Devlet Denetim Elemanları Derneği'nin 2000-2011 yılları arasında genel başkanlığını Sağlık Bakanlığı Müfettişi Atılay Ergüven yapıyordu... Ergüven, AKP hükümetinin seçim vaatlerinde belirttiği yolsuzluklarla mücadele, kamu kaynaklarının verimli kullanılması, kamuda ehliyet, liyakat sistemine uyulacağı sözlerine rağmen, bunların tersinin yapıldığını gündeme getiriyor, mensubu bulunduğu Sağlık Bakanlığı’nda israf ve yolsuzluklar ile yanlış uygulamaları da anlatıyordu. Sağlık Bakanlığı’nda “doldur-boşalt” yöntemiyle, Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) ile atama ve görevde yükselme yönetmeliği baypas edilerek, sınavsız atanabilecek istisnai kadrolar kullanılarak özel kalem müdürlüğü gibi yerlere atama yapıldığını, kısa bir süre sonra atanan bu kişilerin şube müdürlüğü ya da başka göreve çekilerek yerine yeniden atama yapıldığını, bu işlemin sürekli tekrar ettirilerek sınav sisteminin dışında işe yerleştirme yöntemi olarak kullanıldığına da dikkat çekiyordu. Böylece Menzilci kadrolar, sınava girmeden devlet memuru olarak atanıyordu.
Sayfa 207 - Doğan Kitap
Devlet memuru olunca öyle yaparlar tabii
Eskiden hayvanmışım gibi davranırlardı bana, söverler, horlarlardı. Şimdiyse parmaklarının ucuna basarak yürüyorlar...
Sayfa 23 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 51. Basım Ekim 2025, İstanbul, Özgün adı: Преступление и Наказание
Alıntı
Reklam
Dulgadır Türkmenleri, kendilerini tahrîre gelen devlet memuru (emin) ve adamlarını bir gecede yok etmişlerdi. Bazı aşiret beyleri, hâlâ "Osman oğlu" diye andıkları Osmanlı hükümdarını, kendileri ile denk sayarlardı.
Sayfa 135 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Esnek Olmak İyidir
Sonunda İç Savaş'tan galip olarak çıkan Lincoln ölmeden kısa bir süre önce generallerin ve komutanların olduğu bir kalabalığa, kendisine üst düzey bir devlet görevi için başvuran bir adamın hikayesini anlattı. Adam önce dışişleri bakanı olmayı ister. Reddedilince farklı ve daha mütevazı bir pozisyon için başvurur. Tekrar reddedilince alt kademe bir gümrük memuru olmak ister. Bu isteği de reddedilince sonunda Lincoln'dan bir pantolon ister. Lincoln hikayesini kahkahalar atarak bitirir: "Ah, alçakgönüllü olmak ne güzel şey!" Bu hikaye Stoacılığın esnekliğinin ve kararlılığının vücut bulmuş halidir: Eğer bunu yapamıyorsak, o zaman belki şunu yapabi liriz. Eğer şunu da yapamıyorsak, o zaman belki başka bir şey yapabiliriz. Eğer o da mümkün değilse her zaman bir alternatif vardır. Son durak sadece iyi bir insan olmak olsa bile, bu bizim için felsefemizi deneyimlemek ve ona katkıda bulunmak için sunulmuş bir fırsattır.
Sayfa 177·Kitabı okuyor
Esnek Olmak İyidir / 3 Haziran
"Orduda görev alamıyor mu? O zaman devlet kurumlarına başvursun. Bir tüccarın yanında çalışmaya devam etmek mi zorunda? O zaman işin ustası olmaya çalışsın. Sessizlik yemini mi etmiş? O zaman yurttaşlarına sessizliğiyle yardım etsin. Forum'a girmesi tehlikeli mi? O zaman ne kadar iyi bir iş arkadaşı, ne kadar sadık bir dost ve ne kadar ölçülü bir misafir olduğunu insanların evlerine giderek, toplantılara ve kutlamalara katılarak göstersin. Bir vatandaş olarak görevlerini başarıyla gerçekleştiremedi mi? O zaman insan olarak görevlerini başarıyla gerçekleştirmeye çalışsın." — Seneca, Ruh Dinginliği Üzerine, 4.3 ​Sonunda İç Savaş'tan galip olarak çıkan Lincoln ölmeden kısa bir süre önce generallerin ve komutanların olduğu bir kalabalığa, kendisine üst düzey bir devlet görevi için başvuran bir adamın hikâyesini anlattı. Adam önce dışişleri bakanı olmayı ister. Reddedilince farklı ve daha mütevazı bir pozisyon için başvurur. Tekrar reddedilince alt kademe bir gümrük memuru olmak ister. Bu isteği de reddedilince sonunda Lincoln'dan bir pantolon ister. Lincoln hikâyesini kahkahalar atarak bitirir: "Ah, alçakgönüllü olmak ne güzel şey!" ​Bu hikâye Stoacılığın esnekliğinin ve kararlılığının vücut bulmuş halidir: Eğer bunu yapamıyorsak, o zaman belki şunu yapabiliriz. Eğer şunu da yapamıyorsak, o zaman belki başka bir şey yapabiliriz. Eğer o da mümkün değilse her zaman bir alternatif vardır. Son durak sadece iyi bir insan olmak olsa bile, bu bizim için felsefemizi deneyimlemek ve ona katkıda bulunmak için sunulmuş bir fırsattır.
1000Kitap
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM, İSTANBUL HATIRATININ TERCÜMESİ
İstanbul'a Seyahat ve Buradaki İlk İkametim... Hayatımın yeni bir dönemi, 1797 yılında gerçekleşen ilk işe alınmam ve devlet memuru olarak maaşımın işlemesi ile değil; bilakis, İstanbul'a tayinimle devlet hizmetinde gerçek bir iş ve yazın kırsal kesimlerde etrafı kolaçan ederek, kışın cemiyet çevrelerinde büyük kısmını boşa harcadığım son iki yıldaki vakte nazaran zamanımın araştırmalarda maksadına daha uygun kullanılması ile başladı. Esasen benim hoşuma gitmeyen bu durumu sonlandırmak için son derece sabırsız, dolaylı ve dolaysız elimde olan tüm imkânları sarf etmeyi denemeseydim, bu durum daha uzun sürecekti. İstanbul'a, oradan da özlemle arzuladığım gibi İran'a yollanmam, yalnız o günkü dış işleri bakanı Baron von Thugut'a bağlı idi. Thugut'un Şark Akademisi'nden eski arkadaşı olan Jenisch'in sözünün, ki her ikisi de ilk yatılı öğrenciler olarak vakfa kabul edilmişlerdi, bakan nezdinde bir ağırlığı yoktu. Bizzat kendisinin Thugut tarafından saray komiseri olarak Dalmaçya'ya gönderilmesi ile ve aslında çok iyi şekilde oyalanmıştı. Eğer bu iş yalnız Jenisch'e bağlı olmuş olsaydı, çoktan İran yolunda olurdum. Fakat bu sebeple o bakanla konuşmaktan çekiniyordu, ama en azından onun desteği olmadan pek kati bir şekilde kendisiyle görüşmeme müsaade edilmeyecek olan Baron von Thugut'un huzuruna kabul edilme ricamı olumsuz karşılamadı...
Sayfa 81 - Kronik Kitap, 1.Baskı, Eylül 2023·Kitabı okudu
Reklam
Reklam