Nimet Tanrıver

Nimet Tanrıver
@devilone
"insanın kan bağından ataları olduğu gibi edebiyat dünyasından da ataları vardı ve bunlar insana tarz ve mizaç olarak ilkinden daha da yakın olabiliyor, üzerinde çok daha bariz bir etki bırakabiliyordu." Oscar Wilde
Halen masadaki kırıntıları süpürmekle ve şekerlemelerin bıraktığı yapışkan izleri temizlemekle meşgul olan asistan, "Sadece nefret sizi böyle sabırlı kılıyor," diye bağırıyor. Sadece, hayat boyu bitmeyen öfke ve nefret, olur da Cassie Wright geçer diye, ister yağmur yağsın ister güneş açsın size saatlerce köşe başlarında bekleme, otobüs duraklarında oyalanma azmi veriyor, diye bağırıyor asistan. İntikam almak için.
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Tanrının yarattığı her güzellik eninde sonunda Amerikan ağzından giriyor, iç organlarından geçiyor ve götünden çıkıyor. Ek olarak, yiyecek endüstrisi sürekli olarak yeni menü seçenekleri sunuyor piyasaya ve her biri her an yeni bir işkence çığırtkanlığı yapıyor: ince kıyılmış çiğ at eti, bin bir türlü kremalı şekerlemeler, aspartam. Sürekli mikrodalga bombardımanına tutulan mısır çekirdekleri patlıyor. Elektrikli fırınlar hiç boş durmuyor ve katı buzdan yapılmış pizza böreği yükleniyor. Bir deri bir kemik pençesini uzatıyor tavuk anne, eleman benin yüzünün yanak derisini kapıyor, iki parmağının arasına kıstırıyor ve “Pigme'ye söyledim, istediği etnik yemeği pişirebilir, mutfağımda bir keçi boğazlamamak koşuluyla tabii” diyor.
1000Kitap
"Güneş batarken geri dönüşümde yolun kenarında yürürken neredeyse bir ordu kamyonu beni eziyordu. Ölmeye ilk kez bu kadar yaklaşmıştım. Ancak ertesi sabah fark ettim ki almanağım Rat’ın yönüne yolculuğa karşı beni uyarıyordu, yani tam olarak kuru eşyalar dükkânının bulunduğu yöne; ben yalnızca başkanla ilgili bir işaret aradığım için fark etmemiştim. Bu deneyimden yalnızca orada olmayana odaklanmanın tehlikelerini anlamıştım. Ya hayatımın sonuna gelsem ve her günümü hiç gelmeyecek olan bir adamı bekleyerek geçirdiğimi fark etsem ne olacaktı? Hayatım elimden kayıp giderken bile başkandan başka hiçbir şey düşünmediğim için yediğim şeylerin tadına gerçekten varmadığımı ya da bulunduğum yerleri gerçekten görmediğimi fark etmek ne dayanılmaz bir acı olurdu. Ama eğer düşüncelerimi ondan çekersem nasıl bir hayatım olurdu? Hiç yapmayacağı bir gösteri için çocukluğundan beri hazırlanan bir dansçı gibi olurdum o zaman" "Sayuri," dedi bana. "Birbirimizi bir daha ne zaman göreceğimizi ya da gördüğümüzde dünyanın nasıl bir hal alacağını bilmiyorum. İkimiz de korkunç şeyler görmüş olabiliriz. Ama ne zaman dünyada güzellik ve iyiliğin bulunduğunu hatırlamaya ihtiyaç duyarsam seni düşüneceğim."
Edebiyat
“Venedik’te Büyük Kanal ve Rialto Köprüsü, San Marco Meydanı ve gondollar var. Şehir rehberlerinde yazan her şeyi bilirim. Belki de Venedik’e hiç gitmemişimdir, otuz yıldır Milano’da yaşıyorum, ama Milano benim için Venedik gibi. Ya da Viyana gibi: Sanat Tarihi Müzesi, Üçüncü Adam, Harry Lime Prater Dönme-dolabı’mın üzerinde isviçrelilerin guguklu saati keşfettiklerini söylüyor. Yalan söylüyordu: guguklu saat Bavyeralıdır.” Eve girdik. Balkonları parka bakan güzel bir daire. Bir dizi ağaç gördüm gerçekten. Doğa dedikleri gibi güzel. Antik mobilyalar, belli ki varlıklı bir insanım. Ne yapacağım, salonun, mutfağın nerede olduğunu bilmiyorum. paola bana Anita’yı tanıştırıyor, ev işlerinde bize yardımcı olan Perulu kadın, zavallıcık beni gördüğüne sevinsin mi, yoksa bir ziyaretçiymişim gibi mi karşılasın bilemiyor, dört dönüyor, banyonun kapısını gösteriyor ve şöyle söylüyor: “Pobrecito el senor Yambo, ay Jesusmaria, işte temiz havlular burada, Bay Yambo.”
1000Kitap