"Benim de aklım var" diyerek nefsine göre dini çarpıtmamak için Kur'an, Sünnet, ashab, alim ve âriflerin yoluna sıdk ile bağlanmak gerekiyor. Dünyevî güç için her kutsalı feda etmek yerine, dinimizi ve imanımızı her düşüncemizin ve işimizin esası yapmak gerekiyor. İlim gerekiyor, ilim ehline hürmet gerekiyor. İrfan gerekiyor, irfan ehline saygı gerekiyor.
Dünyada inanmayanların kendilerine buldukları gerçeklerin hepsi görünürlükle ilgilidir. "Görmediğime inanmam" diye diye hayatlarını tüketirler. O yüzden kıymet verdikleri herşey görünür olandır. Bunun için sahih dinlerin tahrifi sırasında her gaib olan varlık ya resmedilmiştir ya da heykelleştirilmiştir. Kiliseler böyle tasvirlerle doludur.
Kendimiz olmak demek, kendi aklımız-fikrimize yaslanmak demektir. Aklı-fikri doğru anlayalım. Şikayet ve suçlu aramak yerine kendimize, işimize bakalım. Nitekim mevlamız buyurur: “Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltmeye bakın! Siz doğru yolda olduktan sonra sapanlar size zarar veremez.” (Mâide Sûresi, 105. Ayet)
"Osmanlı çok büyüktü" diye konuşup duranlarımız bile aslında Osmanlı'yı pek bilmiyorlar. Aynı olayları, aynı sloganları tekrarlayıp duruyorlar. "Osmanlı neden büyük?" diye sorduğumda cevap veremiyorlar. "Sınırları büyüktü, hazinesi büyüktü, sarayları büyüktü, nüfusu büyüktü" gibi saçma cevaplara sapıyorlar. Oysa Osmanlı büyüktü,çünkü sanattan siyasete, ticaretten eğitime kadar her alanda merkezine imanı ve kulluğu yerleştirmişti. Osmanlı kıymetli, çünkü bize kulluğun neler yapabileceğini gösteriyor.