerin çoğunluğuna rağmen insan olarak kalabilenlerin olması bizim en büyük umudumuz. Medeniyet dediğimiz şeyin nasıl ince bir kabukla çevrili olduğunu ve her an çatlayıp kırılabileceğini görmüş oluyoruz. Bazen yaşamak ve bilmek yetmiyor demek ki. Hissetmek gerekiyor.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
spoiler icerir !!
8/10
··
Beğendi
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 12:06
Acıların Hükümdarı bitti ve bende bittim. Kitabın başından sonuna kadar karakter işleyişi o kadar güzeldi ki her güvendiğim kişide bende ihanete uğramış gibi hissettim. İlk başta çok beğenememiştim birinci kitaba kıyasla çünkü ben Irıthel’den devam edeceğini sanıyordum Euria’ya o yüzden sıcak bakmamıştım ama okudukca çok hoşuma gitmeye başladı, küçüklüğümden beri savaşçı prensesleri çok sevmişimdir bu yüzden tahminimden kısa bir sürede kalbimi çalmayı başardı. Kalbimi diğer çalan ise Nathan oldu. Kitabın başından sonuna kadar evlenmelerini çok istemiştim ve Fenrisle her yakınlaştığında Euria’ya çok sinirlendim ama kitap bir kez daha kimseye güvenmemek gerektiğini sert bir dille ifade etti bana. Güven demişken Kalisa karakterinden de bahsetmek istiyorum ona da ilk başta çok sinir olmuştum. Dediğim gibi Yağmur karakterleri öyle bir işlemiş ki Euria kime güvense ona güvendim, Kalisa Euria’yı kurtardığı zamanda da çok mutlu olmuştum sonunda demiştim Nathan’dan başka kızın yanında duran biri var diye düşünmüştüm ama Kalisa da güven duygumuzu herkese vermememiz gerektiğini gösterdi. Karakter gelişimi konusunda da harika bir kitaptı Euria’nın intikam ateşini okurken iliklerime kadar hissettim. Yan karakterlerin önemsiz olduğunu düşünenler içinse bu kitapta yan karakterler o kadar önemliydi ki özellikle Zedy, Nathan’in nasıl biri olduğu daha önceden bilinse Zedy yaşasa nasıl olurdu acaba diye düşünmeden de edemedim. Olay örgüsü çok güzel işlenmişti, ilk kitapta Irıthelde aşık oluyordu fakat aşk onu güçlendirmişti bu kitapta Euria aşık oluyor fakat aşk onu güçsüzleştiriyor savunmasızlaştırıyor. Çokça bunun gibi karşılaştırmalarda yaptım aklımda. İnsanın sevdikleri için neler yapabileceğini bu denli okumak ve okurken acaba bende yapar mıydım hissi uyandırmak da bence kolay
Acıların HükümdarıAdora Yağmur · İndigo Kitap · 20251,902 okunma
İKİ AİLE ARASINDA... YAPAYALNIZ...
7/10
·192 syf.··
2026 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 01:09
Düşünsenize, on üç yaşındasınız. Bir sabah anne ve babanız sizi karşılarına alarak aslında biyolojik aileniz olmadıklarını söylüyorlar. Üstelik daha bu gerçeği sindiremeden, aynı gün içinde sizi gerçek ailenize götürüp bırakıyorlar. Peki insan böyle bir durumda ne hisseder? Kendisini hangi aileye ait kabul eder? Onu dünyaya getirenlere mi, yıllarca büyütenlere mi; yoksa artık hiçbirine mi? Geri Verilen Kız, tam olarak bu soruların peşinden giden psikolojik ve dramatik bir roman. Kitap, on üç yaşına kadar rahat ve korunaklı bir hayat süren bir kız çocuğunun, bir anda yoksul ve kalabalık biyolojik ailesinin yanına gönderilmesini anlatıyor. Bir ailenin el üstünde tutulan tek çocuğuyken; yemeğini, yatağını ve yaşam alanını birçok kişiyle paylaşmak zorunda kalan bir çocuğa dönüşüyor. Fakat onu asıl yaralayan şey yalnızca yoksulluk değil. Esas yıkım, iki ailesi olduğu hâlde kendisini hiçbirine ait hissedememesi. Onu büyüten ailesi, on üç yılın ardından neredeyse bir eşya gibi geri veriyor. Biyolojik ailesi ise onun gelişinden büyük bir mutluluk duymuyor. Kız çocuğu iki aile arasında kalırken sürekli aynı soruyla yüzleşiyor: “Ben gerçekten kime aidim?” Romanın en güçlü tarafı, büyük olaylardan çok karakterin iç dünyasına yoğunlaşması. Kahramanın kırgınlığını, yalnızlığını, çaresizliğini ve kendisine bir yer edinme çabasını yakından takip ediyoruz. Yoksulluk ve sınıf farkı da oldukça etkili bir biçimde işleniyor. Varlıklı bir evden küçücük ve kalabalık bir eve geçen çocuğun yaşadığı kültürel ve duygusal sarsıntı okuyucuya başarılı şekilde aktarılıyor. Kitabın dili akıcı ve kolay okunuyor. Ancak hikâyenin genel atmosferi oldukça hüzünlü. Bazı okurlar bu hüznü fazla yoğun bulabilir. Bana göre ise böyle bir hikâyede hüznün bulunması kaçınılmaz. Sonuçta karşımızda, hayatı
Alıntı
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,174 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 171. kitabı
"KAPI" "Hayal edebildiğiniz her şey gerçektir." Pablo Picasso'nun bu çarpıcı sözü, ilk duyulduğunda kulağa bir şairin abartısı gibi gelebilir oysa, insanlık tarihinin en derin gerçeklerinden birini özetliyor: Hayal gücü, gerçekliğin öncüsüdür. Düşünelim: Uçan bir makine hayal edilmeden önce gökyüzünde yalnızca kuşlar vardı. Ay'a ayak basmak hayal edilmeden önce insanlık yeryüzüne zincirlenmişti. Kablosuz iletişim, tıp alanındaki mucizeler, sanat eserleri, devrimci fikirler... Hepsi önce bir zihinde canlandı, sonra gerçek oldu. Hayal etmek, bir çocuğun bulutlara şekiller vermesi gibi masum bir eğlenceden çok daha fazlasıdır. Hayal gücü, insanın sınırlarını zorlayan, olanı olduğu gibi kabul etmeyip "ya şöyle olsaydı" diye soran cesur bir eylemdir. Gerçekliği dönüştüren her adım, önce zihinde atılmıştır. İlk bakışta sade bir derviş hikâyesi gibi görünse de, satır aralarında insanın kendi iç dünyasına yaptığı uzun ve meşakkatli yolculuğu anlatan manevi bir arayış romanı. Kitabın tanıtımında yer alan “İki hayatı da deneyen bir derviş, derviş olduğunun da farkında değil” ifadesi, aslında romanın temel meselesini özetliyor: İnsan, hakikati ararken çoğu zaman sahip olduğu değerin farkında değildir. Bazı eserler olaylarıyla, bazıları karakterleriyle etkiler insanı. Bazıları ise biz, okurların kalbine sessizce dokunur ve uzun süre zihnimizde yaşamaya devam eder. Kitabın merkezinde yer alan karakterler, alışılmış kahramanlardan oldukça farklı. O ne kusursuz bir bilge ne de olağanüstü özelliklere sahip biri. Tam aksine, eksikleriyle, tereddütleriyle ve insani yönleriyle karşımıza çıkıyor. Karakterin yaşadığı sorgulamalarda kendimizden izler bulabiliyoruz. Karakterlerin düştüğü çıkmazlar, verdiği mücadeleler ve içsel çatışmaları, aslında insan olmanın ortak deneyimlerini temsil
Edebiyat
KapıUmut Değirmen · Otağ Yayınları · 20251 okunma
Güneşi Uyandıralım
8/10
·280 syf.··
2022 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2022 00:00
Bazı karakterler vardır; bir kitabın sayfalarından çıkıp insanın hafızasında gerçek bir iz bırakır. Zezé de benim için tam olarak böyle bir karakter oldu. José Mauro de Vasconcelos’un kaleminden çıkan bu küçük çocuğun hikâyesi, yalnızca bir çocukluk anlatısı değil; sevgiye, yalnızlığa, hayal gücüne ve büyümenin acı taraflarına dokunan derin bir yolculuk. Güneşi Uyandıralım , çoğu okurun Şeker Portakalı ile tanıdığı Zezé’nin hayatına devam eden bir eser. Şeker Portakalı, dünya çapında gördüğü ilgiyle öylesine büyük bir üne kavuştu ki aslında yazarın diğer eserleri zaman zaman onun gölgesinde kaldı. Oysa Zezé’nin yaşamının devamını anlatan bu kitap, onun iç dünyasını ve değişimini anlamak için çok önemli bir yere sahip. Şeker Portakalı’nda küçük yaşta yaşadığı acılarla, sevgisizliği ve hayal dünyasıyla tanıdığımız Zezé; bu kitapta biraz daha büyümüş, hayatın gerçekleriyle daha fazla karşılaşan bir çocuk olarak karşımıza çıkıyor. Ancak içindeki o hassas, sorgulayan ve sevgi arayan taraf hâlâ onunla birlikte. Zezé’nin en büyük mücadelesi aslında dış dünyayla değil; kendisini anlayacak, ona gerçekten değer verecek bir yer bulma çabasıyla ilgili. Yazar, Zezé üzerinden çocukların dünyasını çok güçlü bir şekilde anlatıyor. Çocukların yaşadığı duyguların küçümsenmemesi gerektiğini, onların da en az yetişkinler kadar derin kırılmalar yaşayabileceğini gösteriyor. Zezé’nin hayal gücü, yaşadığı zorluklara karşı bir kaçış değil; hayata tutunma biçimi oluyor. Kitapta beni etkileyen en güçlü noktalardan biri de Zezé’nin sadece “acı çeken bir çocuk” olarak değil, zamanla kendini tanımaya çalışan, hatalarından öğrenen ve büyüyen bir karakter olarak işlenmesi. Onun değişimini okumak, bir çocuğun dünyayı nasıl anlamlandırmaya çalıştığını görmek açısından çok değerli. José Mauro de Vasconcelos, sade bir anlatımla büyük duygular bırakmayı başaran
Roman
Güneşi UyandıralımJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202342,8bin okunma