Devrim Ahlakı Enerjisi
§ Uzak ve olanaksız gibi gelen bir fikrin ürettiği duygu genel yarar dengesini bir anda değiştirerek dünyayı yerinden oynatan o fikri yakın ve mümkün olabilir kılar. Biz Türkler buna devrim ahlakı enerjisi diyoruz. Yaşam boşluk kaldırmaz. Kötülük boşluğu kaptırmamak için her kılığa bu sebeple aldatmak için giriyor. Hatta bizden biri gibi görünme oyunlarını bu algıyı satarak o boşluğu kötülük ile dolu tutma gayretinden vazgeçmiyor. Olumlu ve olumsuz enerji psikolojik tesirler ile sonuçlar üretir. Aldatan yalanlardan daha fazla sonsuz hakikati yaşatan devrim ahlakını yayma sebebi budur. §
Hayata Dair
“Türkiyemiz bugün emperyalist dünya sistemi içinde bir ülke, feodal kalıntıları halâ bağrında barındıran geri bir tarım ülkesidir. Böyle ülkelerde, ekonomiye ve dolayısıyla politikaya genellikle Emperyalizm-Komprador sermayesi-Feodal ağalık düzeni üçlü ittifakı hükmeder... Türk toplumunun önündeki ilk devrimci adım, bir avuç asalak dışında, proletaryasıyla, küçük burjuvazisi ve aydınıyla, giderek, şu anda değilse bile, güçlü bir devrim hareketi karşısında, kompradorun etkisinden kurtulup bir süre için Demokratik Devrim saflarında yer alması mümkün olan millî burjuvazisiyle, tüm Türk ulusunun, her içtenlikle Türküm!’ diyenin, elele, omuz omuza, güçbirliği halinde gerçekleştireceği Anti-emperyalist ve AntifeodaI Demokratik Devrimdir’. Bugün Türkiye’de devrimci savaş, emperyalizme ve yerli işbirlikçilere karşı, tam bağımsız bir Türkiye uğruna, tam demokratik bir Türkiye uğruna, ‘Demokratik Devrim’ uğruna savaştır”
Sayfa 951·Kitabı okuyor
Düşünce
Reklam
Anadolu Dokunuşları Yolculuğu Doğudan batıya yürüyerek başladı yolculuk Küçük yaşlarda aldığım bir onanmaz yaranın tesiriyle dünyayı ve kendimi unutarak yürüdüm Yürüyerek büyüdüm, yürüyerek canlandım, yürüyerek temiz kaldım Dağlara, ovalara, derelere, ırmaklara, göllere, denizlere, yaylalara, örgütlü kötülüğe alet olmuş insanın ulaşamadığı her yere, gökyüzünün ilerlediği her yere yürüdüm. Yürüyüş yolculuğumu kalemi ve kelamı yaşadıklarımı kimseye vermeden, yazarak, hissederek, uyandırarak çürüten ve çürüyenlerin kurdukları düzenleri ve dayatmacı tutumları üzerine yürüdüm. Yön seçtim, yeri geldi yön değiştirdim hiçbir kötülüğe boşluk bırakmamak adına yürüdüm Boşluğu kim doldurur ise yaşam ona yol verir. Dünyanın her yerini kötülük ile dolduranlara bu sebeple yer kalmadı Soykırımcı oldular utanan olmadı Yürümeseydim zulmün üzerine doldurdukları boşlukta kaybolanların bir yaşam hikayesi bile yazılı olmayabilirdi Sonsuz yazıyı hile ile bozmaya kalkanların art niyeti güce dayalı kötülük üreten çabalarının üzerine sevgi ekerek yürüdüm. Yaşam yolculuğumu yürüyerek tamamlama çabası içinde olduğum için yol tıkanıklığı yaşamadım. Kendini yolculuğum için açan yollarda yürüdüm. Kimsenin geçmediği, geçmeye cesaret etmediği yollarda. Lekesiz bir gökyüzü gibi yeryüzünde lekesiz bir yüreği yaşatmanın mümkün olabildiğini göstermek için kendime doğru içten uyanışı başlatmak, farkındalığı uyandırmak için yürüdüm.
Atatürk'ün yakınlarından Falih Rıfkı Atay, Atatürkçülüğü en başta millî egemenlik, anti-emperyalizm, Türkçülük ve lâiklik (sekülarizm) olarak tanımlar. Falih Rıfkı'ya göre Atatürk, her şeyden önce öğretim birliği ve seferberliği sayesinde, kafanın, zihniyetin değişmesini amaçlıyordu. Mesele 'bütün halk çocuklarının müspet bilgiye dayanan ilkokul terbiyesinden geçerek bir gün gene irticâ'ın tahrikleriyle kaynaşmasının önüne geçebilmek meselesi idi.' Böylece, 'Türkiye'de yeni ve uzun bir mücadele devri açılıyordu', diyor Fâlih Rıfkı.
Alıntı
Kadın düşmanı Başkan
Bakınız; Kemalist Devrim sırtını emperyalizme dayamış orta çağ dogmalarına son vermeyi hedeflemiş bir burjuva devrimiydi. Fransız İhtilali başta olmak üzere, her aydınlanmacı demokratik devrimin hedefi nasıl feodalizm ve onun en büyük dayanağı olan dinciliği yok etmek ise, Kemalist ideolojinin hedefi de toprak ağalığı ve onun orta çağ karanlığını yıkmak, yani toprak ağalarının ve şeyhlerin, şıhların iktidarına son vermekti. Halkı gericiliğin prangalarından kurtarmak, toplumsal hayata bilimi hâkim kılmaktı. Oysa dini düzenleyici olarak toplumsal hayatta güç ve kendi çıkarlarına hizmet eder hale getirdiler.
Sayfa 159 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okuyor
"Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın, Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın, Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin; Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin."
Sayfa 151·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam