Öyleyse kendini bilmek onu işletmeye bağlıdır; inanç sorunu değildir; onun ardından her gün, ısrarla giderseniz işlev görür, işler. Kendini bilmekle farkındalık oluşur—başka bir deyişle, kuşlann, ağaçların, bakımsızlığın, pisliğin, güzelliğin, rengin, dışınızdaki her şeyin farkında olmak. Çünkü dış devinim içi devinimi de getirir. Dış devinimi anlamadan içte yol alamazsınız. Bu ikisi birdir; denizde bir ileri bir geri devinen gelgit gibi birleşik bir süreçtir.
Zamanın treni, raylarını kendi önünde yuvarlayan bir trendir. Zamanın nehri, kıyılarını bereberinde taşıyan bir nehirdir. Onunla seyahat eden kişi sağlam zemin üstündeki sağlam duvarlar arasında hareket ederse de zemin ve duvarlar, seyahat edenlerin hareketleriyle birlikte, şiddetli bir devinim içerisinde olur.
"Çünkü Aşk, ne çöl gibi devinimsiz durmaktan, ne rüzgâr gibi dünyayı dolaşmaktan, ne de senin gibi her şeyi uzaktan görmekten ibarettir. Aşk, Evrenin Ruhu'nu değiştiren ve geliştiren güçtür. İlk kez onun içine girdiğim zaman, onun kusursuz olduğunu sandım. Ama daha sonra onun, yaratılmış olan her şeyin yansıması olduğunu, onun da savaşları ve tutkuları olduğunu gördüm. Evrenin Ruhu'nu bizler besliyoruz ve üzerinde yaşadığımız dünya, bizim daha iyi ya da daha kötü olmamıza göre, daha iyi ya da daha kötü olacaktır. Aşk'ın gücü işte burada işe karışır, çünkü sevdiğimiz zaman, olduğumuzdan daha iyi olmak isteriz her zaman."
Evimin yakınındaki gösterişsiz inziva yerindeki fıstık çamının olmadığı ne cenneti ne de ölümden sonrasını hayal edemiyorum. Zira bu ağaçlardan herhangi biri yaşamda gerekli direncin, sessiz cesaretin, yücelmenin, yerçekiminin, sessiz zaferin ve sebat etmenin tüm müthiş devinimlerini oradan geçenlere model olarak sunabilir.
Özlem, kişinin zamanı en iyi bilinçlendirdiği temel duygudur : özlenenin geçmiş ile gelecek arasındaki devinimi içinde, özleyen için, şimdi —özlenirken— taşıdığı anlamlar ("dün buradaydı" / "yarın gelir belki"..., birleşip, özlemin içinde yoğunlaşır ("keşke şimdi burada olsaydı...").