Tarihte Türk adıyla anılan ilk devlet 552 yılında bugünkü Moğolistan topraklarında kuruldu. Devletin adı Orhun Yazıtları'nda "Türk ve Türük" şekillerinde kaydedilmiştir. Böylece Türk adı, ilk defa resmi bir kimlik kazanmıştır.
Resmi devlet adı olarak ilk defa Gök Türk Devleti (542-745) tarafından kullanılan Türk kelimesinin bundan önce Törük veya Türük şekilleriyle kullanıldığı ve VI-VIII. yüzyıllardan sonra Türk haline dönüştüğü kabul edilmektedir.
Bir devlet müjdesi, bir sevinçli haber bekleyenler bilsinler ki o ziyafet haberi, bir dilim ekmeğe kanaat ettiğinde gelebilir ancak, iştah açıkken değil. Derdin devası da gelir ama sen dermanından ümit kesip gönlün kırıldığında, yelkenler suya indiğinde, kulluk ve aczin idrâkine vardığında yani.
Çok tarih kitabı okumanın verdiği rahatlıkla konudan konuya atlar, arada bir de devlet adamlığının nasıl olması gerektiğine dair misallerle çevresindekileri adeta eğitir, yetiştirirdi.
Bundan sonra, Ebû Bekr aramızda oturmakta iken benim elimi ve Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh'ın elini tuttu. Onun söyledikleri içinde (bana veya Ebû Ubeyde'ye biat edilmesini teklif eden) bu sözden başkasını uygunsuz görmedim. Allah'a yemin ederim ki, öne çıkarılarak boynumun vurulması (yani) bir günahtan dolayı öne çıkarılıp da boynumun vurulmak üzere olması, bana aralarında Ebû Bekr'in bulunduğu bir topluluğa emirlik yapmaktan daha sevimlidir. (Benden daha faziletli ve üstün olan Ebû Bekr dururken benim, onun önüne geçip ona emirlik yapmam uygun değildir.) Böyle bir şey ancak ölümüm sırasında nefsimin bana güzel göstermesi durumunda söz konusu olabilir ki, şu anda kendimde böyle bir hâl bulmuyorum.
Bu sırada Ensar'dan bir sözcü şöyle dedi: Bizler, emirlik ağacının faydalanılacak olan aslı ve köküyüz. Yine bizler, meyveleri düşmesin, kırılmasın diye yapraklarla ve dallarla bağlanmış yüklü hurma salkımlarıyız. (Bizler devlet başkanlığı işinin her bakımdan ehliyiz. Dolayısıyla teklifim odur ki) bir emir biz Ensar topluluğundan, bir emir de sizlerden olsun ey Kureyş topluluğu!
Bunun üzerine karışık sözler çoğaldı ve sesler yükseldi. Hatta ben bir ihtilaf çıkmasından korktum ve hemen:
– Uzat elini ey Ebû Bekr (sana biat edeyim) dedim.
O da elini uzattı ve ben kendisine biat ettim. Benden sonra muhacirler ve sonra da Ensar Ebû Bekr'e biat ettiler. Biz böylece Sa'd b. Ubâde'ye karşı çabuk davranıp üstünlük sağlamış olduk. Onlardan birisi:
– Sa'd b. Ubâde'yi (yalnız bırakmak ve Ebû Bekr'e biat etmek sûretiyle) öldürdünüz, dedi. Ben de:
– Sa'd b. Ubâde'yi Allah öldürsün, dedim.
HZ.ÖMER
Mustafa Kemal'in düşlediği devlet, bir yandan sultan-halifenin şahsî egemenliğinden, öbür yandan Avrupa'nın emperyalist sömürüsünden ve egemenliğinden kurtulmuş, Avrupa devletleriyle eşit, haysiyetli, modern bir devlet ideolojisiydi.