Alp-eren, alp gibi savaşta değil, kendi nefsine karşı cihad yapan kişidir. Hazret-i Peygamber'in dediği gibi:
Nefisle savaşma cihâd-i ekberdir
Alp-eren için dinî nitelikler şöyle özetlenir: Alp-eren, dünya sevgisi havâsına kapılmamalı. Cimrilik, fısk-u-fesâd gibi kötü huylardan kaçınmalı. Bu huylar havayîlikten doğar; "Din Alpı" bunlara karşı uğraş vermek zorundadır. Din direği olan böyle bir alp önünde halk yüzünü yere sürmelidir. Âşık Paşa dinde alp (alp-eren) olmanın dokuz ruhânî koşulunu özetler: Bu koşullar; vilâyet, riyâzet, kifâyet (nefsini basmak), ışk (nefsini dünya ilgilerinden kurtarıp bağımsız olma), tevekkül, Şerîat bilgisi, ilm, himmet (başkasına özveriyle yardım etme), doğru yâr (eshâb, arkadaş; dervişler) edinme. Bu dokuz sıfatı nefsinde toplayan alp-eren halkın kılavuzudur.
Yâ kişi dünya içinde er gerek
Yâ din içre hâkim ü server gerek
Kutlu kişi, bu ikiden, alp veya alp-erenden biri olmaktır.
Aşık, ışk, sırf Tanrı muhabbeti ile bütün ömrünü harcar:
Ey Hudâyâ, ışktan ayırma bizi
Aşıkpaşazâde'de alp ve gazî özdeş terimlerdir. Kuşkusuz birincisi Avrasya hakanlıklarında alp, bagatur/bahadır diye anılan kahraman savaşçıyı, lider tipini, ikincisi ise alpın daha çok İslâmî gazâ ile kaynaşmış tipini vurgular.