Nihayet Fatih, şiirlerinde, dasitani zaferlerine askeri ve siyasi içtihatlarına hemen hemen hiç temas etmemiş, hatta onlardan itina ile uzak durmuş, adeta san'at hayatında, bu realiteyi unutmak istemiştir. Esasında mukadderatı onu, yeryüzünün en seçkin, en belirgin insanı yapmışken, bir de kendisi mi kendinin bayraktarlığını etmeliydi? Şair, zaferlerinin, seferlerinin dibace ve hikayelerinden kaçadursa da, tarih denen dudak, bu vukuuat ve fütühatı nasılsa söyleyebildiği kadar söyleyecekti.
Önceleri her şey kendi rengindeydi.
(...)
Her şeyin kendi renginde olması ne demektir ki. Hiçbir şeyin çok değerli olmaması ve her şeyin çok değerli olması değil mi? Değildi. Bir şeyin ne olduğunu başka bir şeyden hareketle anlatmak mümkün değildi. Her şey kendisiydi. Bir gün kan döküldü. Kan, İnsanların gözlerine döküldü. İnsanlar kandan göremez oldu. İnsanlar kandan göremez olunca kandan başka bir şey görmez oldular. Kandan başka bir şey görmez olunca kan döktüler. Bu hikâye odur.
Sayfa 7 - Ketebe Yayınları 1. Baskı Ekim 2022 İstanbul
Yazı arkadaşımdır belki; şiir, sevgilim. Şiirden yazı ile bahsetmenin de bir trajedisi var, bilirim. Mensur şiir dostum olur. O yüzden bu dibace arkadaş olanlarla sevgili olanları birbirinden ayırsın istiyorum.
Ey nâmütenâhî sana nisbet ile mahdûd,
Mahsûr-i muhît-i kaderindir ne ki mevcûd.
Dîbâce-i evsâfını almaz bütün eb'âd,
A'dâd edemez silsile-i feyzini ta'dâd.
Ummân-ı şuûnun ki birer mevcidir a'sâr,
Her mevcesi bir lücce-i bî-sâhil-i âsâr!
Fermanına mahkûm ezeliyyet, ebediyyet;
Ey pâdişeh-i arş-ı güzîn-i samediyyet.
Bir gün kan döküldü. Kan, insanların gözlerine döküldü. İnsanlar kandan göremez oldu. İnsanlar kandan göremez olunca kandan başka bir şey görmez oldular. Kandan başka bir şey görmez olunca kan döktüler. Bu hikâye odur.