Devrim, akıl almaz bir tutkuyla engel gördüğü her şeyi ezip geçer. ... Mustafa Kemal, devrimini ciddiye alıyordu. İlginçtir, baskı altında tuttuğu gruplar, Fransız Devrimi'nin baskı görmüş gruplarının aynıdır: Dinci gericilik, saraya bağlı işbirlikçi ihanet! Rasih Nuri'nin şu yazdıklarını okumuş muydunuz? Hele bir göz atın, ben son derece ilginç buldum: "... Atatürk döneminde eski ittihâtçı liderlerden asılanlar oldu. Albay (Ayıcı) Arif Bey ve Rüştü Paşa (Zorlu) bunlardandı. Sarıklı yobazlar asıldı. Şapka 'devrimine' ve reformlara karşı gelenlerden asılanlar oldu. Nakşibendiler asıldı. Bu sert tutum Atatürk devriminin gerçeklerindendi. Ancak asılan ya da ağır cezaya uğratılan sol eğilimli tek bir kişi yoktur."
Sayfa 20 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. // 28.basım.
Edebiyat
Hasretin alev alev içime bir ân düştü Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü
Alıntı
Reklam
Emile Dermenghem: Özetle; "Muhammed Mekke'yi alınca Kabe'yi tavaf etti ve müşriklerin eski adetleri üzerine Safa ile Merve tepeleri arasında Sa'y yaptı; 7 sefer gidip geldi. O ana kadar bu iki tepe eski putperest malzemesiyle doluydu. Muhammed daha sonra Arafat dağına yakın Mina vadisinde kurulan bir çadırda istirahat etti. Böylece putperest devrine ait eski hac ayinlerini onaylayıp İslamlaştırdı ve gök kitapları ananesine bağladı. Aslında Mekke 'nin kudsiyeti Hacer-i Esved denilen siyah taştan ileri gelir. Bu taş, daha önce Kabe içinde bulunan diğer putlardan bir puttu. Eski zamanlarda Kabe etrafında dolaşmak bu taş içindi. Dolayısıyla, Kabe'nin kudsiyetinin asıl esprisi bu taştan kaynaklanır" diyor.
Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü
Alıntı
Sırça Aynada İnsan
bazıları elindeki teraziyi adalet sanır kendi yükünü hafif başkasınınkini ağır tartar . bazıları kendini ışık sanır karşısındakini gölge kendi sesini hakikat başkasının suskunluğunu hata oysa…; aynı toprağın sinesinde demlenir bütün canlar aynı güneşin altında büyür . ve hiçbir çocuk hangi kapıdan dünyaya düşeceğini hangi annenin duasına hangi yoksulluğun içine hangi kırık kapının eşiğine doğacağını seçemez zira hayat…; herkesin aynı yerden başlamadığı uzun bir yokuştur kimi gölgede büyür kimi güneş altında kavrulur kimi ekmeğini alın teriyle yoğurur kimi vicdanını bir avuç çıkar uğruna savurur .
Sırça Aynada İnsan
bazıları elindeki teraziyi adalet sanır kendi yükünü hafif başkasınınkini ağır tartar . bazıları kendini ışık sanır karşısındakini gölge kendi sesini hakikat başkasının suskunluğunu hata oysa…; aynı toprağın sinesinde demlenir bütün canlar aynı güneşin altında büyür . ve hiçbir çocuk hangi kapıdan dünyaya düşeceğini hangi annenin duasına hangi yoksulluğun içine hangi kırık kapının eşiğine doğacağını seçemez zira hayat…; herkesin aynı yerden başlamadığı uzun bir yokuştur kimi gölgede büyür kimi güneş altında kavrulur kimi ekmeğini alın teriyle yoğurur kimi vicdanını bir avuç çıkar uğruna savurur .
Reklam
Reklam