Hadiselerin başlangıcı için, Hâdır bölgesindeki Osman Hûrâni Lisesinde, Sünni ve Nusayri öğrenciler arasındaki bir kavgaya işaret ediliyor. Kaynaklara yansıdığı kadarıyla: 7 Nisan 1964 günü, sınıflardan birinde tahtaya ".. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, onlar kâfirlerin ta kendileridir (Mâide, 44) ayetini yazan Sünni öğrenciler, Nusayrilerin saldırısına uğramış. Olaylar büyüyünce, Hama Valisi Abdulhalim Haddâm, Sünni öğrencilerden üçünü şehirden uzaklaştırma kararı almış. Bunun üzerine, eşraftan zengin bir tüccarın oğlu olan Mervân Hadid'in organize ettiği bir protesto gösterisi, kısa zaman içinde ayaklanmaya dönüşmüş. Şehrin güney kesimindeki Sultân Camiinde üslenen Mervân ve arkadaşları silahlı bir isyanın hazırlıklarına başlamışlar. İpleri elden kaçırmakta olduğunu fark eden Haddâm orduyu yardıma çağırınca, Sultân Camii kuşatma altına alınmış ve çevresindeki yerleşim birimleriyle birlikte bombalanmış. Mısır'da eğitim alırken Seyyid Kutub'la tanışan Mervân Hadid, 6 Haziran 1976'da -henüz 42 yaşındayken- Şam'daki Mezze Askeri Hapishanesinde işkenceyle can verene kadar, Baas iktidarını sürekli kovuşturmasına uğramış İhvânın Hama şubesinin önemli isimlerinden Muhammed Riyâd Şakfa (d. 1944), Suriye'nin o dönemki Devlet Başkanı Emin el-Hâfız'ın -kendisi Halepli bir Sünni- Hamalı âlimlere Nusayriler bu şehri yok edecek" diyerek uzlaşmayı sağladığı, isyanın devamıı bu şekilde önlediğini aktarıyor.
Sayfa 130·Kitabı okudu
Alıntı
(Bir önceki alıntının devamıı)
Bunu isteyip istememesinin bir önemi yoktu, artık Cody MacDonald'ın elini tutmanın nasıl bir his olduğunu biliyordu. Narin ve sıcak ellere sahipti Cody. Kendi ellerinden biraz daha kemikli ve uzun gibi hissettiren ellerdi, bir de terli ve yapış yapışlardı.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Friedrich Nietzsche'nin çok sevdiğim bir sözü var; "Uzun süre uçuruma bakarsan uçurum da sana bakar." İnsan kendi içindeki karanlıkla, hüzünle çok fazla meşgul olduğu zaman beklediğinin tam tersine, hissettiği olumsuz duygular daha da artmaya başlar. Bunun birkaç sebebi var. Birincisi; devamlı olarak kendine acıyan ve kendini kurban olarak gören kişi, hep bunları düşündüğü için, benzer duyguları hissettiği diğer anıları hatırlar. Yani normalde unutup hayata devam edeceği küçücük talihsizlikler bile yan yana dizilir ve kusursuz bir dram örneği olarak görünmeye başlar geçmiş yaşantımız. Aslında sorunlarını çözmek için uçuruma bakıyorsun ama uçurum seni içine çekiyor gibi düşünebilirsin. İkincisi ise adaletsizliğe uğradığını düşünen ve kendine acıyan insanın benzer şeyleri tekrar yaşama ihtimali artar. Çünkü devamIı olarak yenildiğini düşünürsen ve geçmişteki kişileri yenme ya da onlara ulaşma ihtimalin kalmamışsa onlara benzer kişileri ya da durumları bulup aynı olayı tekrar tekrar yaşayıp kazanma arzusu oluşur bilinçdışında.
Sayfa 87·Kitabı okudu
Yargı
Araba yanımızdan geçerken çok az yavaşladı. Arka camı göz hizasında açıldi ve ben de bakmış bulundum. O sırada hava ağırlaştı, hafif bir rüzgâr esti ve göz göze geldiğimiz an elektrik çarpmış gibi irkildim. Sadece gözlerini gördüğüm kişi, arabayla yanımdan geçip gittiğinde zaman normale döndũ. Kapkara gözlerinin üzerinden joker işareti gibi bir siyahlık iniyordu ama devamıı görememiştim.
Sayfa 31 - Ulysses·Kitabı okudu
Alıntı
"Araz yaşıyor..." dedi ve ben yaşadığım şoku atlatamadan anlatmaya devam etti, ''Bulduğunda o enkazın altında kalan tek kişi sen değildin, platform bir felakete dönüşmüştü. Diğer arkadaşların da seninle aynı durumdaydı.'' "Aynı durumdalar mıydı?" dedim acı içinde, baş ağrısından gözlerimi bile açık tutamıyordum ama bu konuşmanın devamıı duymak istiyordum, "Ama onlar... Onlar iyiydi." dedim çaresizce. ''Hastaneye geldiğinizde hiçbiriniz iyi değildiniz. Araz benim eski hastam, kardeşinin kayıp olduğunu biliyordum ve durumunuzdan haberdar olduğumda ben de sizlerin olduğu hastaneye koştum. İlk müdahaleler yapıldıktan sonra ailelerinizin isteği ile benim çalıştığım hastaneye, buraya sevk edildiniz. Kafanı çok fazla detayla karıştırmak istemiyorum Kumru. Diğerleri senden çok daha önce taburcu oldular. Fakat her gün buradalardı, senin yanında Sanki hiç taburcu olmamışlar gibi..." dedi gülümseyerek. "Hepsi iyi mi?" diye sordum dolu gözlerle. "Hepsi tamamen her şeyleriyle iyiler mi?" Doktor gülümsedi. "Hepsi tamamen her şeyleriyle iyiler." dedi cümlemi tekrar ederek, "Sen de iyi olacaksın. Sadece biraz fazla uyudun ve vücudunun eskisi gibi hareket edebilmesi için zamana ve bazı tedavilere ihtiyacı var."
Edebiyat
İnsanIarın dünyanın sonuna kadar, kurtIar gibi birbirIerini yiyip bitirmeIerini seyretmek istiyorsan, koIIarını bağIayıp sakinIik içinde durmak en buIunmaz çaredir. Ama bu oIamaz. Buna karşı koymaIı. Aksi hâIde devamIı bir adaIetsizIik hâkim oIacak ve zenginIer her zaman fakirIeri sömürerek yaşayacakIar.