7/10
·196 syf.··
2017 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2017 00:00
Bir ülkenin tarihini oluşturan, yıllardır süren ve gittikçe kafa karıştıran olayların küçük bir ada baz alınarak bu derece yalın, derli toplu anlatılması büyük bir başarı. Başkan'ın adaya gelişinden önceki dönem ile sonraki dönem bana devletten önceki toplum ile devletten sonraki toplumu hatırlattı. Devletten önceki toplum adadaki gibi olsaydı herhalde insan; devlet denen kurumu, canavarı (kişiye göre) yaratma gereği duymazdı. Kitapta yazar olarak bahsi geçen kişinin, Zülfü Livaneli ile olan dostluğunun da etkisiyle Yaşar Kemal olduğunu düşündüm. Bu kitapla birlikte bir şeyi daha çok iyi anladım: Detaylarda boğulurken asıl resmi göremediğimizi, asıl resmi görenleri nasıl dışladığımızı... Zülfü Livaneli
Edebiyat
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,1bin okunma
Literatüre Meydan Okuyan Bir Kitap
9/10
·315 syf.·
2026 9. kitabı
Bu kitabı İttihatçıları, Arapların Osmanlı Devletindeki durumlarını veya Arap İsyanını merak ettiğiniz için okuyabilirsiniz. Doğrudur, konusu hakkında güzel bir monografidir ama daha önemlisi tam bir başkaldırının tezahüründen başka bir şey değildir. Tüm Arap, Türk, İngiliz kaynaklarına ve diğer bilumum tüm Türk- Arap ilişkilerine dair yerleşik düşüncelere ve saplantılara salvo ateşi açılmaktadır. Bu gözle okuyunca alacağınız keyif katlanacaktır. Kitap tahmin edebileceğiniz gibi Osmanlı Devletinin Araplarla ilk temaslarına dair kısa bilgiler verdikten sonra esas konusuna değinmeye başlıyor. Kitab çeşitli konu başlıklarına ayrılsa da biz İttihatçıların iktidara gelmelerinden önceki I. Meşrutiyet (1876) ile başlayan birinci kısım ile 1908 İhtilalinden sonra İstiklal Harbine kadar süren ikinci kısımdan ibaret olarak zihnimizde ayırabiliriz. Kitabın benim tespit ettiğim temel tezleri şunlar: 1) II. Abdülhamid döneminde uygulanan İslamcılık siyasetine, Jöntürkler (ve-veya İttihatçılar) döneminde de üslubu değişse de aynı istikamette devam edildi. 2) İttihat ve Terakki hükümetinin uyguladığı merkeziyetçi politikaların Türkleştirme ve asimilasyon politikaları olarak algılamak saflıktan başka bir şey değildir. 3) Birinci Dünya Savaşının sonuna kadar Türkler ve Araplar başta olmak üzere devleti oluşturan hiçbir Müslüman etnik yapıda milliyetçi ve ayrılıkçı hisler ön planda olmadı. Bunların yanına ufak ilaveler yapıyorum: a) İttihatçıların meşhur asî Hicaz Şerifi Hüseyin'i idare ediş biçimleri çok estetik diyebiliriz. Hem Hüseyin hem de hükümet birbirlerine düşen görev ve sorumlulukları isyana kadar neredeyse hatasız uygulayıp istedikleri sonuçları almışlar. b) İttihatçıların iktidar mekanizmasını ele geçirdikleri ilk dönemlerdeki tecrübesizlikleri bu kitapta gözler önüne
Jön Türkler ve AraplarHasan Kayalı · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·320 syf.··
2026 10. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2026 15:42
2025 Nobel Ödüllü yazarımız Laszlo Krasznahorkaı kaleminden Savaş ve Savaş kitap insanları arkadaşlarımla ocak ayı kitabımızdı. Zorlayıcı bir metin.Okuduğumdan anlamamaya başlayınca artık araştırma içerisine girmeye başladım.Savaş ve Savaş zaman,bellek, yazı ve insanlığın yıkıcı döngüsü üzerine felsefi bir roman olarak geçmekte. Nasıl okumalıyım bu kitabı diye sorduğumda ne olacak diye değil,bu düşünce nereye akıyor diye okumam gerektiğini,anlamaktan ziyade ritme girip sezerek okumamı söyler bilgi sistemi. Baş karakterimiz Korin,arşivde çalışırken el yazması dediği bir belge bulur.Okuduktan sonra bütün hayatını bu el yazmasını bilgisayar aracılığı ile sisteme geçirme olur.Ve dünyanın merkezi dediği Newyork’ta bu eylemini gerçekleştirmeye çalışır.Korin’in yaşadıkları kitap içerisinde bambaşka bir boyuttu bana göre ve anlayabildiğim tek kısımlardı. Korin bu el yazmasını herkese anlatır anlatır ve bilgisayarda sonsuzluğa ulaştırmak için yazar. Peki el yazmalarında ne anlatılır işte kitabı fazlasıyla zorlaştıran bölümler bunlardı.Elbette yine araştırma içerisine girdim ve size bulduğum metinlerden aktama yapacağım. El yazmasında bahsi geçen dört karakter bireysel değil insanlık tarihindeki güçleri temsil eder.Bu karakterler her çağda ortaya çıkar. 1.figür güç ve egemenlik demek dolayısıyla iktidar,devlet,yasa anlamındadır.Kontrol eder,yönetir,yok etmeyi de meşrulaştırır.Savaşın gerekçesini üretir. 2.figür inanç anlam arayışıdır.Din insanları bir araya getirir,kendini ve savaşı kutsallaştırır. 3. figürün temsil ettiği şey kaos,yıkım,vahşet.Savaşın kendisidir ve sadece yok etmeye odaklıdır. 4.figür tanıklık ve yazı.Bellek,kayıt tutma.Tarih,yazar,arşivci işin içindedir.Görür bilir ama müdahale etmez sadece savaşa tanıklık eder. Bu dört figür sırayla güç savaşı başlatır,inanç
Edebiyat & Roman
Savaş ve SavaşLászló Krasznahorkai · Can Yayınları · 2025191 okunma
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
İnsan bazı zamanlarda okumakta güçlük çektiği, okumanın sürekliliğini kaybettiği, gözün, günün, gönlün yorgunluğunun satırlara yansıdığı dönemleri olur. Kitaplar masada bekler, konularına göre tasnif edilmiştir, okunmak için göz kırparlar. Ama zaman olur ki eli gitmez insanın, gözü görmez, gönlü istemez. Böyle zamanlarda okunandan alınan keyif azalır, ilgi ve alaka zayıflar; okuma boşluk aleminde yankılanır. Okur insan ama boşlukta kalır her şey. Okuma eylemi sadece görüntüden ibaret hale gelir. Böyle anlarda insanın elini ısıtacak kitaplara ihtiyacı olur. O kitaplar ki okura yeniden okumanın şevkini getirir, yeni seslenişler sunar, yeni kitapların kapısını aralar. Okurun içini ısıtır ve onu yeniden sayfaların arasına çağırır. Okumanın nesnesi yazılı metin, kitap, dergi ve benzerleri olmakla birlikte (modern dünya bu nesneleri çoğaltmışsa da benim okurluğum yönünden bir çoğalmadan söz edemem), okumanın konusu bazen bizzat bu nesnenin kendisiyle örtüşür. Okur, kitabın hikayesini merak eder; kitap üzerine okur, kitabın hikayesine ortak olur, yazının ve okumanın serüvenine eşlik eder. Yazının ve kitabın tarihi, nesne olmaktan çıkarak bizatihi okumanın konusu olarak okurun önüne gelir. Bu başlık, yalnızca yazı ve kitapla sınırlandırılmayacak kadar geniş; alt başlıkları ise meraklısı için bir o kadar dikkat çekicidir. Kitap ve yazının çağrıştırdıkları denildiğinde akla ilk gelen kelimelerden biri kütüphanelerdir. Burada kastım, yalnızca resmî ya da özel kurumlara ait, günümüzde giderek anlamı daralan; sınav çalışılan yahut gezinti için uğranılan mekânlar değildir. Okur dediğimiz insanlar için kütüphane kurmak kadar, başkalarının kitap ve kütüphanelerine merak duymak, nitelikli bir kütüphanede bulunmak, havasını teneffüs etmek dahi büyük bir nimettir. Kütüphaneler
1000Kitap
Kitap Sevenler CemiyetiHalil Solak · Dergah Yayınları · 0149 okunma
Puan vermedi·71 syf.··
2025 23. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 21:48
Eser, Dilbilimin büyük devrimcisi Noam Chomsky ile felsefe alanında tanınmış düşünür Michel Foucault’nun moderatör konumundaki Elders’ın sorularıyla izleyiciler önünde tartışmasını okura sunuyor. Hâlihazırda Dilbilim dersinde bahsi geçen Chomsky’yi daha iyi anlama fırsatı bulduğumu söyleyebilirim. Chomsky’nin devrimci fikirlerinin olmasının merkezinde, oluşturduğu ”insan doğası” ifadesi yatıyor. Doğuştancılık yaklaşımı olarak geçen bu yaklaşımı ben İslamiyet’teki “fıtrat” kavramına bir yönden benzettim. İslam inancına göre doğan her bebek, belirli bir fıtrata göre doğar. Örneğin bilim dünyasında güdü denilen, bebeği doğduğunda annesinden nasıl besleneceğini, temel besin kaynağı olan anne sütünü nasıl emeceğini bilmesi, İslam inancında fıtrattır. Chomsky, dil edinimini bu olaya benzetmiş. Nasıl ki bebek doğduğunda beslenme şekli gibi hayatta kalmasına yarayacak bazı veriler onun zihninde zaten yüklenmiş bir şekilde dünyaya geliyorsa yine her bebeğin bir dil mekanizmasıyla doğduğundan bahsediyor. Bu dil mekanizması öyle bir şey ki tüm insanlarda aynı. Bu mekanizmanın kanıtı olarak da kendisini dinleyenlere, bir çocuğun dil yapısı dersi almadan, doğduktan bir zaman sonra ana dilinde sayısız cümle üretebilmesini veriyor. Yani çocuğun çevresinden duyduğu dizgeler sınırlı ama çocuk; hiç duymadığı, sayısız, farklı şekilde cümleler kurabiliyor. Chomsky, Descartes’ın Kartezyen felsefesinden ve yaşadığı dönemde doğuştancılık gibi göz ardı edilen fenomenlerin varlığına ve düşük düzeyde yaratıcılığa ilişkin düşünceleri olduğu fikrini öne atıyor. Adını ilk kez Sevinç Çokum’un TRT ropörtajında duyduğum Foucault’nun düşüncelerini ilk kez bu kitapta okudum. Foucault, Chomsky’nin aksine insan doğası ve doğuştancılık kavramını bilimsel bulmadığını belirtiyor. Bu düşünceler zinciri
Felsefe
İnsan Doğası: İktidara Karşı AdaletMichel Foucault · BGST · 2012239 okunma
Puan vermedi·518 syf.··
Beğendi
·
2025 90. kitabı
SULTANI ÖLDÜRMEK AHMET ÜMİT 518 SAYFA #AhmetÜmitOkuyoruz #BaşkomserNevzat #Ortakokuma #Okudukbitti Patricide, Filicide, Fratricide. Baba katilliği, oğul katilliği, kardeş katilliği Fatih Sultan Mehmed Han. Mehmed Han oğlu Murad Han oğlu Mehmed Han. İki karanın ve iki denizin hakimi. Kostantiniyye'yi zapt eden padişah. Serhazinlerin son temsilcisi tarih profesörü Müştak Serhazin. Yıllardır aynı kadının aşkıyla yaşayan ve onu bekleyen adam. Aradan geçen 21 yıldan sonra tam buluşma günü gerçekleşen bir cinayet. Sonrasında Müştak hocanın yaşadığı müthiş psikolojik gerilim. Nüzhet hanım. Hayatını Osmanlı tarihine adamış, başarılı ve hırslı bir kadın. Müştak hocanın büyük aşkı. Başarılı kariyerine yurtdışında devam ederken, tam da yıllar sonra yurda döndüğünde sapında Fatih Sultan Mehmed'in tuğrası bulunan bir mektupta açacağı ile öldürülen tarih profesörü. Bu bir aşk cinayeti mi? Yoksa tarihinin karanlık dehlizlerine uzanan bir intikam mı? Tarih, psikoloji ve polisiye ile harmanlanmış harika bir ortak okuma daha gerçekleştirdik dostlarla. Fatih dönemine uzandık, İstanbul'u fethettik, baba-kardeş- evlat katilliği konularına kafa yorduk, İstanbul'un tarihi mekanlarında gezindik ve elbette Başkomser Nevzat-Ali-Zeynep üçlüsü ile bir cinayeti aydınlattık. Eşlik eden yol arkadaşlarım Nebahat Çalışkan, Azime Matlı , Münevver Geniş ve Bahar Esen 'e sevgiler yolluyor, yeni kitapta buluşmak üzere diyorum. Gelelim kitapta bahsedilen dikkatimi çeken kelimeler, şarkılar, kitaplar ve mekanlara; Pertavsız/ Büyüteç. Gümrah/ Çimen, saç, su, ses gibi bir yerden çıkan şeyler için; gür, bol, sık, çok. Psikojenik füg/ Geçici unutkanlık türlerinden biri. Aşırı üzücü olaylar nedeniyle bu unutma nöbetleri yaşanabiliyormuş. Vak'anivüs /Osmanlı İmparatorluğu döneminde, zamanın olaylarını
Sultanı ÖldürmekAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201924,6bin okunma