Körfez monarşilerindeki o parıltılı gökdelenlerin ve devasa fonların arkasında aslında çok vahşi, her an her şeyin el değiştirebileceği, taht kavgalarıyla dolu tekinsiz bir iç dinamik var. Katar'ın modern vizyonunu başlatan Şeyh Hamad bin Halife Al Sani, 1995 yılında babası İsviçre'de tatildeyken kansız bir saray darbesiyle başa geçmişti. Onun oğlu, yani şu anki Şeyh Temim bin Hamad Al Sani (PSG'yi alan Katar Spor Yatırımları'nın arkasındaki asıl irade) de bu taht oyunlarının içinde büyüdü. Körfez'de bir darbe geleneği hep vardır. Ayrıca Katar, Suudi Arabistan ve BAE gibi devasa komşularının arasında her an yutulma tehlikesi olan küçük bir yarımada. Katar elitleri için Paris Saint-Germain'i (PSG) satın almak veya Dünya Kupası düzenlemek sadece bir prestij projesi değildi. Kendilerini Batı dünyasının (özellikle Fransa ve Avrupa elitlerinin) göbeğine öyle bir çaktılar ki, yarın bir gün aile içi bir darbe veya Suudi işgali tehlikesi belirdiğinde, Batı dünyasının Katar'ı kaderine terk etmesini imkansız hale getirdiler. Futbol, onlar için egemenlik sınırlarının Batı kamuoyundaki tescili oldu. Veliaht Prens Muhammed bin Selman (MBS), 2017 yılında aralarında ünlü milyarder El-Velid bin Talal'ın da bulunduğu yüzlerce kuzenini, prensi ve iş insanını Riyad'daki Ritz-Carlton oteline hapsetti. "Yolsuzlukla mücadele" adı altında bu elitlerin milyarlarca dolarlık nakit, hisse ve mülklerine el konuldu; güç tek bir odakta toplandı. Bu olay, Körfez'deki diğer tüm "ikincil" elitlere ve prenslere şu mesajı verdi: Ülke içindeki hiçbir servet güvende değil, kralın iki dudağı arasında. Dolayısıyla, Suudi Devlet Fonu (PIF) Newcastle United'ı satın alırken sadece devletin gücünü konsolide etmiyordu; aynı zamanda hanedanın içindeki farklı kliklerin ve sermayenin Batı hukuk sisteminin
1000Kitap
Hayırlı sabahlar
Bir ülke en gelişmiş fabrikaları kurabilir, gökyüzünü uydularla donatabilir; fakat eğer o ülkenin sokaklarında insanlar birbirine selâm vermekten ve merhamet göstermekten imtina ediyorsa, devlet dairesinde vatandaşa hoyratça ve kibirle davranılıyorsa, hak-hukuk ve mağduriyet duyarlılığı gösterilmiyorsa, medyanın dili zehirli bir kutuplaşmayı besliyorsa, orada medeniyet temsili ağır bir yara almış demektir.
Kitap Alıntısı
Reklam
O pos bıyıkların bu ülkeye kazandırdıkları (!) ilk kelime ''faşist''. Ama faşistliğin ağababalığını kendileri yapıyorlar ya, işin o tarafına hiiiç dokunmayın.! * Bu evlâtlar da a*sıldı örneğin. Niçin.? Milliyetçilerdi. Niçin.? ''Bir onlardan bir bunlardan'' zihniyetine kur*ban tayin edilmişlerdi.! * Var mı pos bıyığınızdan dökebildiğiniz tek bir cümle.? Yok.! Ülke Mao Zedung 'cu olabilir, ülke Vladimir İlyiç Lenin 'ci olabilir, ülke Karl Marx'çı Friedrich Engels 'çi olabilir ve hattâ şimdilerde #Öcalancı ülke olabilir. Amma velâkin Mustafa Kemal Atatürk'çü olamaz.! Bu ülkenin Kurucu Önderi dışında her şeyci oldunuz.! * Siz misiniz hak dağıtacak.? Siz misiniz barışı tesis edecek.? * Josef Stalin ülkenizden toprak isteyebilir, boğazların anahtarını isteyebilir ama o sizin idolünüzdür.! #GaroPaylan gibiler ''sınırları açın,'' diye giriş yapıyor. Bugün #Kürtler, yarın #Ermeniler.. Sonra Süryaniler, Lazlar .... Sizi rahatsız eden bir durum var mı pos bıyıklar.? Olur mu.? Zaten olması gereken bu, değil mi.! * Beş para etmezsiniz.! Beş para.! Sizden bıyık çıkarılsa geriye ne kalır söylemeyeyim.. Burası kaldıramaz.! * 16 İmparatorluk-devlet kuran Türk Milleti, size ağır geliyor.! Hazımsızsınız.! O zaman ister Rusya'ya, ister Çin'e, İster Irak'a.. Haydi, yol orada.. !!! Gidin ki, nasıl ''ötekileştirileceğinizi'' gözlerinizle görün.! Ayaklarınız kıçınıza vura vura Türkiye'ye gelmek isteyeceksiniz.! Gecikmeyin, belli bir noktadan sonra sınırlar kapanacaktır.! 😘 * #selçukduracık #halilesendağ
Siyaset
Şeker kaplamalı zehirler; Ülke çıkarı, bekası ve devlet aklı hikayelerinin altında kişisel hırs, tutku, ikbal ve çıkarları için tüm devlet ve kamu gücünün sınırsız ve adaletsiz bir şekilde hizmete koşulması ve kullanılması. Yıllarca siyasal istikrarın ekonomik istikrar getireceği martavalları, muhalefeti terör örgütü ve uzantıları ile işbirliğiyle suçlayıp sonrasında el arttırıp devlet aklı masalları ile yaptıkları, dindar nesil yetiştireceğiz diye söylemler sonrasında kayırmacılık, liyakatsizlik ve hak gaspları ile dinden nicelerini soğutanlar, demokrasi ve hukuk türküsü çığırarak bunların mekanizmalarını sopa olarak kullanıp iktidar bekaları uğuruna bir toplumda nice umudu körletenler, yok edenler. Her ülke seçimleri ile hak ettiğini yaşar. Yüzde bir fazlalığın yarattığı demokratik tiranlık.
Nacizane Tavsiye Ettiğim Kitaplar...
rahmetli mustafa necati sepetçioğlu'nun şu kitapları: dünki türkiye serisi'nin 12 kitabı 1- kilit 2- anahtar 3- kapı 4- konak 5- çatı 6- üçler yediler kırklar 7- bu atlı geçide gider 8- geçitteki ülke 9- darağacı 10- ebemkuşağı 11- sabır 12- gece vaktinde gündönümü sabır ağacı serisi: 1- sahibini arayan toprak 2- zaman toprak ve sahibi 3- zaman yürüyüşü 4- zaman bir dar kapıda 5- zaman sarkacı 6- zaman yok 7- zaman dönümü 8- zaman uyanışı yesili hoca ahmed serisi: 1- sesler ve ışıklar 2- hurmalığın ak doğanı 3- aydınlığın mührü
1000Kitap
Teknoloji Dünyası Nasıl Kötücül Hale Geldi?
🔥Bir zamanlar halka güç veren karşı kültür idealistleriydiler. Bugün ise açgözlü tekelciler haline geldiler. Devlet tarafından herhangi bir şekilde dizginlenmektense demokrasimizi yok etmeyi tercih edecek durumdalar. Ve durdurulmaları gerekiyor. I. Şu Deccal Saçmalığı Amerikan teknokrasisinin yükselişini yirmi ikinci yüzyılda inceleyecek tarihçiler, bu dönüşümün zirvesini Peter Thiel’in Eylül ve Ekim 2025’te San Francisco’daki Commonwealth Club’da verdiği dört konferansta bulabilir. Thiel’in serveti 29 milyar dolar. Kendisi veri madenciliği devi Palantir’in yönetim kurulu başkanı ve PayPal’ın kurucularından biri. Bu tarihçiler, Amerikan teknokrasisinin garajlarda tuhaf icatlarla uğraşan, Whole Earth Catalog okuyan neşeli tiplerden Philip K. Dick kehanetlerini hayata geçiren karanlık oligarklara dönüşümünü izlerken, o dört konferansa özel bir yer verebilir. Konferansların konusu Deccal’di. Thiel şöyle açıklıyordu: “On yedinci, on sekizinci yüzyılda Deccal, bir Dr. Strangelove olurdu; bu türden kötü, çılgın bilim yapan bir bilim insanı.” Thiel konuşurken dışarıda onlarca protestocu yürüyordu. Bazıları şeytan kostümü giymişti. Ellerindeki pankartlarda “Son Yakın / Palantir Yoldur / Thiel Yolu Gösteriyor” gibi ifadeler yazıyordu. Thiel devam etti: “Yirmi birinci yüzyılda Deccal, bütün bilimi durdurmak isteyen bir Luddit’tir. Greta ya da Eliezer gibi biridir.” Greta, İsveçli iklim değişikliği aktivisti Greta Thunberg’di. Eliezer ise Berkeley merkezli yapay zekâ eleştirmeni Eliezer Yudkowsky’ydi. __Sınıf savaşı bundan daha zıvanadan çıkmış hale pek gelemez. Amerikan plütokrasisi hakkında ne derseniz deyin, ekonomik çıkarını nadiren dinî bir zorunluluk olarak çerçeveler. Ama Silikon Vadisi daha masum günlerinde bile büyüklenmeye yatkındı. Yalnızca yeni bir
Makale|Yazı
Reklam
Reklam