Sebeplerin ötesinde Allah’a dayanmanın huzurunu vurgulayan, tevekkül duygusunu derinden hissettiren bir eser. Ayetler ve hadislerle desteklenerek, günlük hayattan örneklerle insanın zorluklar karşısında nasıl tevekkül etmesi gerektiği sade ve akıcı bir dille anlatılmış. Her bölümün sonunda konuyla alakalı çok güzel dualar da yer alıyor. Hocamızın kalemine sağlık. Tavsiyemdir..
Soner DumanO Bize Yeter
O Bize YeterSoner Duman · Timaş Yayınları · 2023316 okunma
Herkese Merhaba,
Yeniden bir asker kurgusu kitabımızı okuduk. Ben asker kurguları seviyorum valla, okuycam gömecemde , sevecemde... önerilerinize acığım ama ben gömerim beğenmezsem ona göre söyleyin hahaha....
Şimdi gelelim kitabımıza; kitabı okumamda en büyük etken Kız karakterinin Vali olmasıydı. Genellikle bilirsiniz kız karakter doktor-hemşire yada öğretmen olur. Bu hikayemiz kız kahraman bir vali.. dedim waohhh okuyalım... dk bir gol oldu valla... hemen bir ağız bozuk bir dıyologla ortama girdiler başrol erkek ve kadın karakter... bilindik bir hikaye , Binbaşı metecan olduğu şehre vali olarak atanır vali hanım Nazenin.. böyle işte başlar...
Aşırı sıkıldım bakın öyle böyle değil ,ilk önce şunu diyim ilk kitapta asla aşk beklemeyin... aşkla alakalı hiç bir şey yok... 400 sayfa kitapta toplansan 10 sayfa fılan aralarında bir şey olabilirmiş gibi oldu, yoksa hiç bir şey yok... şimdi kitapta anlatılan şunlar Vali hanım bir geldi pir geldi vallai herşeye elini attı, okullara 100 sayfa süren konu, hastaneler de aynı, belediye durumları ve tabiki terör saldırılar fılan kendisine oluşan siyasi durumlar fılan anlatılıyor... bunlara değinmek güzel ama full kitap böyle sıkıntı bence.. seri 3 kitap olucakmış ondandrı herhalde bu kadar detay yazmasına ama aşırı sıkıldım valla, bide editör düzenlemesi aşırı kötüydü... tüm şahıslar birbirine girmiş. Kim ne diyor? Kim ne konuşuyor anlamadım... bir anda 3. Şahısa dönüyor karman çorban sonra başrollerin ağzından okuyoruz. Gidişatı aşırı bozmuş bu durum... okurken aşırı yoğuyor sizi...
Bide güçlü bir kadın karakter yazmış, kimseye eyvallahı yok... helal olsun diye okudum ama abarttıkça abarttı yanii....
Şimdi kitapta diğer karakterlere asla gerek yok yani... süperwoman Nazanenin varken;
-Binbaşı gibi eğitim almış bordo bereli
Sırça Köşk, Sabahattin Ali'nin sağlığında yayımlanan son öykü kitabı. Kitap, 13 hikaye ve 4 masaldan oluşuyor ve dönemin yönetimine, siyasi ve toplumsal yapısına yönelik eleştiriler içeriyor. Bu keskin eleştiriler nedeniyle kitap yayımlandığı yıl yasaklanmış ve toplatılmış.
Yazarın Kürk Mantolu Madonna, İçimizdeki Şeytan, Kuyucaklı Yusuf gibi popüler eserlerinin gölgesinde kalan Sırça Köşk, belki de bilinçli olarak göz ardı edilmeye devam edildi. Kitabı uzun süre kütüphanemde beklettim, okumayı hep erteledim. Nihayet kitabı elime alıp okumaya başladığımda ise daha önce okumadığım için pişmanlık duydum. Kitabın içindeki her hikayeden, her masaldan sonra bir süre durup boşluğa bakma ihtiyacı hissettim. Bu kadar kısa hikayelere bunca acıyı ve mesajı ustalıkla sığdırabilen bu kaleme bir kere daha hayran oldum.
Okudukça anladım; neden bu kitabın yasaklandığı, neden Sabahattin Ali'yi sevmediklerini, neden öldürüldüğünü. Sırça Köşk, benim için artık en sevdiğim Sabahattin Ali kitabı oldu.
Geniş ve sessiz bir zamanda okumanızı öneririm bu kitabı. Çünkü kitap sade ama keskin cümlelerle, kısa ama derin mesajlarla sizi bulunduğunuz yerden alıp memleketin derinliklerine götürüyor. Keyifli bir vakit için bu kitabı elinize almanızı önermem, çünkü bu kitap sizi derin hülyalara daldıracak tarzda değil. Okudukça ruhunuz, yün bir kazağın içinde kaşınacak; hikayelerin sonuna yaklaştıkça misafir yatağında kıvrılır gibi rahatsız olacaksınız.
Kitabın içindeki her hikaye, her masal derin bir anlam ve keskin bir mesaj içeriyor. Bu öyküleri unutmak istemediğim için kısa kısa özetlemek istiyorum. Detaylara çok girmeyeceğim ki okumayanlar da bu eşsiz kitaptan alacakları zevki kaybetmesin.
Portakal; Ticaretin sahtekarlıklar içinde yüzdüğünü, insanların para için erdemlerinden nasıl
Sırça KöşkSabahattin Ali · Akçağ Yayınları · 201969,7bin okunma
Ön kapakta Türkan Şoray, arka kapakta Selim İleri, "Kimseler anlayamazdı sevgimi." Sahi, sevgi neydi?
"Nefret mi daha güçlü bir duygu yoksa sevgi mi?"
İlyas mı yoksa Cemşit mi?
youtube.com/shorts/18Re3OSh...
"Hayatta sadece aşk acısı yoktu, yaşanan başka acılar da vardı." (s. 4)
Selvi Boylum Al Yazmalım, çocukluğumun filmiydi, her izlediğimde kızardım Asya'ya, neden gitmedi İlyas'a diye, büyüdükçe hak verdim, sevgi emekti, emek Cemşit'ti. O zamanlar bir kitaptan geldiğini dahi bilmiyordum, sonradan "hayatımın yazarı" diyeceğim ve bütün kitaplarını bir bir okuyacağım Cengiz Aytmatov ile tanışmamıştım bile.
"Şey, adım İlyas benim.
- Benim de Asel..."
"At aynı ize binlerce kere basarmış. Belki bir gün yine karşılaşırız."
İnsanın hayatını tercihleri belirliyordu ama hata yapmaya meyyal olarak yaratılmıştı. Ve bazı hataların bedeli her şeyden ağırdı.
"Elveda, Asel! Elveda, al yazmalım, selvi boylum! Elveda, sevgilim, aşkım! Mutlu olman dileğiyle!.."
Bir döneme damga vuran kadın Türkan Şoray, KafkaOkur - Sayı 89 (Haziran-Temmuz 2024)'un bu sayısına da damga vuruyor ve dergisinin yarısında onun hayatının panoramasını görüyorsunuz, çocukluğu, sinemaya girişi, filmleri; Balıkçı Azize, "Her şeye sahip olmak isteyen, elindekini de kaybeder," Vesikalı Yarim, "Sevgi de yetmiyormuş, çok eskiden rastlaşacaktık," Devlerin aşkı, "Nefret kurtuluş değil, aşktan kaçılmaz çünkü," Selvi Boylum Al Yazmalım, "Elini tuttum sıcacıktı, yüreği elimdeymiş gibi." Sinemanın bütün jonleriyle kesişen bir kariyer; Kadir İnanır, Tarık Akan, Cüneyt Arkın, Sadri Alışık, Ayhan Işık... Adeta bir Yeşilçam şöleni yaşatıyor size. Okurken birçok sahneyi açıp uzun uzun izledim. Ve günümüzde neden televizyon izlemediğimi bir kez daha anladım. Zirvede gözümüzü açmışız, daha aşağısı kesmiyor bizi.
Haydar Ergülen sever misiniz?
"Umarım
Muhtemelen birçok okuru gibi benim de elime aldıktan 1.5 saat kadar sonra bitirdiğim çizgi roman.
İnişli çıkışlı, belalara atlamalı, vurdulu kırdılı ve bol kavuşamamalıydı. Çizimleri incelemenin ve hissettirdiği duygular eşliğinde okumanın zevkini tattım, pek çizgi roman okuma alışkanlığı olmayan biri olarak belki yeni bir türe attığım ilk adımlardır bunlar.
Her ne kadar romanın sonunda gönül Devlerin Aşkı misali "Bırak gitsinler, onları hiçbir şey durduramaz, ölümü bile aşmışlar…" tadında bir son beklese de elbette "kavuşması imkansız iki aşık teması"na sadakatimi göstererek sayfaları hızla çevirdim.
Ayrıca Yalın Alpay'a ait incelemeyi okumak da epey keyifliydi.
Son olarak, canınız içinde hem nostaljik esintiler hem de bizden birileri olan bir çizgi roman okumak isterse Tabancalı Kız ilk birkaç seçenek arasında olsun, tavsiyedir.
"Olasılıkların valsi, Tabancalı Kız'da her daim boşa çıkarılır: Umutlar bu anlatıda yalnızca kırılmak için doğar." -Yalın Alpay
Yalan Üçlemesi’nin ikinci kitabında artık ilk kitapta olan ve anlam veremediğimiz gerçeklerle yüzleşiyoruz.Sert bir karakter olarak tanımlasak da Adrian Volkov’un aslında kim olduğu ve çocukluk travmalarının aslında onu neye dönüştürdüğünü ve Winter’ın gerçek kimliğini öğrendiğimiz bu kitapta hikaye enerjisini bence hiç kaybetmeden dolu dizgin devam ediyor.Ve ayrıca ilk kitapta anlattığım tutkulu aşklarına samimiyet ekleniyor.
İlk sayfalarında “yok artık ya bu kadar da olmaz “ derken ortalarına doğru öyle bir mantık eksenine girdi ki çok çabuk düşüncemi silip kendimi hikayenin büyüsüne kaptırdım.Sahiden “devlerin aşkı” var bu seride.Öyle ki zıt karakterler buluşunca ve duygularını da doruklarda yaşayınca su gibi akan ,film tadında bir şey ile karşılaşıyorsunuz.
Seçilen mekanlar çok keyifli,ikilinin diyalogları yine çok keyifli.Bir de ilk göze çarpan mafya eksenli ,sert,karanlık bir dünya olsa da kendi çerçevesi içinde sahiden estetik ve sanatsal da bir yaşam tasviri ,çok klas iki insan betimlemesi var.Gözünüzde hemen her karakteri resmedebilirsiniz.Dövmelerinden tutta vücudundaki yara izine kadar çok net bir anlatıma sahip.Ben yine çok memnun bir halde bitirdim ikinci kitabı da.Müzik listesi de gerçekten uyumlu .Dark kitapların sanıyorum vazgeçilmezi bu çalma listeleri ve ayrı bir hava kattığına hiç şüphe yok.Okurken dinleme imkanınız varsa çok başka bir tat veriyor.
Tavsiyemdir yetişkin okurlar.
#yalanüçlemesi
#yalanıncazibesi
#rinakent