Acının da, tatlının da kökü zaten evlerimizdedir.
10/10
·424 syf.·
2026 36. kitabı
"İnsanın kendini değiştirebilmesi her zaman büyük bir devrim niteliğindedir. Devrimler aniden olur gibi görünse de, aslında ortaya çıkışından çok önce başlar hazırlıklar. Öyle yavaş, öyle derinden gider ki her şey, yeraltında faaliyet gösteren gizli örgütler gibi, insanın kendinden bile gizlenirler. Kimseler fark etmeden için için kaynamaya başlayan bir yanardağ gibidir o. Lavlar püskürmeye başladığında artık hareket kendini tamamlamış ve tanımlamıştır. Ne mutlu o devrimi kendi hayatında yapabilenlere..." Gülseren Budayıcıoğlu kalemini çok sevdiğim yazarlardan ve bu kitabı da yine şaşırtmadı. Kitabın ana kahramanı olan Ayşa isimli hastasının Kırmızı Odaya gelme sebebi derinlemesine anlatılıyor. Ayşa'nın görünürdeki problemi, herhangi bir sıkıntı anında pelerin takarak dönmeye başlaması...Bu problem ise çocukluğundaki travmadan kaynaklanıyor ve bu travmadan sonra başına gelen her sıkıntıda dönerek kendini koruyabileceğini düşünüyor. Pelerini ise onun en büyük kalkanı olmuş. Kitap Ayşa'nın çocukluğundan itibaren başından geçen olayları anlatıyor. Bu olaylar arasında gizlenmiş sırlar da var tabi. Okuyucu olarak şaşırdığım ve etkilendiğim o kadar çok detay oldu ki...Ayşa'nın ailesi, çocukluk aşkı Ali, hikayeyi farklı noktalara getiren Doğan... Yazılanların gerçek hikayeden alınmış olması yüreğimi sızlatsa da benzer problemlere sahip olan kadınlara cesaret vermesi açısından faydalı buldum. Kitabın başından beri Ayşa'nın hikayesinin mutlu sonla mı mutsuz sonla mı biteceğini düşündüm durdum, her bir sayfadan sonra sonraki sayfada olacakları merak ederek okudum. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Not: Psikolojik olarak çok etkileyiciydi, okumaya başlamadan önce ruhsal anlamda hazır olunması gerektiğini düşünüyorum.
Kırmızı PelerinGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 20223,445 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 2. kitabı
‘Her devrimin savaşçıları, düşünürleri ve fırsatçıları vardır. Bizim savaşçılarımız öldürüldü, düşünürlerimiz infaz edildi ve bize sadece fırsatçılarımız kaldı.’
Limon AğacıSandy Tolan · Pegasus Yayıncılık · 20227,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·176 syf.··
2026 31. kitabı
"Artık çok yorgunum! Yıllarca sabahlara kadar süren akşam yemeklerini düzenleten ve konuklarımı çeşitli konularda konuşmaya zorlayan ben değilmişim gibi, şimdi tek başıma kalmak, sadece ömrümün bana ait sinemalarıyla oyalanmak istiyorum..." Bu alıntı Ulu Önder'imizin hasta yatağında ölümü beklediği günleri ve psikolojik durumunu ortaya koyuyor. Birçok savaştan sağsalim çıkmış , ne badireler atlatmış, ülkemize sayısız zaferler yaşatmış, Cumhuriyet ve yanında birçok devrim yaratmış olan Atatürk -fikirleri her ne kadar ölümsüz olsa da- o Perşembe ölüme yenik düşmüştü. Son günlerinde dahi ülkesini , Hatay meselesini , barış ve seçimi düşünen Atam'ın son Kasımına ve son perşembesine kadar yaşayıp düşündüklerini canım moderatörüm Semra tavsiyesi ile sevgili @benaysekulin kaleminden okuyabilmek , adeta Atam'ın içini dökmesine şahit olmak, hayatını film şeridi gibi onunla birlikte izlemek , mutlulukları kadar mutsuzluklarına, başardıkları yanında başaramadıklarına ve belki pişmanlıklarına tanık olmak gurur vericiydi. Kitap 176 sayfa olmasına rağmen ben sindire sindire okudum.Bir çırpıda okuyup kenara kaldırmak istemedim. Atam ile daha uzun zaman kalmak istedim sanki... Yazar; bu kitapta , İyi Asker ve Kurucu Devlet Adamı Atatürk'ü değil çocuk Mustafa'nın , delikanlı Mustafa Kemal'in , dost, aşık, evli, boşanmış ve en sonunda hasta ama her dem yalnız bir adamın iç dünyasını anlatıyor. Bu güzel kitap, yazar ile tanışma kitabım olarak da ayrı bir yere sahip olacak.İyi ki okudum.Sizler de mutlaka okuyun derim...
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,505 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2021 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mart 2021 00:00
'bütün hayvanlar eşittir, bazıları daha eşit.' söylemi ile ün yapmış kitaptır. her dönemin eleştirisinin muhakkak olacağının canlı göstergesidir bir nevi. çünkü george orwell'de bir sosyalisttir. kapitalizmin savunulacak da bir tarafı olmadığını bilir ama yönetime geçen kişilerin nasıl da dönüşebildiklerini gözler önüne sermek istediğini düşünüyorum. bu noktada gözümüzü kapatmamamız gereken gerçek ise insanın doğasının her zaman kendisine çalışmaktan geçtiği gerçeğidir. burada da daha eşit olan yönetimde söz sahibi domuzlardır. bu iç güdüyle hareket eden her canlı, eninde sonunda yola çıktığı noktadan sapacaktır ve eleştiri, düzenin nereye gittiğinin en iyi göstergesidir. herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. bilinçli yapılan eleştiri, en iyi yönlendiricidir. eleştiri kabiliyetimizin gelişmesi dileğiyle
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,8bin okunma
Araf..
10/10
·118 syf.·
2026 115. kitabı
Seni düşünüyordum, Susana. Yeşil tepelerde. Rüzgârlı havalarda uçurtma uçururduk tepelerde, aşağılarda kalan köyün sesleri gelirdi kulaklarımıza, rüzgâr uçurtmanın ipini çekelerdi. “Koş, Susana.” Yumuşak ellerin ellerimi yakalardı. “Gevşek bırak ipi." Rüzgâr nasıl güldürürdü bizi; ip parmaklarımızdan kayarken birbirimize bakardık; bir kuşun kanatları çarpmış gibi usulca kopardı ip. Kâğıt-kuş yukarlardan taklalar atarak düşerdi, toprağın yeşili içinde eriyene kadar saçaklı kuyruğunu sürürdü ardından. Dudakların ıslaktı, çiy tanelerini öpmüştüm sanki. Seni düşünüyordum. Orada deniz-yeşili gözlerinle bana bakışını. Susanna, ne kadar uzaklardasın sen, bulutların üstünde, ta uzaklarda, tepelerde gizlenmişsin. O’nun büyüklüğünde, O’nun bağış dolu Kutsal Yüceliğinde saklısın, seni bulamam artık, göremem. Orada sözlerim erişemez kulaklarına." Damlaların düşüşünü gözlüyordum Susana, şimşeğin parıltısında her soluk bir iç çekişiydi, her düşüncem sen." --- Ne yazsam az kalacak, ne desem eksik... Ne dökülür ki kelimelere; yaşayanlar mı, ölenler mi, anılar mı, geç kalınmış bir intikam isteği mi yoksa aşk mı? Comala’da bu ayrım çoktan silinmiştir. Ne gerçeğin ayakları yere basar burada, ne de büyünün kanatları vardır; anlatılan her şey, sıcaktan kavrulmuş taşın ve toprağın kendi kendine mırıldanmasıdır belki de bir yerlere sinmiş, saklanmış yankılar vardır. Zaman, dağınık ilerler, ileri geri akmaz, evet. Ama belki de hiç akmaz. Her fısıltı, her çığlık ve her susuş, o hiç geçmeyen, her an yeniden doğup aynı yerde can veren sonsuz bir şimdinin içinde gizlidir. Ne geçmiş gömülebilmiştir ne de gelecek bir umuttur; her şey şu anda asılı kalmıştır. Adem’in dünyaya bırakılması gibi bırakılır Juan Preciado bu coğrafyaya. Kimse karşılamaz. Tekinsiz, kurak ve ölü bir
1000Kitap
Pedro ParamoJuan Rulfo · Can Yayınları · 19832,284 okunma
3/10
·88 syf.·
2026 152. kitabı
Gazze'nin Son Kitapçısı Rachid Benzine Rachid Benzine’in kaleme aldığı ve Fransa’da ses getiren Gazze’nin Son Kitapçısı, hacim olarak oldukça küçük bir eser. 88 sayfadan oluşan bu ince romanı, dilinin akıcılığı sayesinde birkaç saat gibi kısa bir sürede soluksuz okumak mümkündı. Yazarın ajitasyondan uzak, sade ve ölçülü üslubu, okuyucuyu Gazze'nin dumanı tüten harabeleri arasına zahmetsizce çekiyor. Kitap, edebi ve tematik olarak aslında çok güçlü bir zemin üzerine kurulmuş. Gazze’de her şeyini kaybetmesine rağmen sahaf dükkanına ve kitaplarına tutunmaya devam eden yaşlı sahaf Nebil El Cebir’in hikayesi, Filistin halkının yaşadığı derin acıları ve yok edilmek istenen hafızayı çok güzel özetliyor. Durumu belgelemek isteyen genç Fransız fotoğrafçı Julien’in yolu Nebil ile kesiştiğinde, hikaye sadece bir savaş tanıklığı olmaktan çıkıp insani bir derinlik kazanıyordu. Bombaların altında bir kitabevini açık tutmanın, bir sayfa çevirmenin aslında kültürel kimliği korumak adına sessiz ama sarsıcı bir devrim, asil bir direniş biçimi olduğu fikri kitapta başarıyla işlenmiş. Filistin’in dramını bu denli yalın ve vakur bir dille anlatması, eserin en büyük artısı. Ancak kitabın bu takdir edilesi edebi başarısı ve Filistin'in acılarını aktarmadaki hassasiyeti, ne yazık ki kurgunun satır aralarına, hatta merkezine yerleştirilen belirgin bir ideolojik dilin gölgesinde kalıyor. Yazar, anlatı boyunca adeta buram buram bir "dinler arası diyalog" dili kullanıyor. Metni okurken, bir dönem Türkiye'de ve dünyada belirli çevrelerin (özellikle Fetullahçıların) diline pelesenk ettiği yapay, dayatmacı ve baskın diyalog söylemini hissetmemek imkansız. Romanın bütününe yayılan, sürekli üç dine mensup insanları bir araya getirme
Edebiyat
Gazze'nin Son KitapçısıRachid Benzine · Beyaz Baykuş Yayınları · 2025197 okunma