Kur’an-ı Kerim ‘ de tevekkül, insanın  fiili ile birlikte anılmıştır: “ Bir ile kesin karar verdiğinde artık Allah’a tevekkül et.(Al-i İmran, 3/159) Bu ayette dikkat çekici olan husus , tevekkülün karardan sonra gelmesidir. Yani insan, düşünmek, tartmak,istişare etmek ve karar vermekle yükümlüdür. Tevekkül bu sürecin yerine geçen değil bu süreci tamamlayan bir duruştur.
"Bir kişinin başka birine karşı sözcükleri kullandığını işitirsen, onu tanımak için sözcüklerden yola çıkma. Kahrolası sözcüklerin hiçbir anlamı yoktur çünkü. Sesinin tonuna dikkat et. Dürüst olup olmadığını yalan söyleyip söylemediğini anlarsın."
İçinde bulunduğun nimetlerle rehavete kapılıp kendini avutma. Çünkü hepsi bir gün ayrılıp gider.Allah’ın şu ayetine dikkat et:
“ Şüphesiz senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik (fakat dinlemeyip âsî oldular. Tevbe edip bize) yalvarsınlar diye onları ansızın (kıtlık ve hastalık gibi) darlık ve
sıkıntıyla yakalayıp cezalandırdık. “(En’am, 42)
Hakiki iyilik ve güzelliğin tükenmez hazinelerinden biri de sırrı, musibetleri, hastalık ve sadakayı gizlemektir.
Sağ elinle sadaka verirken sol elinin bundan haberi olmamasına dikkat et.
Şu cümlen bir nefs hilesi Salih; iltifata ça-nak açma kokusu var... Zaten ortada "ben şuyum!" diye, bulunduğu yeri dolduran adam yok... Fikir çilesi haysiyetinin müstesna gencisin!.. Dikkat edi-yor musun?.. Seni sevmeyenin güyâ bana olan sev-gi gösterisi, içten pazarlılıktır!.. Neyse... Bu kadar serenat yeter. Hâkim bir davaya mensup olanla-rın, mahkûm tavrı olamayacağı şuurunu muhafa-za et!.."