Atatürk öldüğü zaman Türkiye'nin hâlâ yoksul ve geri kalmış bir ülke olduğu gerçektir. Nüfusun beşte dördünün köylerde, çoğunlukla ilkel kerpiç evlerde yaşadığı bir tarım ülkesiydi. Devlet köylülere düzeni sağlamaktan başka pek az yarar getirmişti.
Sayfa 607 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Para kazanmak için iki büyük fırsat yani dönem vardır. Biri bir ülke kurulurken, öteki de yıkılırken. Kurulurken para yavaş kazanılır, yıkılırken baş döndürücü bir hızla...
Fâtih, imparatorluğun, yalnız ülke bakımdan yaratıcısı değildir. Osmanlı İmparatorluğu'nun siyasî, sosyal kurumlarını geliştirerek kesin şekillerini veren ve devletin gelecekteki siyasî gelişmelerini belirleyen de İstanbul Fâtihi'dir.
Sayfa 116 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
“Şiîliğin yayılmasını dış politikasının merkezine yerleştiren İran ulus-devlet aklı, "vahdet"i vurguladığı ve İsrail düşmanlığını bayraklaştırdığı hamasî söylemleriyle Islâm dünyasında kendisine taraftar bulurken, Ortadoğu'da güçlü Sünnî Müslüman ülkeler ve siyasî aktörler de istemiyor. Bu bağlama esas "tehlikeli" görülen ülke, Türkiye. Yakın dostluk gösterileriyle Türkiye'yi kontrol altında tutmaya çabalayan İran, Ortadoğu'daki birçok cephede açıktan Türkiye'nin karşısında konumlanmakta ise bir beis görmüyor. Son örneğine Ermenistan'da şahit olduğumuz bu politika, bizi şaşırtmamalı; aksine uyanıklığa, dikkate ve tedbire sevk etmelidir.”
Ülke sanki kanser olmuş gibiydi ve her sabah yeni bir hücresini daha kaybediyordu. O kaybettikçe ben yenilmiş hissediyordum. Ölümünü izlemek değil kurtarmak için ne bileyim bir kemoterapi falan bir şey yapmamız gerektiğini düşünüyordum. Ama karşında devlet vardı. Durumu sistemli olarak bu hale getiren, kulakları hiç duymayan, sadece koskocaman bir ağızdan ibaret olan bir devlet. Mütemadiyen çiğniyor, yutuyor ve n'apıyorsun demeye kalmadan suratıma doğru geğiriyordu sanki.
“İnsan toplumları devlet otoritesi olmadan yaşayamaz. Sen hiç devletsiz bir ülke gördün mü? En ilkel kabileden, en büyük ülkeye kadar hepsinin kendilerini güdecek bir çobana ihtiyacı var.”