Puan vermedi·311 syf.··
2026 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 21:07
Sevilen, oldukça ağır temaların işlendiği ve fikrimce sadece bir defa okunabilecek bir kitap. Yazarın karmaşık yazım stili okuyanı dikkat etmeye zorluyor, bazı paragrafları birden fazla kez okumam gerektiği oluyordu. Zamanın ileri geri işlenmesi, karakterlerin kapalı ve uzak oluşu, hikayenin travma üzerinden ilerliyor olması da kitabı biraz daha zorlaştırıyor okuyan için. Bunların olumsuz yorumlar olduğu düşünülebilir ancak aksine bu kitabı özel yapan birkaç özellik de bunlardır.
SevilenToni Morrison · Sel Yayınevi · 20231,943 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 6. kitabı
1. Bölüm: Annenin Kendini Tanıması Yazar, birçok annenin çocuk yetiştirmekte zorlanmasının nedeninin çocuk değil, annenin kendi ruhsal yükleri olduğunu söyler. Anne; Çocukluğunda yeterince sevgi görmemiş olabilir. Kendini değersiz hissedebilir. Eşinden destek almıyor olabilir. Sürekli yorgun ve umutsuz olabilir. Bu durumda çocuk eğitimi de zorlaşır. Çünkü: "Umudu kalmamış, yaşama sevinci olmayan bir annenin çocuğunu eğitmesi hemen hemen imkânsızdır." Kitabın önemli mesajlarından biri şudur: Mutlu anne = Güvenli çocuk 2. Bölüm: Neden Bazı Anneler Annelik Yapamaz? Yazar burada sert bir eleştiri yapmaz; aksine anneleri anlamaya çalışır. Anneliği zorlaştıran sebepler olarak: Desteksizlik, Yalnızlık, Eşle yaşanan problemler, Teknoloji bağımlılığı, Düzensiz yaşam, Tükenmişlik, gibi faktörlerden söz eder. Kitaba göre anneler çoğu zaman kötü oldukları için değil, yoruldukları için yanlış davranırlar. 3. Bölüm: Anne-Çocuk Bağlanması Kitabın en önemli bölümlerinden biridir. Adem Güneş'e göre çocuk ilk yıllarda annesiyle kurduğu bağ sayesinde dünyaya güvenmeyi öğrenir. Çocuk; Ağladığında karşılık buluyorsa, Korktuğunda sığınacak bir limanı varsa,
Annelik SanatıAdem Güneş · Nesil Yayınları · 20131,266 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi
Oblomov, ilk bakışta tembellik üzerine yazılmış bir roman gibi görünse de aslında insanın hayat karşısındaki kararsızlığını, alışkanlıklarının esiri oluşunu ve hayallerle gerçekler arasındaki uçurumu anlatan çok güçlü bir eserdir. Romanın yazarı Ivan Gonçarov, yalnızca bir karakter yaratmaz; aynı zamanda bir dönemin ruhunu da gözler önüne serer. Romanın başkahramanı İlya İlyiç Oblomov, günlerinin büyük bölümünü yatağında geçiren, sürekli planlar kuran ama bunları hayata geçirmeyen bir aristokrattır. Yapılması gereken işleri bilir, hatta çoğu zaman doğru olanı da görür; fakat harekete geçmek konusunda büyük bir isteksizlik içindedir. Bu nedenle Oblomov yalnızca bir karakter değil, zamanla bir kavrama dönüşmüştür. Rusçada "Oblomovluk" denilen durum, insanın düşüncelerle yaşayıp eyleme geçememesini ifade eder. Kitabı okurken insan zaman zaman Oblomov'a kızıyor. Çünkü önünde fırsatlar var, onu seven insanlar var, hayatını değiştirebilecek imkânlar var. Buna rağmen sürekli erteliyor, bekliyor ve oyalanıyor. Fakat roman ilerledikçe ona kızmaktan çok acımaya başlıyorsunuz. Çünkü aslında Oblomov kötü biri değil; aksine dürüst, temiz kalpli ve kimseye zarar vermeyen bir insan. Onun asıl sorunu, yaşamın akışına katılacak enerjiyi ve iradeyi kendinde bulamaması. Romandaki en dikkat çekici karakterlerden biri de Oblomov'un arkadaşı Andrey Stolz'dur. Stolz çalışkanlığı, hareketliliği ve hayata bağlılığı temsil eder. Oblomov ise durağanlığı ve pasifliği temsil eder. Yazar bu iki karakter üzerinden iki farklı yaşam anlayışını karşı karşıya getirir. Bir tarafta sürekli üreten ve ilerleyen insan, diğer tarafta huzur arayan ama bu huzuru giderek atalete dönüştüren insan vardır. Romanın duygusal yönünü ise Oblomov ile Olga Sergeyevna arasındaki ilişki oluşturur. Olga, Oblomov'un
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 05:46
Dil Belası, hacim olarak küçük ama etkisi büyük kitaplardan biri. Kitabı okurken insan sadece dilini değil, hayatının tamamını sorgulamaya başlıyor. Çünkü İmam Gazali, dilin insanın karakterini, ahlakını ve hatta kaderini şekillendiren en önemli unsurlardan biri olduğunu çok güçlü bir şekilde anlatıyor. Günümüzde insanların konuşmayı bilgelik, çok konuşmayı da özgüven sanması düşünüldüğünde, bu eser aslında çağını aşan bir uyarı niteliği taşıyor. Kitabın en dikkat çekici yönü, dilin sebep olduğu hataları yalnızca dinî bir mesele olarak ele almaması. Dedikodu, yalan, iftira, boş söz, insanları kıran ifadeler ve düşünmeden yapılan konuşmaların hem bireye hem de topluma verdiği zararlar oldukça etkileyici örneklerle anlatılıyor. Okurken insan fark ediyor ki çoğu zaman büyük günahlar ya da büyük kırgınlıklar bir hareketten değil, birkaç düşüncesiz cümleden doğuyor. Bu yönüyle kitap, insanın kendi içine dönmesini sağlayan güçlü bir muhasebe fırsatı sunuyor. Eserin en sevdiğim taraflarından biri, okuyucuyu suçlayıcı bir üslupla değil, düşündürücü bir yaklaşımla karşılaması oldu. Kitap boyunca insan kendisini yargılanmış hissetmiyor; aksine kendi eksiklerini fark etmeye başlıyor. Özellikle konuşmanın bir nimet olduğu kadar büyük bir sorumluluk olduğu fikri oldukça etkileyici. Günümüzde sosyal medya sayesinde herkesin sürekli konuştuğu, yorum yaptığı ve fikir beyan ettiği bir dönemde, bu kitabın verdiği mesajların daha da değerli hale geldiğini düşünüyorum. Bununla birlikte kitap bazı okuyucular için ağır veya tekrar eden bir yapıya sahip gelebilir. Özellikle modern kişisel gelişim kitaplarına alışmış olanlar, anlatımın zaman zaman nasihat ağırlıklı olduğunu düşünebilirler. Ancak kitabın amacı zaten hızlı tüketilen bilgiler vermek değil; insanı durdurup düşündürmek. Bu nedenle
Dil Belasıİmam Gazali · Nesil Yayınları · 202417bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 29. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:01
Farklı ülkelerde ve şehirlerde geçen on iki öyküden oluşan bir kitap. Ortak noktalarıysa aidiyetsizlik. Öykülerde Avrupa'nın çeşitli kentlerine savrulmuş Latin Amerikalı karakterler, yalnızlık, özlem, yabancılaşma ve kader duygusuyla mücadele ederler. Merkezde çoğunlukla sürgün hissi yaşayan, geçmişleriyle bağlarını koparamayan ve hayatın beklenmedik kırılmalarıyla karşılaşan insanlar vardı. Márquez’in öykülerinde gördüğümüz büyülü gerçekçilikten uzak sadelik bu öykülerde de var. Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri, her öykünün farklı bir dünyaya açılmasıdır. Bir öyküde ölümün gölgesi hissedilirken, başka bir öyküde aşkın ve yalnızlığın izlerini okuyorsunuz. Kısacası bu kitap için farklı coğrafyalarda dolaşıp kendine b,r yer arayanlarım öyküleri de diyebilirim. Bunlardan Uyuyan Güzelin Uçağı , Ben Yalnızca Telefon Etmeye Gelmiştim , Zehirlenmiş on yedi İngiliz başlıca beğendiklerim arasında.
On İki Gezici ÖyküGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20151,051 okunma
Orta Çağ’ın Kalbine Canlı Bir Pencere: İbn Münkız Haçlılara Karşı
10/10
·264 syf.··
2026 60. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 05:07
Selahattin Hacıoğlu’nun titiz ve akıcı çevirisiyle Türkçeye kazandırılan Üsame İbn Münkız’ın İbn Münkız Haçlılara Karşı (orijinal adıyla Kitâbü'l-İ'tibâr) eseri, alışılagelmiş kuru ve sıkıcı tarih kitaplarından çok farklı, adeta zaman makinesine binip 12. yüzyılın çalkantılı Orta Doğu dünyasına atlamak gibi bir deneyim sunuyor. Bu eseri sadece bir tarih kitabı olarak görmek büyük bir haksızlık olur; çünkü karşımızda Artuklular, Zengiler ve Selahattin Eyyubi gibi İslam tarihinin kaderini belirleyen aktörlerin hüküm sürdüğü bir dönemde bizzat cephede kılıç sallamış, diplomasi yürütmüş ve saray entrikalarına şahit olmuş soylu bir Müslüman şövalyenin canlı hatıraları duruyor. Nitekim benim hiç sevmediğim Amin Maalouf'un Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri kitabını yazarken en çok beslendiği ve referans aldığı ana kaynağın bu hatırat olması, eserin tarihsel ve edebi kıymetini tek başına kanıtlamaya yetiyor. Kitabın en büyüleyici yönü, büyük kuşatmaları ve siyasi hamleleri makro bir tarihçi gözüyle değil, mikro düzeyde bir insan hikayesi olarak ele almasıdır. Üsame İbn Münkız; Kahire, Musul ve Şam üçgeninde geçen ömrü boyunca Doğu ve Batı medeniyetlerinin çarpışmasına en ön safta tanıklık etmiştir. Ancak kitap sadece havada uçuşan kılıçları veya stratejik hamleleri anlatmıyor; bizi o dönemin gündelik yaşamının, kültürel şoklarının ve hatta sosyolojik yapısının tam ortasına bırakıyor. Özellikle yazarın dönemin tıp dünyasına dair aktardığı gözlemler inanılmaz derecede dikkat çekici. Haçlı doktorlarının barbarca ve ilkel tedavi yöntemleri (örneğin bir akıl hastasının kafasını haç şeklinde yarıp içine tuz basarak öldürmeleri veya basit bir çıbanı olan bacağı baltayla keserek hastanın ölümüne yol açmaları) ile Doğu medeniyetinin bitkisel ve rasyonel tıbbı arasındaki uçurumu
Anı-Mektup-Günlük
İbn Münkız Haçlılara KarşıÜsame İbn Munkız · Kapra Yayıncılık · 202321 okunma