aşk, rüzgârın uyduğu yasalara uyar ve rüzgârlar her zaman geldikleri yerlerin etkilerini taşırlar, eğer bostanlardan ve bahçelerden geliyorlarsa, yasemin, nane ya da biberiye kokabilir ve denizcilerde, kendilerine birçok vaatler gönderen karaya çıkma arzusunu uyandırabilirler. seven ruhların, sevilen kalbin burun deliklerini sarhoş etmeleri de bundan farklı değildir.
sevilen kalp, bir başka lavtanın tellerinin kendisiyle birlikte çalmasını sağlayan bir lavtadır, tıpkı akıp giden suların yüzeyi üzerinde çanların sesinin devinmesi gibi, özellikle başka herhangi bir gürültünün yokluğunda, havada yaratılan hareketin aynısının suda yaratıldığı geceleri.
seven kalbe, şarap tortusuna olanlar olur, o şarap tortusu ki, kimi zaman gül suyu kokar, ne zaman mı, gül mevsiminde bir mahzenin karanlığında çözülmeye bırakılıp, gül atomlarıyla dolu hava şarap tortusu tuzunun çekimiyle suda değişime uğrayarak, tortuyu kokuttuğunda.
sevilen kadının acımasızlığı da boşunadır. bağlardaki üzümler çiçek açtığında, bir şarap fıçısı mayalanır ve beyaz bir çiçek fırlatır yüzeye, üzümlerin çiçekleri düşene kadar orada kalır bu çiçek. ancak şaraptan daha dik kafalı olan seven kalp, sevdiği kalbin çiçeklenmesiyle çiçeklere büründüğünde, pınar kurumuş olsa bile tohumunu filizlendirir.