10/10
·664 syf.··
Beğendi
·
2018 11. kitabı
·
95 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2018 13:42
Tamamını okuman için biraz sabretmen gerekiyor sevgili okur. Okurken bir-iki-üç-dört-beş-altı-yedi-sekiz sabır taşı parçalaman muhtemel. Bu yazıda sana bu kitabı nasıl okumaya karar verdiğimi anlatacağım-tabii klavyem bana güç verdikçe. Sana yazı boyunca güzel sürprizlerim olacak-ama duyu organlarını sekiz açman gerek. Lafı uzatıp seni farklı yerlere ve zamanlara götürürsem mazur gör-bu çetin yolda tek destekçim kelimeler olacak-onlara ne kadar az güvensem de. Başlamadan önce yazının birine ithaf edildiğini de belirtmek isterim. İlerledikçe daha iyi anlayacaksın. Hazırsan başlıyorum- Rıza gösterirseniz ilk önce kitabı nerden aldığımı size anlatmak isterim-bunu anlatmazsam hikayem size yavan gelebilir-sonra hikayeye tam olarak başlarız.-Tabii bunu yaparken de önce aldığım yerin çevresinden bahsetmeliyim ki-aldığım yeri tam olarak aklınızda canlandırabilin. Bu yer- Atatürk Bulvarı-Ziya Gökalp Caddesi-Mithatpaşa Caddesi üçgeninde-Bayındır 1. Sokakta,-Zafer İşhanı-Giyim Dünyası-Flo-Passage Pub-Gürkan Plak-Urfalı Hayrağ’ın Yeri gibi dükkanları bulunca aldığım yeri görebileceğin-içerisinde-zemin katta; İşler Kitapevi, Yargı Kitapevi, Başkent Kitapevi, Paşa Sahaf, Pala Sahaf-ilk katta; Piraye Sahaf, Hazar Sahaf, Neva Kitapevi, Gülden Sahaf, Aşiyan Sahaf, Nevzat Kitapevi, Ve Kitap-ikinci katta; Cumhur Sahaf, Bulak Sahaf, Kırkambar Kitapevi-üçüncü katta; Sahra Kitap, Sedir Kitap, Akdağ Kitapevleri bulunan-unuttuğum kitapevi, sahaf varsa beni bağışla-hepsini aklımda tutamam-bir çarşı. Kitabı bu çarşıdan aldım işte. Şimdi daha iyi devam edebiliriz hikayeye- İlk olarak kitabı nereden aldığımı anlatmayı uygun buldum-sevgili okur. Bu hikayem için önemliydi. Hikayemi önemli kılan bir şey daha var-bu sayıyı sekize de çıkarabilirim ama buna vaktim yok. Şimdi onu da anlatacağım.
Edebiyat
Tristram ShandyLaurence Sterne · Yapı Kredi Yayınları · 2018368 okunma
10/10
·298 syf.·
Beğendi
·
2018 15. kitabı
Poseidonis prensi genç Ankor, günümüzden yaklaşık 11.500 yıl önce Kuum tapınağına yaptığı yolculuğu yani insanın kendisine yaptığı yolculuğu anlatır. Birçoğumuz yaşadıklarımız karşısında ne yapacağını bilemez. Ansızın sıkılır yaşamaktan, kendinden… O zaman çekip gitmek ister. Ve her şeyi geride bırakmak… Ama gidemez, o kendine olan yolculuğu hiç bir zaman gerçekleştiremez. Ya mümkünse gitmek ya mümkünse kendini keşfetmek... Genç Ankor’la bir yolculuğa çıkıyoruz. Ondan öğreneceğimiz çok şey var... Hayatın karşımıza çıkardığı sırlar karşısında şunu hatırlatıyor; Basit ve en sıradan olanı yap muhtemelen gerçek çözüm odur. Kalbine söz geçiremiyor musun, başını kaldır ve güneşe bak. Kalp güneşin küçük bir kopyasıdır ve aynı yükleri taşır. Sözlere hükmün yoksa, söylediklerin içine oturuyorsa bil ki onlar da tıpkı meyve gibidirler, henüz olmadan yenilirse hazımsızlık yapar ve çok beklerlerse çürümeye başlar, dikkatli ol zehirlenirsin. Eğer bir şey hakkında bilgin yoksa sessiz kal... Ve şunu sakın unutma; geçmişteki nedenlere bakma. Her meyvenin tohumları aynı tarlada büyür ama birbirlerine dönüşmeleri mümkün değildir. Bu değişim çok uzun sürelerde olur. Anlamadığın şeyler için kendine işkence etme, ufuğa doğru yol al. Attığın her adım yenisini getirecektir. Sabret... Uzun bir yolculuğa çıkmaya hazır mısın? Bu senin yolculuğun… Bu yol biraz zorlu ama bütün zorlu yollar aydınlıkla sonuçlanmaz mı?
Felsefe
Atlantis’in Son Prensi AnkorJorge Angel Livraga · Yeni Yüksektepe Yayınları · 201619 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·105 syf.·
2018 2. kitabı
Günümüz bu karakterde insanlarla dolu malesef, Karakter şöyle; fazla okumak lazım değil. insanı delirtir ve hayatın gerisinde bırakır. ama matematik dersinde dikkatli ol. dört işlemi bilmen yeter. para hesabını becerebilirsen kazıklanmazsın, anladın mı? hesap önemli; en kısa zamanda hayata atılman lazım. gazeteyi okuyabiliyorsun ya, kâfi. ticaret öğrenmeli, insanlarla muhatap olmalısın. beni dinlersen eğer, bir ton kitap okuyacağına, git ayakkabının bağını işporta tahtasına koyup sat, daha iyi. yüzsüz olmaya çalış; unutulma sakın! elinden geldiğince ortalarda boy göster. kendi hakkını al; küfürden, hakaretten yılma. lâf dediğin havada kalır. bu kapıdan kovulursan, öbür kapıdan gülümseyerek gir. anladın mı? yüzsüz, kaba ve cahil. bazen işlerin yolunda gitmesi için doğruymuş gibi davranmak gerekir. memleketimizin bugün böyle adamlara ihtiyacı var. günün adamı olmak lâzım. itikat, din, ahlâk, bunların hepsi lâf salatası. ama takiye yapmak gerek. çünkü halk için önemlidir. insanlara itikat gerek; yular takmak lâzım onlara. yoksa toplum dediğin bir engerek yuvasıdır; nereye elini soksan, sokarlar. insanlar itaatkâr, kaza ve kadere itikatlı olmalı ki sırtlarında güvende iş yapmak mümkün olsun. önemli olan yemek yemek, selam vermek, insanların arasına karışmak, kadınlara sırnaşmak, dansetmek, yapmacık yapmacık gülmektir. hele hele yüzsüz olmayı mutlaka öğren. bu devirde böyle şeyler geçerli olduğuna göre, ayak uydurmak lâzım.”
Edebiyat
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20172,888 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2016 107. kitabı
Dikkat spoiler içerir! Tomris Uyar'a göre öykü, "bir vuruşta bir parıltı yaratan, unutulmayan, okurda yıllar sonranın algılarını hazırlayan, kısaca, okuru değiştiren sanat" olarak tanımlar. Onun okuru, boşlukları doldurabilecek, öykünün açık uçlarını kendi deneyimleriyle doldurabilecek veya genişletebilecek dikkatli ve donanımlı bir okur olmalıdır; yazarın bıraktığı yerden alıp öyküyü bitirebilmelidir. Antacaklarını "dışarıda sürüp giden büyük hikayeden" seçmiştir. Öykülerinde dile önem vermiş ve bir çok imgeden yararlanmıştır. Uyar'a göre "en yetkin yapıtlar en az malzeme taşıyanlardır." Bu kitapda Handan İnci'nin seçtiği, 10 tane birbirinden değerli öyküler yer almaktadır. Birinci öykü "Çiçek Diriltileri"dir. Şükrüye, her pazar babasıyla sinemaya gidiyoruz diyip babaannesine giderler. Fakat annesi bunu bilmemektedir ve babası da söylememesi için onu uyarır. O da babasıyla kendi arasındaki bu sırrı annesine söylemez ve kendi uydurduğu filmi anlatmaya başlar. Fakat bu gidişlerinde Şükrüye bahçede oynarken bir oda keşfeder ve hasta dedesiyle karşılaşır. Dedesi çiçek dirilticisidir. Yani geçimini çiçek satarak sağlar. Onunla konuşunca dedesini sever. Bu ziyaretten sonra annesi "Film nasıldı ?" diye sorduğunda babannesine gittiklerini ve dedesini sevdiğini söyler. "Bunca ter döküyorum. Bak: her akşam geniş bir kova alırım. Çiçeklerin çürümüş saplarını, kararmış yapraklarını ayıklarım. Köklerini biraz keserek kovadaki suda dinlendiririm. Yüzlerine sık sık su serperim. Sabaha dirilirler." "Hem sonra malını elden çıkarmayı öğrenmelisin. Arasıra için yanacak, ama geçer. Soğukkanlı olmalısın. Güç iş bizimki. Başka işlere benzemez. Gazetelerin küçük ilanlarında adı geçen mesleklerden değildir." "Ayrıntıcı bir meslek... dedi ihtiyar. Herkes nasıl para kazandığıma şaşar. İşin
Sinema
Metal YorgunluğuTomris Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 20191,111 okunma