Grekçe Anatoli (doğu) kelimesinin Türkçeleşmiş biçimi olan Anadolu, yüzyıllar boyu kemikleşmiş kurumsal terminolojide kullanılmıştı; "Anadolu vilayeti" (Küçük Asya'nın orta ve ortabatı kısımları) ya da "Anadolu defterdarı" (aynı görevin Rumeli'deki versiyonu ile çift teşkil edecek biçimde) gibi.
Türbede fetih günü şehit düşen bir veli yatar. Camiyi III. Mehmet zamanının bir defterdarı yaptırmıştır, çeşme I. Abdülhamit sarayının kadınlarından birinin hayratıdır. Yanı başındaki mezarlıkta, herkesin malı olan bir Hüvelbāki'nin altında büyük bir hattat veya musiki ustası gömülüdür.
Sayfa 142
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Paşalar ve Celali isyanı ateşlenir
Ben uzun zamandan beri bu paşaların durumlarını bildiğimden, bi-rer birer anlatmayı uygun gördüm. Ketenci Ömer Paşazâde Baki Paşa: Temiz, büyüklüğü sever, ih-tişamlı, kalbi ayna gibi parlak, açık meşrebli bir adamdır. Bazı hal ve tavırları olurdu ki bu haller, zincire bağlanmış melâmilerde bi-le görülmezdi. Hatta Günye gazasından geldikten sonra bütün bey-lerbeyleri ve sancak beyleri ile sofrada yemek yerken, bu Bâki Pa-şa ile Seydi Ahmed Paşa konuşma sırasında birbirlerine kızıp yaka yakaya geldiler. Bana: «Kalk Evliyâ, bizi selâvatla. Aç karna güre-şelim ki, sonra iyi yemek yiyelim dediler. Ben de selâvatladım. Güreş tuttular. Baki Paşa kuvvetli olduğundan, Seydi Paşayı zor duruma soktu. Seydi Paşayı yenmek üzere iken, iki hata yaptı, Sey-di Paşa da gayrete gelip, bütün kuvvetini toplayarak dağ parçası gibi olan Baki Paşayı sofra içine öyle vurdu ki, sofradaki kıymetli eşyalar ve yemeklerin hepsi dağıldı. Mecliste bulunanların hepsi şaşkına dönüp çadırlarına gitmek üzere iken, çadır sahibi Defterdarzâde Mehmed Paşa efendimiz: «Tez başka yemek!» diyerek yeniden sofra düzdürdü. Bu iki vezire de libası fahireler ihsan olundu. Bâki Paşa: «Ben yenildim. Karnım doydu diyerek çadırına çekildi. Bağış sahibi efendimiz, mükem-mel bir sofra donatarak çeşnigirbaşıya teslim etti ve Bâki Paşanın çadırına gönderdi. Diğer bir sofra daha donatıp, onu da Seydi Pa-şaya gönderdi. «Bunları takımlariyle Seydi ve Baki Paşa kardeş-lerime hediye ettim diye çeşnigirbaşıya tenbih etti. Sonra çuha-dar Pehlivan Ağa ile Seydi Paşaya, Silâhtar Filibeli Mehmed Ağa ile Bâkî Paşaya birer samur kürk gönderip: «Sakın bir şey verir-lerse almayın, başınızı keserim!» diye tenbih etti. Bütün hazır bu-lunan, bu cömertliğe hayran oldular. Bâki Paşa göbekli idi. Silâhşor ve iyi binici idi. Fakat kendisini
Sayfa 661 - Cild 2, Erzurum·Kitabı okuyor
Defterdarlık zurna çalmaya benzemez.
Zurnazen Mustafa Paşa, Osmanlının ilk bütçe düzenlemesini hazırlayan Tarhuncu Ahmet Paşa'nın emriyle maliyeyle de ilgilenmiş ve defterdarlıkta bulunmuştur. Hatta bütçe açığıyla ilgili yaptığı soruşturma esnasında dönemin defterdarı olan İbrahim Paşa'ya hesap sormuş, İbrahim Paşa da kendisine "Defterdarlık zurna çalmaya benzemez." cevabını verince, bu durumun da icabına bakarak kısa da olsa defterdar olmayı başarmıştır ve kendince kimin zurnasının çaldığını da kanıtlamıştır. Zurnazen Mustafa Paşa'nın sadece lakabının dahi tarihe bıraktığı gerçeklerden biri de onun kişiliğinden bağımsız olarak Osmanlıda müziğe verilen önemi bize göstermesidir. Öyle ki dönemin mehter takımında bir müzik aletiyle dahi ülkede iz bırakmış, bu mercinin lakap almasına vesile olarak bu mertebenin yüksekliğini ortaya koymuş ve o dönemde Osmanlıda müziğin önemini, müziğe verilen ehemmiyeti de bizlere kanıtlamıştır. Artık hileyle mi, fırsatçılıkla mı, gözü açıklıkla mıdır bilinmez ama hiçbir mevkinin küçümsenmemesi gerektiğini ve nerelerden, en üst mevkilere kadar da çıkılabileceğini gözler önüne sermiştir. Katıldığı Kandiye Kuşatması'nda da yaralanmasıyla vatanperverliğini de kanıtlamayı başaran bir devlet görevlisi olmuştur. Zurnazen Mustafa Paşa, 1666 yılının başlarında Erzurum'a valilik maksadıyla gitmiş ve burada vefat etmiştir. Vefatından sonra saraydaki eşyalarına devlet tarafından el konulmuştur.
Sayfa 136·Kitabı okudu
Vatan için her şeyden vazgeçen o kadınlar...
Çatışmalar sırasında kadınları mevzilerin en önlerinde görmek onun için rutin bir durum haline gelmişti. Bitlis Defterdarı'nın eşi Kayabaşı mahallesinde yaşanan çatışmada üzerine erkek kıyafeti giyip silahını alarak en öne atılmış ve tam sekiz düşmanı yere sermişti. Hele Şekerli Camii civarında şiddetli bir sokak çatışması sırasında elinde gaz tenekesiyle yanına gelen o kadını unutamıyordu. Çaresiz kadın, yalvarır bir sesle "Aman Paşam," demişti: "Evimin bitişiğindeki evde Fransız ve Ermeni kuvvetler var. Size oradan ateş ediyorlar. İşte bir teneke gaz getirdim. Benim evimi yakın ki onların barındığı ev de yansın."
Sayfa 32 - Masa Yayınevi·Kitabı okudu
Saray merkezli gelişen Tasavvuf
Lamiî Çelebi’nin babası Osman Çelebi, Sultan İkinci Bayezid’in hazine defterdarı idi.
Sayfa 95·Kitabı okudu