İnsan doğası gereği sosyal bir varlık olduğundan, aile, topluluk ve devlet içinde bağlantıya muhtaçtır. Devlet tek bir hedefe hizmet etmesi gereken tamamen insani bir kurumdur; o hedef de dünyevi mutluluğun imkanlar çerçevesinde oluşturulması. Devlet, doğal gerekliliktir, yani tanrı iradesidir.
Japonlar, ülkelerini her alanda temsil etmek ve başarılarıyla başka toplumlarla rekabet halinde olmak istiyorlar. *** Japonlar, başarmak ve tanınmak için birlik olup grup ha­linde mücadele etmeyi, kararlı bir şekilde çalışmayı elden bırakmayan bir vasıftalar. Aykırı ve eleştirel düşünmeyi severler ama aykırı bir eylemde asla bulunmazlar. İleri giden ve geride kalanlar her zaman dikkat çekici olur Japonlar arasında, öne çıkanlar da geride kalanlar da toplum tarafından pek tasvip edilmezler. Fikri alanda ise, icat ve buluş gerçekleştiren dü­şünce insanları, araştırmacılar her zaman destek görmekte ve gururla karşılanmaktadırlar. Bir konuda başarı elde edenlerde asla böbürlenme ve övünme söz konusu değildir. Zira fert yoktur, önce millet, vatan ve devlet vardır; sonra cemiyet içinde birey vardır. Birey, cemiyet için var olduğu sürece anlamlı ve değerlidir. Aksi bir durum ise kınanır. Yakın zamanda Nobel Ödülü kazanan bir araştırmacı verilen parayı araştırmasını yürüttüğü merkeze bağışlamıştır. Başarı Japonya'da bireysel bir kazanım değildir, toplumla ve grup içinde elde edilen bir birikimdir. Tekil tekil başarılar yerine grup başarısı teşvik edildiğinden, kabul gördüğünden dolayı.
Reklam
Üstadın, Sokrates hakkında sözleri;
Keşke meselemiz, hak ve hakikat âşığı, Batı tarihinin en büyük fikir adamına reva görülen âkıbeti anlatmak olmasaydı da, sadece fikir üstü şiir ve şiir üstü fikir cephesinden bütün Apolocyayı kesimsiz ve bölümsüz verebilseydik. O, 2400 senedir, şairi, âlimi, hukukçuyu, filozofu, devlet adamını kapıp götüren uğultulu bir şelâledir. Hâkimler, ellerindeki tunç levhalarla reylerini belirttiler: 281 rey, ölüm cezası; 220 rey, beraat... Eğer (Sokrates), o kadar dikleşmeseydi de 31 rey karşı tarafa geçşeydi, kurtulmuştu. <<<- Tetkik ve tahkik edilmeksizin geçen bir hayata asla varlık denilemez.>> Hikmetinin sahibi, insana en büyük memuriyetini ihtar etmenin cezasını, içinde, küfür yobazlarının ancak %56'ya varabildiği bir cemiyet ve onun yargıçlarından aldı: Ölüm...
Sayfa 23
Yoksulun Konumu
Mal sahipleri ve dilenciler: Her değişime, her yenileştirici kargaşaya karşı çıkan iki kategori. Toplumsal sınıfların iki ucunda yer aldıklarından, iyi ya da kötü yönde her değişiklikten çekinirler: Benzer biçimde yerleşiktirler, birileri bolluk içindedir, ötekiler yoksunluk içinde. Onların arasında çırpınanlar, zahmet çekenler, sebat edenler ve ümit etme saçmalığını iş edinenler yer alır – anonim ter, toplumun temeli. Devlet onların kansızlığıyla beslenir; onlar olmasaydı yurttaş fikrinin ne kapsamı ne gerçekliği olurdu; keza lüksün ve sadakanın da: Zenginler ve berduşlar Yoksul’un asalaklarıdır.
İbn-i Teymiyye
İbni Teymiyye, hayattayken de ölümünden sonra da İslam dünyasını karıştıran bir kişidir. Sağ iken iki Müslüman devletin arasını açmış, ölümünden sonra ise fikirleriyle İslam dünyasını korkunç bölünme ve parçalanmalara itmiştir. Nitekim Osmanlı Devleti içinde en büyük yarayı açan Vehhabi hareketi ondan etkilenmiştir. Ehl-i Sünnetin hamisi ve yayıcısı Devlet-i Aliyye'ye darbe indiren Vehhabiler bu meş'um fiili İngilizlerle gönül birliği içinde işlemiştir. İbni Teymiyye hayranlığı içinde yetişen bugünkü Selefiyeci güruhun da Irak ve Suriye'de Batılıların oyununa gelerek sebep oldukları karışıklıkları unutmamak gerekir. Bunlar anlaşılırsa İbni Teymiyye'yi kimlerin niçin parlattıkları daha net ortaya çıkar.
Sayfa 73·Kitabı okuyor
Din
Reverie ve Dünya Hükümeti
Mary Geoise, ayrıca hükûmete bağlı 50 kralın dünya meselelerini tartışmak üzere her dört yılda bir düzenlenen siyasi bir toplantıya da ev sahipliği yapmaktadır. Bu toplantılar "Reverie" olarak adlandırılır. Bu terim tesadüfi değildir; reverie titizlikle yönetilmeyen, Öznel ve duygusal nedenlere bağlı zihinsel bir aktiviteye çağrışım yapar. Başka bir deyişle belirli bir hedefi olmayan bir hayal kurma halini ifade eder. Bu terimin kullanımı, dünyayı tek bir bayrak ve tek bir adalet vizyonu altında birleştirmek isteyen hükümetin ütopik vizyonuyla tutarlıdır. Ayrıca One Piece'teki Reverie, her yıl düzenlenen G20 gibi dünyamızın büyük güçlerinin toplantılarını anımsatır. Benzer biçimde, büyük güçlerin devlet başkanları tek bir yerde, çok güçlü bir medya ortamında toplanır lakin toplantı sonucunda pek az somut karar alınır. Buna rağmen Reverie'nin belirli bir karar alma gücü vardır: Örneğin, dünya düzenini kısmen altüst eden Yedi Savaş Lordu sistemini kaldırmak için oylama yaparak karar verme gücüne sahiptir. Resmî olarak barış ve uluslar arasında anlayışı savunan bu toplantının gerçekte çok farklı bir niteliği vardır. Koramiral Garp'ın bu zirve hakkındaki sözleri de günümüz gerçekliğine mükemmel biçimde denk düşer: "Büyük güçler, birbirlerini uzaktan izleseler bile... maalesef sömürgeleri üzerinden karşı karşıya gelme alışkanlıkları vardır! Doğal kaynaklar ve teknoloji artık birer tehdit aracına dönüştü [...] İki kral el sıkışıp gülüyorsa bu birbirlerinin ayaklarına daha iyi basabilmek içindir; çok azı gerçekten halkını ve diğer ulusları umursar!" Anlatıcı, toplantının yapıldığı yerin görkemini vurgularken aynı zamanda somut gerçeklerden uzak olan ütopik tarafı da ima eder. Metin; başkentin büyüklüğünü, var olan en yüksek, en devasa yer... olduğunu vurgular ve "dünyanın
Sayfa 45·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam