10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 154. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:00
"TÜRK TARİHİNE YÖN VEREN METİNLER" "Tüm güzellikler sürekli Türklerden haber veriyor. Bütün mükemmellikler sürekli Türkleri işaret ediyor. Türklerin başlarındaki börk ve ellerindeki kılıç, koç burcunda güneş gibi ve yengeç burcunda Müşteri (Jupiter) gibidir. Sevgi ve hizmette Türklere gönül vermek gerekir. Zira Tanrı, cihan mülkünü Türklere teslim etti." Tarih, yalnızca olayların kronolojik bir dökümü değildir. O, insanlığın ortak hafızası, medeniyetlerin birikimi ve geleceğe tuttuğumuz aynadır. Ancak tarihi var eden ve nesilden nesile aktaran asıl unsurlar, hiç şüphesiz metinlerdir. Taş tabletlerden papirüslere, matbaa devriminden dijital ekranlara kadar insanlık, düşüncelerini, savaşlarını, anlaşmalarını ve hayallerini kelimeler aracılığıyla ölümsüzleştirmiştir. Bir milletin kaderini değiştiren şey her zaman kılıçlar, ordular ya da fetihler değildir. Bazen tarihin akışını değiştiren şey, bir taşın üzerine kazınmış birkaç cümle, bir hükümdarın ardında bıraktığı bir öğüt ya da yüzyıllar boyunca dilden dile aktarılan bir hikmet olur. İnsanlık tarihi incelendiğinde büyük dönüşümlerin çoğunun önce zihinlerde başladığı görülür. Zihinleri şekillendiren ise düşünceler, fikirler ve onları taşıyan metinlerdir. Çünkü söz, bir iletişim aracı olmanın ötesinde; hafızanın, kültürün ve medeniyetin taşıyıcısıdır. Bizler bugün, geçmişin bu büyük metinlerinin mirasçılarıyız. Onları okuyarak, anlayarak ve eleştirerek tarihle bağ kurarız. Belki de geleceğe yön verecek bir sonraki büyük metin, henüz yazılmamış ve bir yerlerde birinin zihninde şekillenmeyi bekliyordur. · Bilge Kağan’ın Orhun Kitabeleri (Göktürk harfli metinler): Sadece birer yazıt değil; Türk milletine “kendin ol, devletini kaybetme, bilgeliği bırakma” çağrısıdır. Türk adının ve bilincinin bin yılı aşan bir hafızaya
Edebiyat
Türk Tarihine Yön Veren MetinlerTufan Gündüz · Yeditepe Yayınevi · 20269 okunma
Savaş barıştır Özgürlük köleliktir Cehalet kuvvettir
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 23:25
1984’ü bitirince insanın zihninde önce olaylar değil bu ses kalıyor. Orwell sana bir hikaye anlatıp çekilmiyor seni sloganla telescreen’le ihbarla korkuyla hafızanın çöküşüyle aynı odada bırakıyor. Roman boyunca anladığım. Bu kitap bir rejimin ne kadar zalim olabileceğini anlatmaktan çok insanın hangi noktalarda içeriden kırıldığını anlatıyor. George Orwell 1984’ü 1949’da yayımladı romanı ağır veremle boğuşurken yazdı ve son sayfalarını Jura’daki evinde tamamladı. Kitap yalnızca bir distopya klasiği olmadı Big Brother Thought Police Room 101 doublethink ve Newspeak gibi ifadeleri gündelik dile taşıdı. Bunun sebebi de şu 1984 iktidarın insanı sadece dışarıdan değil içeriden de nasıl biçimlendirdiğini gösteren ender romanlardan biri. Benim için 1984’ün asıl kudreti geleceği bilmiş olmasında değil. Asıl kudreti gerçeğin nasıl eğilip büküldüğünü sevginin nasıl bozulduğunu dilin nasıl daraltıldığını ve insanın nasıl kendi zihnine yabancılaştırıldığını adım adım göstermesinde. Bu yüzden bu romanı okurken bir ülkeye değil insanın savunmasız taraflarına bakıyorum. Romanın Kalbi Bu romanı sadece gözetim toplumu diye özetlemek romanın kalbini ıskalamak olur diye düşündüm. Merkezde kamera değil hakikat üstünde tekel kurma tutkusu var. Winston’ın işi geçmişi düzeltmek değildi geçmişi Parti’nin o günkü ihtiyacına göre yeniden icat etmek. Britannica’nın da özetlediği gibi Parti yalnız bedeni değil düşünceyi hafızayı ve anlamı hedefliyor Orwell Foundation da Winston’ın görevinin olayları Parti sürümüne uydurmak olduğunu açıkça vurguluyordu bizlere. Burada dil dekor değil silah. Orwell daha 1946’da dil gevşedikçe düşüncenin de gevşediğini kötü ve özensiz dilin aptalca düşünmeyi kolaylaştırdığını yazıyordu. 1984 bu fikri soyut bir deneme olmaktan çıkarıp romanın işkence
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Orada Bir Köy Var, Umuttan Uzakta
9/10
·219 syf.·
2026 156. kitabı
İzmir’den Erzurum’a gelen tren geceyi yara yara ilerliyordu Camın dışında uzun karanlıklar vardı Arada bir uzak köy ışıkları görünüyordu Sonra yeniden kararıyordu dünya Vagon sessizdi İnsanların çoğu uyuyordu Ama bizim masamızda sürekli aynı kitabın ağırlığı dolaşıyordu Ravi pencereye yaslanmıştı Hiç gözlerini tavana dikmişti Münzevi yol boyunca neredeyse hiç konuşmadı Ben ise On Binlerce Kağnı kitabı kapattığım andan beri aynı şeyi düşünüyordum Bazı kitaplar okunup rafa kaldırılmıyor İnsanın içine yerleşiyor Tren Erzurum Garı’na vardığında sabah olmamıştı henüz Ayaz insanın yüzüne değil, doğrudan içine vuruyordu İstasyondan çıktıktan sonra uzun süre yürüdük Şehir yavaş yavaş geride kaldı Yol inceldi Sessizlik büyüdü Sonra bozkırın ortasında eski bir kağnıya denk geldik Tekerlerinden biri hafif yana yatmıştı Tahtaları yılların yükünü taşımaktan kararmıştı
On Binlerce KağnıFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2015355 okunma
7/10
·394 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 18:44
Eğer biyografik romanları seviyorsanız ve Türkiye'nin modernleşme sancılarını bir sanatçının gözünden görmek isterseniz, Ayşe Kulin 'in Füreya 'sı mutlaka okumalısınız. Füreya'nın sanat anlayışı mı yoksa Şakir Paşa ailesinin diğer üyeleri mi daha çok ilgimi çekti bilmiyorum. Kitabı okurken bir taraftan da Şakir Paşa ailesinin renkli hayatlarını araştırdım. Füreya, ”Son Osmanlı soyluları” içinde yer alan Şakir Paşa Ailesinin bir üyesi. Şakir Paşanın kızı Hakkiye hanımın kızı. Bir teyzesi Aliye Berger, diğer teyzesi Fahrelnisa Zeid, dayısı Cevat Şakir Kabaağaçlı; bildiğimiz adıyla Halikarnas Balıkçısı. Osmanlı’nın çöküş döneminde giderek yoksullaşan Şakir Paşa ailesinin fertleri için Fransızca bilmemek, keman-piyano çalmamak kabul edilemez bir şey. Bütün çocuklar Robert Kolej gibi çok iyi okullara gidiyor. İyi bir eğitim ve Osmanlı terbiyesi ile büyüyen Füreya birkaç yıl süren çok mutsuz bir evliliğin ardından Atatürk’ün çok güvendiği bir devlet adamı olan Kılıç Ali ile evleniyor ve uzun yıllar evli kalıyor. Füreya, verem teşhisi ile İsviçre’deki bir hastaneye yatıyor. Tedavi devam ederken ressam olan teyzesinin yönlendirmesi ile kendisini sanatın (seramik) içinde bulur. Önceleri çamur ile başlar. Tedavi için Fransa’ya nakledildiğinde seramik ile haşır neşir olur. Bir sergi açar, artık o ünlü bir seramik sanatçısıdır. Türkiye Cumhuriyetinin ilk bayan seramik sanatçısı olur. Hayatının devam eden günlerinde hem hastalığı ile hem de seramik ile uğraşır. Dünya çapında ödüller, burslar alır. Bu arada Kılıç Ali ile ilişkileri kopma noktasına gelir. Erkek kardeşinin kızı olan Sara’yı gelinlerinin itirazına rağmen evlat edinir. Çocuklara duyduğu özlemi onunla dindirmeye çalışır. İkinci eşi Kılıç Ali’den paylaşacak bir şeyleri kalmadığı için ayrılır. Teyzeleri ve kardeşi maddî ve
1000Kitap
FüreyaAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20199,4bin okunma
Devlet ve Devlet Terbiyesi
9/10
·324 syf.··
2026 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 19:29
Nihad Sami Banarlı'nın kaleme almış olduğu bu eserde yazarın farklı mecmualarda neşrettiği yazılar kitap hâlinde toplanmış. Sizlere bu makale-deneme-fıkralardan (artık ne derseniz) biraz bahsetmek istiyorum. Nihad Sami, dildeki uydurmacalığa dikkat çekmiş. Okullarda öğretilen dilin Türkçeleştirme adı altında idrâkimizi daraltan ve suni bir dil olduğunu savunmuş. Öztürkçe olsun diye dilimizin zenginliklerini yok saymışız; radyo, tiyatro ve kitaplarda bu uydurma dili kullanmışız. Açıkçası günümüzde oldukça az kelime ile dilimizi kullanmamız ve derûni hazineden yararlanmayıp yabancı kelimelere yönelmemiz bu sorunun halâ olduğunu ispatlar nitelikte. Yazar, Türk çocuğu ve insanı için en önemli örneğin ecdadı olduğunu belirtmiş. Osmanlı'dan geçmişe ne kadar Türk devleti varsa bunun iftihar kaynağı olduğunu söylemiş. Yabancı devletlerin tarihine özeneceğimize kendi tarihimizde en iyi kahraman, âlim ve karakterlerin yer aldığını söylemiş. Cumhuriyet ilkelerini benimsemek için maziyi kötüleme hastalığının çok vahim biçimde yer aldığını göstermiş. Osmanlı'yı geri ve iptidai göstermek için kimilerinin ne kadar çok çaba sarf ettiğini ve öğrencilerin de bunu düşündüğünü demiş. Devletin yalnızca bir kurum değil; talih, baht olduğunu ve Türk tarihinde saygı duyulan bir makam olduğunu vurguluyor yazar. Devlet adamları yanlış yapsa dahi galeyana gelmemeli ve Türk'e yakışan biçimde bu mertebeye saygı duymalıyız. Dış kuvvetlerin bizi kutuplaştırmasına fırsat vermemeliyiz. Tarih bilinci, dil bilinci, milli şuur, estetik, mimari, edebiyat, siyaset, politik tarih ve daha nicesi hakkında bir çok yazı var ve bunlar gerçekten derin bir Türkçe ile sanatsal zevk vererek yazılmış. Birçok yazıyı savunuyor ve ders almamız gerektiğini düşünüyorum. Bu bakımdan önemli bir kılavuz
Düşünce
Devlet ve Devlet TerbiyesiNihad Sâmi Banarlı · Kubbealtı Neşriyat · 198536 okunma
Devlet Terbiyesi
Puan vermedi
Her Türk çocuğunun okuması gereken bir kitap. Ülkeler arası rekabet her zaman savaş meydanlarında olmaz. Bazen masada kazanmayı bilmek gerek. Aynı zamanda maddi fedakarlıklarla diplomatik ve manevi kazançlar elde etmeyi bilmek gerek. Fedakarlık, diplomasi ve milliyetçilik konusunda harika mesajlar içeren bu harika eser aynı zamanda çok akıcı ve keyifli.
Pembe İncili KaftanÖmer Seyfettin · Timaş Yayınları · 20126,3bin okunma