Puan vermedi·184 syf.··
2026 56. kitabı
İnsancıklar, yoksulluk ve çaresizliğin kıskacındaki yaşlı bir devlet memuru olan Makar Devuşkin ile öksüz ve hasta genç bir kadın olan Varvara Dobroselova arasındaki dokunaklı ilişkiyi anlatıyor. Dostoyevski’nin henüz 24 yaşındayken kaleme aldığı ve kendisine büyük bir şöhret kazandıran bu ilk romanı, iki kahramanın birbirlerine yazdığı mektuplardan oluşuyor. Eser, toplumsal hiyerarşinin en alt basamağında hayatta kalmaya çalışan "küçük insanların" gururlarını koruma çabalarını, iç dünyalarındaki fırtınaları ve büyük fedakarlıkları muazzam bir şefkat ve psikolojik derinlikle gözler önüne seriyor.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,8bin okunma
Sabahattin Ali'nin Gözünden Anadolu ve Anadolu İnsanı
8/10
·128 syf.··
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 00:00
Sabahattin Ali’nin öykülerinde Anadolu’yu ve oranın insanını okumak, benim için sadece edebi bir yolculuk değil; adeta o toprakların kokusunu, tozunu ve sızısını iliklerine kadar hissetme deneyimi oldu. Yazarın her bir metinde insan psikolojisinin en kuytu köşelerine sızması, bunu yaparken de toplumsal adaletsizlikleri tokat gibi yüzümüze çarpması inanılmaz etkileyici. Karakterlerin o çaresizlikleri, verdikleri o sessiz hayatta kalma mücadeleleri ve sistemin katı çarkları arasında nasıl unufak oldukları satır aralarında öyle bir canlılıkla anlatılmış ki, insan her öykünün sonunda derin bir sessizliğe gömülmekten kendini alamıyor. ASFALT YOL Sabahattin Ali’nin bu öyküsünü bitirdiğimde boğazımda gerçekten çok ağır bir düğüm kaldı. Hani hayatta bir şeyi çok istersiniz, bütün kalbinizi, tüm iyi niyetinizi ortaya koyarsınız da sonunda o canla başla yaptığınız şey dönüp en çok sizi vurur ya; işte tam öyle bir hikaye bu. Okurken sadece sıradan bir yol yapım hikayesi değil, idealist bir insanın o temiz hayallerinin sistemin çarkları arasında nasıl paramparça olduğunu izledim resmen. Öğretmen köye ilk geldiğinde içi umutla, enerjiyle dopdolu. Kendisinin de köylü kökenli olmasıyla gurur duyuyor, hatta dürüstçe "içimde yabancı bir yere gidiyorum hissi yoktu" diyor. Buradaki psikoloji aslında hepimize çok tanıdık: "Ben onlardan biriyim, beni anlarlar, bağ kurabiliriz." Bu inanç, öğretmenin hayattaki en büyük dayanağı aslında. Kamyonun o bozuk yollardaki sarsıntısından sersemlemiş olsa bile, kafasında köylüyle kuracağı o sıcak köprü var. Ama daha ilk günden muhtarın o umursamaz bir tavırla "beş on gün dinlen hele" demesiyle, o aşılmaz soğuk duvarı ilk kez hissetmeye başlıyoruz. Köylü için okul ya da eğitim hayati bir ihtiyaç değil, sadece hayatın (harmanın, tarlanın) arasında
Edebiyat
Yeni DünyaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202533,7bin okunma
Reklam
Değirmen Öykülerinde Okuyucuya Bırakılan Sessiz Yorum
8/10
·144 syf.··
2026 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2026 00:00
Sabahattin Ali'nin ilk öykü kitabı olmasına rağmen Değirmen’i oldukça beğenerek okudum. Kitaptaki metinlerde yazarın kendine özgü o bildiğimiz anlatım tarzı daha bu ilk adımda bile çok net hissediliyor. İlk eserinde bile insan psikolojisine yaklaşımı, sade ama insanın içine işleyen etkili dili ve karakterleri işleyiş biçimi oldukça belirgin. Ayrıca öykülerde sadece bireysel hikayeler değil, dönemin toplumsal yapısı ve insan ilişkileri de çok doğal bir şekilde yansıtılmış. O dönemin toplumsal koşullarını, insanların yaşam tarzını ve o eski zamanların ruhunu satır aralarında hissetmek kesinlikle mümkün. Bu da kitabı sadece edebi değil, aynı zamanda dönemini çok iyi aynalayan güçlü bir metin haline getiriyor. DEĞİRMEN Bu öyküyü okurken beni en çok etkileyen şey, aşkın gerçekten ne olduğu üzerine yeniden düşünmek oldu. Hikayede yakışıklı bir çingene delikanlının, bir kolunu küçükken babasının değirmenine kaptırıp sakat kalan güzel bir değirmenci kızına duyduğu aşk anlatılıyor. Ama bu, kesinlikle alıştığımız türden bir aşk değil. Çünkü insanlar aşkı anlatırken hep büyük büyük konuşmaya bayılır; “şöyle seviyorum, böyle ölüyorum” der, hatta abartıp “Roma’yı bile yakarım” diyecek kadar ileri gider :))) Ama iş gerçeğe geldiğinde, o fedakarlık anı kapıya dayandığında çoğu zaman bu süslü sözlerin altının bomboş olduğunu görürüz. İşte tam bu noktada bu esmer çingene delikanlı devreye giriyor. O, aşkı sözle değil, doğrudan eylemle gösteren biri. Sevdiği kız onun yanında kendini eksik, yarım hissetmesin diye kendi sağlam kolunu da gözünü kırpmadan o değirmende kesmesi… Bu gerçekten insanı sarsan, tüylerini diken diken eden bir şey. Burada yapılan şey dışarıdan düz bir fedakarlık gibi görünse de bence aslında çok daha derin bir psikoloji barındırıyor: Sevdiği insanla amansız
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,7bin okunma
8/10
·158 syf.·
2026 7. kitabı
Oldukça uzun bir inceleme olacak: İnceleme ve özet seklinde. SPOİLER İÇERİR DİKKAT!! Yaşar Kemal’in Teneke romanı, her ne kadar yerel ağızlar ve yoğun yöresel ifadeler nedeniyle yer yer okuma akışını zorlaştırsa da, okuyucuya sunduğu o samimi anlatımıyla tam bir Toplumcu Gerçekçi klasik. Ben Yaşar Kemal'le, Orhan Kemal'le, Fakir Baykurt'la çok geç tanıştım. Biraz tersten başladım edebiyata ilkokul ve lisede Rus edebiyatını çok severdim. Romanın yapısal olarak iki farklı yazım tarzından (bir kısmı tiyatro, bir kısmı düz metin) oluşması ve olay örgüsünde ufak nüans farklarının bulunması edebi açıdan ilginç bir deneyim. Ancak bir okur olarak ben ikinci kısımdaki o tiyatro kısmının tamamen düz yazıya çevrilmesini ve kitabının orada yer alan olay örgüsü üzerine kurgulanmasını isterdim. Kitabı okurken asıl yoğunlaştığım ve beni derin düşüncelere sevk eden kısım, genç Kaymakam Fikret’in iç dünyası ve bürokratik yalnızlığı oldu. Yazarın, onun içsel sorgulamalarına daha fazla yer vermesini çok isterdim. Çünkü devlet mekanizmasında, hele ki böylesine sorumluluk gerektiren makamlarda işe yeni başlayan biri için hayat asla kitaplarda yazıldığı gibi ilerlemiyor. Fakültede, kanunlarda öğrendiğiniz teorik bilgiler sizi pratik yaşamın kurtlar sofrasına hazırlamaya yetmiyor. Önünüze "Ne olacak ki, altı üstü bir imza" diye getirilen kağıtların arkasındaki trajedileri görebilmek için acı tecrübeler gerekiyor. Tam da bu noktada, romandaki Katip Resul karakteri gibi, bürokrasiyi ve hayatı iyi bilen akıl hocalarına denk gelmenin memuriyette ne kadar büyük bir şans olduğunu kendi hayatımdan da biliyorum. Memur olan arkadaşlar beni anlayacaktır. Ancak mesleğe çok erken yaşta başlamış ve çekirdekten yetişmiş bir devlet memuru olarak, Kaymakam Fikret’in yöntemine dair bir şerh düşmeden
TenekeYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 201712,3bin okunma
8/10
·234 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 01:58
Dilharap, varlıklı sayılabilecek bir ailenin kızı olan Mazlume’nin hikâyesini anlatıyor. Mazlume kitap okuyan, entelektüel, enstrüman çalan, güzel bir genç kadın. Pek çok görücüsü geliyor ama ne o evlenmek istiyor ne de ailesi gelen talipleri yeterli buluyor. Öte yandan Razi Bey, bir devlet memuru ancak alkole, kumara ve kadınlara düşkünlüğüyle tanınan biri. Ailesiyle birlikte yaşıyor fakat ne maddi ne de manevi anlamda ailesine bir katkısı var. Üstelik gönlünü Güzide isimli bir kıza kaptırmış ve onunla evlenmek istiyor. Ancak kızın babası Razi Bey’i araştırınca bu evliliğe izin vermiyor. Bu reddedilişin ardından Razi Bey, sanki çözüm buymuş gibi ailesine kendisini hemen evlendirecek bir kız bulmalarını söylüyor. Karşılarına Mazlume çıkıyor. Mazlume’nin ağabeyi ise Razi Bey’i bir şekilde çok beğeniyor; onun kötü alışkanlıklarını gençlik hevesi olarak görüyor ve evlenince düzeleceğine inanıyor. Dahası, bu alışkanlıkları Mazlume’den ve ailesinden gizliyor. Böylece Mazlume ile Razi Bey evleniyor. Romanın asıl meselesi de bu noktadan sonra başlıyor. Razi Bey, evlilik boyunca Mazlume’yi iki kez baba evine gönderiyor. Olayların merkezinde yine Güzide var. Bugün bile oldukça sert görünen bu davranış, 1890’ların şartlarında çok daha ağır bir anlam taşıyor. Çünkü o dönemde bir kadının boşanma hakkı neredeyse yok denecek kadar sınırlı. Erkek, kadını adeta bahçedeki bir evcil hayvanı gönderir gibi baba evine yollayabiliyor. İki ayrılığın ardından da barışıyorlar, fakat son ayrılık kalıcı oluyor. Razi bey neden bir küsüp bir barışıyor? Mevzu hep Güzide… Hikâye, Razi Bey’in sonunda Güzide ile birleşmesiyle son buluyor. Ancak birkaç cümleyle onların ilişkisinin de aslında pek parlak bir noktaya varmadığını öğreniyoruz. Kitap genel olarak bundan ibaret. Yazım dili günümüz
DilharapFatma Fahrünnisa · Koç Üniversitesi Yayınları · 201737 okunma
aslında
9/10
·230 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 23:30
Kitabı okuyunca anlıyorum ki Aslında devlet hükümet adı herneyse Ordu Bu terör örgütü ilk kurulduğu dönemlerde rahatlıkla yok edilebilirmiş Ama ne hikmetse bir türlü sonuna kadar gidememiş bitiriilememiş gizli eller dokunmuş Tabii bu arada yabancı devletlerin istihbarat örgütlerinin desteği hiçbir zaman kesilmemiş Yazık ki bu orada şehit olan binlerce asker komutan Öğretmen devlet memuru şehit olmuş Burada sahada bizzat terör örgütü üyeleri ile çatışmış içlerine girmiş sızmış Türkiye’nin aleyhinde bizzat çalışanları tanımış görmüş tecrübe etmiş vatan evladı tüm bunların akabinde devletin bu konuda zayıf kalmasını sessiz kalmasını kabullenmemiş istifa etmiş bu iki kitabı yazmış ve sonunda Ankara’nın uzak bir ilçesinde kafasına iki kurşun sıkılarak şehit edilmiş. Bu uğurda şehit olan tüm şehitlerimizin ruhları sad olsun. Vatan size hep minnettardır.
Kürtler, PKK ve A. ÖcalanAhmet Cem Ersever · Milenyum Yayınları · 2011233 okunma
Reklam
Reklam