" Ah Sonya! Her şeyine nasıl da bu kadar razı olabildim? Aşkı bir daha bu denli güçlü yaşayamamak korkusu ne galip bir korkuydu içimde. Dikenli dolaşığın ile yaralanmaktan daha büyük bir korku."
Hakkımda söyledikleri her şey doğru sanırım hiç arkadaşım yok. Bu anormal olduğunu kanıtlıyormuş. Ama tanıdığım herkes ya bağırıyor ya ortalıkta çılgınca dans ediyor ya da birbirini dövüyor. Bugünlerde insanların birbirini nasıl incittiğini fark ediyor musun?
Kendimi bildim bileli birbiri ardına kitap satın alıp duruyorum.
İnşa edilen bir kütüphane, yaratılan bir hayat demektir; yığılmış kitaplar toplamı değildir asla.
“Bir görüş doğruysa, bir kez, iki kez, hatta pek çok kez susturulabilir, ama çağlar içinde onu yeniden keşfedecek insanlar genellikle çıkacaktır, ta ki baskıdan kurtulup bir daha susturulamayacak kadar ilerleyeceği olumlu koşulların ortaya çıktığı bir döneme denk gelene kadar.”
" Okumak istemiyorum ki. Asıl öğrenmem gerekenin şu kitapta olmadığını biliyorum. Okumak. Doldurmak boşlukları. Ama boşluklar rastgele açılmış asfalt delikleri değil ki. Rastgele zift dökerek kapayasın. Şimdi, kendi yalanlarımı, dar sokaklarımı, korkaklığımı, tembelliğimi, bereketli bir patlamadan çok düzelmeyecek bir kambura doğru gelişen sıkıntımı, yalnızlığımı, beceriksizliğimi tanımadan, tanıyıp da üstüne üstüne gitmeden, bu kitabı okumamın yararı var mı? Bir şeyler öğrenmek, bir şeyleri bilmek, bir şeylere daha bilen gözlerle bakmak, biraz daha yukarıdan, biraz daha ilerden, güvenmek kendine ve sonra."