Yaşamda devinim
Puan vermedi·96 syf.··
2026 15. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 23:24
George Orwell'ın Hayvan Çiftliğini hatırlattı. Varoluş mücadelesi çoğunluğa karşı olanın savaşını içermektedir. Sade, yalın bir anlatım lakin manası derin çok derin bir kitap. İnsanlığın mağaralardan başlayan ve günümüze gelen düşünce sistematiği pürüzsüz şekilde yansıtılmış.
1000Kitap
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,3bin okunma
Aleksi Zorbayı tanıyın
Puan vermedi·348 syf.··
2025 2. kitabı
Keyifli bir kitap okumaktan ziyade marjinal renkli bir karakter tanıdım. Aleksi Zorba. Kazancakisin mezar taşında “ hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm.” zorbaya ait olan bu sözlerini mezar taşına yazdıracak kadar önem vermiş olduğu okuma yazma dahi bilmeyen aleksi zorba kazancakisin hayatında ve düşüncelerin de devrim niteliğinde bir devinim yapan isimdir. Yaşamayı seven bir adamdır zorba, en karanlık açılardan bile ışık huzmesi bulan bugünü yaşayan yarına çıkmadan yarını düşünmeyen adamdır. Kitap ise hülasa Herseyi okuyarak bilen Kazancakis ve Herseyi gezerek yaşayarak öğrenen ümmi adam Aleksi Zorbanın linyit madenciliği için Girit bölgesinde beraber geçirdiği süreci konu alır.
İnsan ve Duygular
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2025 42. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2025 09:30
Okurluk yolculuğumuzun dönüm noktalarını oluşturan devrim niteliğinde hareketler vardır. Yüzyıllık Yalnızlık’ı okumak da kesinlikle bunlardan biri. Kitabın son sayfasını çevirdim, kapatıp kenara koydum ve şu satırları düştüm sayfama; “Bu sabah Yüzyıllık Yalnızlık'ı bitirmenin azizligi var üzerinde. Şüphesiz ki bu, kişisel okurluk tarihimde bir kaçışın göz alıcı bir sonu; ışıl ışıl, yepyeni bir yolun başlangıcı.” Marquez’le yolum ilk kez iki sene önce Kırmızı Pazartesi ile kesişti. Kitabın insanı evinde hissettiren bir dil ve anlatımı vardı. Kendi ülkemle benzer kültürel dinamiklere rastladığımdan olsa gerek yazarın yarattığı atmosferi çok sevmiştim. Lafın kısası, daha ilk buluşmada yıldızım barışmıştı Marquez’le. İlişkimiz öyle güçlenerek ilerlemedi elbette. Aramıza zaman zaman giren şeyin büyülü gerçekçilik denen -ziyadesiyle çetrefilli bulduğum ve yazınsal yolculuğumda “okurluk seviyesi” diye bir olgu uydurmama neden olan- bir edebiyat akımı olduğunu çok sonradan öğrenecektim. Bir yazarın kalesine en gösterişli kapısından paldır küldür girilmeyeceğini Dostoyevski sayesinde öğrenmiştim. Bu sebeple -Marquezle ilişkimin seyrini de göz önünde tutarak-Yüzyıllık Yalnızlık’ı hep kenarda bekletmiştim. Ve dahası -tıpkı Karamazov Kardeşler’de yaşadığım gibi- beni yerle yeksan edecek bir serüvene adım atmaktansa; o yolculuğa hiç çıkmamayı, akıl almaz güzelliklerden mahrum kalma pahasına bile olsa o kalenin kapısından hiç adım atmamayı bile tercih edebilirdim. Bu sebeplerle uzunca bir süre bakıştık Yüzyıllık Yalnızlık ile, ya da onu görmezden geldim demek belki daha doğru olur. Bu kaçış kitap kulübümde Yüzyıllık Yalnızlık’ın listemize eklenmesine kadar sürdü. Ama içten içe bir bahane bulup kaçışıma devam etmeye kararlı gibiydim. Çok övgü alan kitaplardan beklentim yüksek olur.
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,5bin okunma
Küf Kokan Zaman
Puan vermedi·136 syf.··
2025 34. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2025 06:11
Zaman kavramının anlıksallığı modern çağ ile beraber eski dokusunun yitirldiği ve zamanın değer bitiminin başlangının adımları anlaşılmaktadır. Tarih ve kültür düzleminde eski, arkeik ve kökten olan olgularımızın devinim ve devrim halinde yerinden sarsıldığı hem birey hem de toplum inşasının ana kayasının çatladığını vaaz etmektedir. Bu vaazın sadece modern döneme ait olmadığı orta çap avrupa dünyasında yer yer kendine yer bulduğunu, ancak rönesans ve refom hareketleriyle birlikte değişen zihin yapısıyla birlikte coğrafyanın da değişmesiyle insanlığın günlerinin azaldığı bağlamı çıkartılabilir. Buradan harektele zaman gösterilen ehemmiyetin azalmasından kaynaklı olarak; ne yeni bir tarih ne kültür ne de yeniye dair herhangi bir algı geliştirelemeyeceğini anlatmaktadır. Çünkü zamanın yoksunluğundan kaynaklı yer edinme ve merkez kazanma hatta gü. toplama gibi olguların oluşumunun sağlanamacağından dolayı ne tam bir düzenin ne de kaosun olacağı; ikili bir yaşayışla sadece sürecin devam edeceğini anlatmaktadır.
Düşünce
Zamanın KokusuByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20181,381 okunma
devrim ve devinim
Puan vermedi
Zamanın bir bariyer olduğundan ve bu bariyerin imgeleri düşüncelere dönüştürdüğünden bahseder. İdeallerin saçmalığından dem vurur çünkü sen bi ideale kitlendiğin zaman olanı kaçırırsın oysa ki olan esastır. Olacak olanı düşünürse olana kör olur insan. "Gündelik hayatınıza teorik bir hayata değil bütün insanların bir olduğu ve onca zırvayı barındıran soyut bir hayata bakarken onu gözlemlerken ona geçmiş bilginizle bakıyorsunuz. Bütün imgelerle,gelenekle birikmiş insani deneyimle bakıyorsunuz oysaki bu sizin gerçekten bakmanızı önler. Şunu iyice kavramalısınız;hayatınızı gerçekten gözlemleyebilmek için ona taptaze bakmalısınız yani hiçbir yadırgamaya hiçbir ideale hiçbir baskılama ve değiştirme isteğine yer bırakmadan algılayabilmelisiniz. Salt gözlemlemelisiniz." Krishnamurti bu eseriyle varolduğundan haberimin dahi olmadığı gözlerimi açtı. Aslında hayata ne zaman dışardan baktığımızı düşünürsek düşünelim kendine tur bindiren topaçlarız.Bu kitap üzerine söylenebilecek çok söz var ama ben de bi guru değilim ki sizin kendi pencerenizden algılamanız esasken şunu şöyle yapmalısın deme hadsizliğinde bulunayım. Olan vardır ve olandan ibaretiz. Kalanı safsata.
Alıntı
İçsel DevrimJiddu Krishnamurti · Omega Yayınları · 2012197 okunma
Puan vermedi·190 syf.··
Beğendi
·
2022 111. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2022 21:05
Hayatı bize canlılar ve cansızlar diye öğrettiler. Oysa doğada her şey bir devinim halindeydi. Ve canlı cansız her şey bu dansın bir parçasıydı. İnsan yaptıkları kadar yapmadıklarından,söyledikleri kadar söylemediklerinden de sorumluydu. Devrim yapılmaz devrim olunurdu. Diğer varlıklardan daha üstün ve gelişmiş olduğu sanısında olan uygarlaşmış insan, aslında gezegende yaşayan varlıkların en kırılganı,kırılganlığından ötürü de yıkıcılığa eğilimli olanıydı. Ve kendini en mutsuz kılanı…Sahip olma tutkusu insanın zamanla olan ilişkisini giderek değiştirdi. Gelecek şimdinin üzerinde acımazıca egemenlik kurmaya başladığından bu yana, insanlar kendilerinin olmayan zamanlar yaşamaya başladılar. Günümüz insanı bir “Layk” insanına dönüştü. Her şey sayısal bir veriydi artık. Sevgi,mutluluk,sanat sayıların konusu oldu .Hayatını beğenilme üzerine kuran insanların derininde, çoğu zaman dışarıdan fark edilemeyecek kadar iyi maskelenmiş bir hüzün saklanır oldu. Oysa insan deneyimledikçe öğrenecek,öğrendikçe özgürleşecekti. Ne diyordu Milan Kundera “Hayat bir kere yaşandığı için yargılanamaz.”
Psikoloji
HayatEngin Geçtan · Metis Yayınları · 20236,1bin okunma