Puan vermedi·384 syf.··
2026 16. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2026 03:14
Hikmet Hükümenoğlu’nun o kendine has, mesafeli ve sarsıcı diliyle yeniden Yenikent’in gri atmosferine dönmek benim için hem tanıdık hem de oldukça şaşırtıcı bir deneyim oldu. Körburun ile kalemine hayran kaldığım ve günümüz edebiyatının en güçlü temsilcilerinden biri olarak gördüğüm yazarın bu son romanı, beklentilerimi biraz farklı bir yöne savurdu diyebilirim. Sonra Gözler Görür’ün devamı niteliğindeki bu hikayede, Ezgi Sezgin ve Başkomiser Orhan ile üç yıl sonra, uluslararası bir film festivalinin gölgesinde buluşuyoruz. Ünlü bir yönetmenin ölümüyle başlayan süreç, bizi darbe yıllarının karanlık sırlarına ve Yenikent’in çökmekte olan kurumlarına kadar götürüyor. Normalde yazarın kurgularını elimden bırakamam ama dürüst olmam gerekirse bu kez o eski heyecanı yakalamakta biraz zorlandım. Belki kendi okuma sürecimdeki durgunluktan, belki de kitabın genel havasındaki o anlam veremediğim yavaşlıktan dolayı hikaye beni içine çekmekte biraz nazlandı. Özellikle kitabın ortalarında yaşanan o sarsıcı olay beni tam anlamıyla şoke etti; o durumun bu kadar “normal” karşılanması ve hikayenin o sakin tonda devam etmesi beklemediğim bir kırılmaydı. Gazeteciliğin romantize edilmeden, yalnızlık ve riskle örülü bir meslek olarak anlatılması takdire şayan olsa da, ilk kitaba kıyasla bu kez daha “soğuk” ve mesafeli bir anlatımla karşılaştım. Yine de Hikmet Hükümenoğlu külliyatına olan güvenim baki; her ne kadar bu roman favorim olmasa da yazarın o tok ve bağırmayan kalemini okumaya devam edeceğim.
1000Kitap
Bu Dünyada YaşamakHikmet Hükümenoğlu · İthaki Yayınları · 2026384 okunma
Rapunzel Ama Travmalı (?) Olanından
2/10
·224 syf.··
2026 47. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 16:12
Rapunzel bayağı merak ettiğim ve okumayı istediğim bir kitaptı. Adından da anlaşılacağı üzere bir masalın yeniden uyarlaması ya da retelling’i—siz hangisini kullanırsanız artık. Ama karanlık bir versiyonu elbette ki. Öncelikle umduğumu bulamadığımı bir belirteyim, ikinci olaraksa bu romanı okumuş olmaktan hiç de mutlu olmadığımı söylemek istiyorum. Neden mi? Orasına geleceğiz, merak etmeyin; hatta hemen başlıyorum. Hikâye üç perdeye ayrılmış durumda ama özet geçersem ilk ve en kısa olan kısım, bu hayatta gördüğüm en sapık ve berbat adamı içeriyor; sonraki kısımda asıl ana karakterimiz Jacinthe ve cadıyı görüyoruz; son kısım ise bu üç karakterin bir araya gelip nihai mücadeleye giriştiği bölüm oluyor. Böyle söyleyince anlamadınız tabii ama kitapta dikkat etmeniz gereken üç önemli karakter var; yani avcı, Jacinthe ve cadı. Tüm olay da bu karakterlerin etrafında dönüyor, hatta son kısma kadar hikâye büyük çoğunlukla cadı ve Jacinthe ile beraber onun kaçırdığı diğer kızlar arasında geçiyor diyebiliriz. Kitapta gizemli bir kundaklama sonucu yanan bir çocuk akıl hastanesi ve bir de oradan kaçtığı düşünülen bir deli var. Sonrasında kasabada bazı kızlar kaybolmaya başlıyor ve herkes doğal olarak bu deliden şüphe ediyor. Avcımız, yasak şekilde avlandığı ormanda duyduğu şarkı vasıtasıyla karşılaştığı kule(?) ile olaylara dâhil olurken, Jacinthe arkadaşlarıyla akıl hastanesini keşfederken bizzat cadı tarafından kaçırılıyor. Cadımız saç manyağı bir kadın; şekli şemali hastanedeki yangın yüzünden kaymış ve deli kişiliği iyice arşa çıkmış. Aklınca kız çocuklarını kaçırıp kendine taze taze kafa derilerini yüzdüğü saçlardan peruk koleksiyonu yapıyor. Yani neden yapmasın, değil mi? Hikâye boyunca mutlu bir tane bile an yaşanmıyor, zaten bekleyen de kabahat; varsa yoksa kan,
1000Kitap
RapunzelLouis-Pier Sicard · Dokuz Yayınları · 2025230 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·372 syf.··
2026 30. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 22:27
Camlı Teras tan sonra serinin devamı Ağaç İncir Kuşu su misali akıp gitti . Hayatınıza Juliet gibi güzel kalpli insanlar ve Janet gibi bir şans meleği girsin . Sofia , annesine kavuşuyor ve bir çok soru işareti ortadan kalkıyor. Adaletin yerini bulması kadar güzel bir şey yok . 1960 larda başlayıp 2002 yılinda son bulan tarihi bir roman girdi kalbimize ve Kütüphanemize . Kaleminize yüreğinize emeğinize sağlık Serap Tiryaki Ne güzel bir cümle; Henüz televizyon herkesin evinde yoktu; haberler radyo ajansından , dedikodular ise komşu kapılarından yayılıyordu .
1000Kitap
Ağaç İncir KuşuSerap Tiryaki · Mavi Nefes Yayınları · 202538 okunma
“Koşulsuz seven ve affeden anne-baba değil, çocuktur”
Puan vermedi·288 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mart 2022 00:00
Adının hakkını veren çarpıcı kitap “İyi Aile Yoktur” Yazarın tüm kitaplarını okumuş biri olarak söyleyebilirim ki en çok etkilendiğim ve yine en çok eleştirdiğim kitabı bu oldu, kitap ezbere yaşadığımız tüm mitleri dağıtmaya yemin etmiş gibi iddialı; öncelikle “kutsal” olan ne varsa anneden, anne-babadan başlayarak, okul, öğretmen, toplum, devlet, inançlar (dini ya da ideolojik) ile devam ederek tümünü yeryüzüne indiriyor. Her şey sorgulanabilir.Okudukça kutsalların sistemin sürmesine nasıl hizmet ettiğini anlıyoruz. Bu sorgulamalara en başta, şanslıysak kendimizden başlayabiliriz. (Şanslıysak diyorum; çünkü taaa çocukluğun ilk yılından itibaren iç sesimiz kısılmış, kendi sesimizi duyamaz olmuşsak, ebeveynin “sevgisi”ni kazanmak pahasına kendimize ihanet etmişsek nasıl duyacağız o iç sesi… otoritenin (ebeveynin, toplumun vb.) sesini kendi sesimiz sanmışsak nasıl yapacağız kendimize bakma, sorgulama işini? kendi sesini duyamayan anne-baba, çocuğunun sesini nasıl duyacak?) bununla beraber çocukluğu öyle geçti diye insanın bütün ömrünü "kurban psikolojisi”yle geçirmesini ve edilgin bir pozisyonda kalmasını kabul etmiyorum.Bu irade/öz, tıpkı yazma cesareti'nin ilhamını aldığı “Yaratma Cesareti” (rollo may)gibi insanın doğasında mevcuttur. İnsan "kemal"e, değişmeye, gelişmeye, ilerlemeye programlı bir varlıktır, kendi meşrebince buna ulaşmaya çalışır. Bana kalırsa kitabın en vurucu yerinin “Mutlak/koşulsuz sevenin ve sorgusuz affedici olanın sanılanın aksine anne-baba değil çocuk olduğunu vurguladığı kısımdı. Erken çocukluktan itibaren adeta anne-babayı tanrılaştırılma çabasını eleştiren yazar “Kutsal anne”yi yerle bir ediyor. Çoğunlukla hak verdiğim bu bakış açısında eleştirel bulduğum kısım tamamen bağların değersizleştirilme noktasına gelecek şekilde mecburi
Psikoloji
İyi Aile YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20187,9bin okunma
9/10
·1025 syf.·
2026 11. kitabı
Ooo ne kadar uzun, hem de klasik, asla okuyamam diye düşünmeyin. Önyargılarınızı bir kenara bırakın ve kitabı elinize alın, ara ara sıkılsanız da genel olarak çok beğeneceksiniz. Birçok bölümde kendinizi bulacak, ruhunuzun bütün çıplaklığıyla size gösterildiğini hissedeceksiniz. Ben ayrıca Türk toplumu olarak bazı açılardan Ruslara benzediğimizi fark ettim. Ya da insan insana her yerde benziyor, bilemiyorum :) Çok beğendim ama 9 puan verdim. 1 puanı bitişinden kırdım. Bir şeyler havada kaldı, bitmedi bence. Devamı olmalıydı sayın Dosto ;) Okuyun :)
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,4bin okunma
Bağlanma, Travma ve Sistem Sadakati
Puan vermedi·524 syf.··
2026 3. kitabı
1. Bağlanma Travması Sevilmekle incinmenin aynı kişide birleşmesi. Yakınlık arzusuyla terk edilme korkusunun aynı bedende yaşaması. Kemal Füsun' a yaklaşırken çocuklaşıyor. Yaklaştıkça kaybetme paniği artıyor. Bu bir aşk değil; bağlanma yarasının aktive olması. 2. Tutku Tutku burada romantik değil, yakıcı. Bedensel çekimle suçluluk aynı anda çalışıyor. Yasak olanın cazibesi, yakalanma korkusuyla birleşiyor. Tutku, aşkı büyütmüyor; travmayı derinleştiriyor. Kemal Füsun' u değil, onunla yaşadığı yoğunluğu arzuluyor. 3. Takıntı Aşk zamanla genişler. Takıntı daraltır. Kemal' in dünyası küçülüyor. Hayat tek bir merkeze indirgeniyor. Füsun yokken Füsun' un eşyaları var. Füsun gidiyor, eşyaları kalıyor. Bu sevgi değil; kısır döngü. 4. Bölünmüşlük Kemal için bir yanda düzen yani nişanlısı Sibel, diğer yanda arzu yani Füsun. Toplumsal kimlik ayrı, benlik ayrı. Kemal iki hayat arasında değil, iki kişilik arasında sıkışıyor. Seçememek, parçalanmaktır. 5. Kararsızlık ve Donma Bu bir "donma" hikâyesi. Karar verilemeyen sekiz yıl. Kemal hareket etmiyor ama zaman geçiyor. Füsun da ilerlemiyor. O da takılı kalıyor. Seçilmediği yerde kalmaya devam ediyor. Donma bazen eylemsizliktir. Bazen de yanlış yerde kalma ısrarıdır. Kemal karar verip adım atamıyor. Füsun da umudu bırakmıyor. İkisi de hayatı yaşamıyor; hayatın olmasını bekliyor. Donma en tehlikeli savunmadır. Çünkü insan acı çektiğini fark eder, ama yaşamadığını fark etmez. 6. Seçilme İhtiyacı Füsun için konu yalnızca aşk değil. Kemal onu seviyor. Ama nişanlısından vazgeçmiyor. Füsun' u hayatının merkezine koymuyor. Onun için risk almıyor. Füsun, Kemal' in onun için her şeyi göze almasını istiyor. Çünkü gizli kalmak , ikincil olmak demektir. Sevilmek başkadır, seçilmek başka. Seçilmek, birinin hayatında yerinin netleşmesidir.
Psikoloji
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma