Artık aynı zaman diliminde ikamet etmedikleri için bambaş ka bir tarih yaşıyorlar.
Onları medya biçimlendiriyor, hani şu yetişkinlerin yayınla dığı medya, görüntülerin süresini yedi saniyeye, sorulara ve rilen cevap süresini ise on beş saniyeye indirerek -ki bunlar resmi rakamlardır- dikkat yeteneklerini maharetle yok eden medya.
Öyle bir medya ki en çok tekrarladığı kelime "ölüm", en çok gösterdiği görüntü ise ceset. On iki yaşına kadar bu yetişkinler onları yirmi binden fazla cinayet izlemeye zorladı. Reklamlar onları biçimlendiriyor: Tüm tren istasyonlarındaki büfelerin tabelasında Relay yazarken onlara doğrusunun Re lais olduğunu nasıl öğretebiliriz?
Fransız demiryolları şirketi SNCF, dünyanın en budalaca işini yapıp S'Miles kakalarken onlara metrik sistemi nasıl belletebiliriz? Biz yetişkinler, gösteri toplumumuzu pedagojik bir topluma dönüştürdük; bu toplumun kibriyle cahil kalan o ezici reka beti okulu ve üniversiteyi gözden düşürdü. Dinleme ve izleme süresi, cazibe ve önem bakımından medya, öğretme işlevine çoktan el koydu.
Çünkü kolay olanı herkes yapar. Sorunun farkına varmak bile dikkat çekici bir adımdır, cesaret gerektirir. "Burada bir bit yeniği var, "diyebilmek zor iştir.
"Ve ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz." Demek ki bozuk bir toplulukta kurtuluş ümid olunmaz, toplumun bozukluğu da kadınlardan önce erkeklerin kusur ve hatalarındandır. Bundan dolayı başta erkekler olmak üzere erkek dişi bütün müminler imana yaramayan ve câhiliye izleri olan kusur ve hatalarından tevbe ile Allah'a dönüp Allah'ın yardımına sığınıp emirlerine özen ve dikkat göstermelidirler ki topluca kurtuluşa erebilsinler.
Biraz dikkat edilirse "Onları bana bırak!" emrine uymamak; herkese her daim cevap yetiştirmeye çalışmak, her meseleyi çözmeye, her işe yetişmeye uğraşmak, kendimizde bir kudret vehmetmek demektir. Oysa böyle bir zan, zaten yanlış yolda olduğumuzun en açık delilidir. Bu noktada hayatın sahibi olmadığımızı hatırlamamız gerekir. Biz kapıların sahibi değiliz. Yolumuz çıkmaza çıktıysa yapacağımız tek şey geri dönüp başka yol aramaktır.